İyi Kitap

Hayat bir anda değişirken…

Sadece bakan değil gören bir gencin, resim aracılığıyla keşfettiği hikâyeler ve felaketlere rağmen hayata tutunma çabası hepimize ilham verecek güçte.

Yazan:Karin Karakaşlı

Küçük, sıradan hayatınız beklenmedik bir felaketle yerle bir olursa, ne yaparsınız? Neler yaşar, nasıl hayata tutunursunuz? Edebiyat insan hayatını kökünden sarsan meselelere sıklıkla eğilirken, iş çocuk edebiyatına geldiğinde konuyu ele alma şekli açısından büyük bir zorluk ortaya çıkar. Acıyı, körpe ruhları örselemeden anlatmanın yolunu bulmak maharet ister. İşte o ustalığı ve hassasiyeti gösteren Rindert Kromhout, O Ağustos Günü kitabında, bir günde hayatı alt üst olan Enrico’nun hikâyesini okurun elinden umudu hiç çekip almadan anlatmayı başarıyor.

Lale Şimşek Çalışkan’ın çevirisiyle Can Çocuk’tan yayımlanan kitapta, küçük bir İtalyan köyünde yaşayan ve yaz tatili boyunca her sabah köpeği Luna’yla birlikte vadide yaşayan büyükbabası Luigi’nin ziyaretine giderek yaşlı adamın koyunlarını otlatan on dört yaşındaki Enrico ile tanışıyoruz. Enrico, küçüklüğünden beri çizer olmanın, Güzel Sanatlar Akademisi’ne giderek dünyayı keşfetmenin hayalini kurmaktadır. Elinden eskiz defterini eksik etmeyen genç, gördüğü, sevdiği her şeyi resmeder. Bu noktada öncelikle Annemarie van Haeringen’ın usta işi, sıcacık çizimlerini vurgulamak isterim, çünkü doğrudan Enrico’nun elinden çıkmış izlenimi uyandıran bu çizimler, anlatımın etkisini misliyle güçlendiriyor.

DEPREM MILAT OLUNCA
Öte yandan köyün anlatımı o derece sıcak ve ayrıntılı ki Enrico ile birlikte kendinizi portakal bahçelerinin arasından yürürken, kilisenin çanlarını işitirken hayal ediyorsunuz. Renkleri, kokuları, sesleriyle ve elbette turizm kaynağı Uçan Aziz’in hikâyesiyle bu köy alabildiğine canlanıyor gözümüzde. Yazar, deprem gününün yıkıcılığını daha da belirgin biçimde hissettiren bir kurgu tercihiyle tarihi, bizi felaketin iki hafta sonrasına götürerek geriye dönük anlatımla deprem anını canlandırıyor. Deprem, insanların gerçek kişiliğini de ortaya çıkarıyor; kimisi özveriyle dayanışıyor kimisi çıkarının peşinde koşuyor.

Birden pastoral dokunun yerini harabeler ve hayalet evler alıyor. “Enrico köyün çevresindeki dar sokaklardan dolanmak zorunda kalmıştı. Eve giden tek yol orasıydı. Evler burada karmakarışıktı, küçük bir çocuğun oyuncak yığınları gibi üst üste, yan yana sıralanmıştı. Bu yığınlar şimdi, sanki o küçük çocuk onlara bir tekme atmış gibi görünüyordu. Birçok evin duvarı artık yoktu, herkes oyuncak bebek evi gibi bu evlerin içini görüyordu.”

İLK AŞKIN MASUMIYETI
O Ağustos Günü, günlük hayat rutinine büyü katan, felaketler karşısında da sarsılmaz kalan bir ilkaşkla da okurun kalbini fethediyor. Yazar, Enrico ile annesinin işlettiği lokantaya yardım eden Teresa’nın sevgisini üç cümlede en çarpıcı hâliyle tanımlamış: “Ah Teresa! Enrico’yla birbirlerini küçüklüklerinden beri tanırlardı. Daha ufacık çocuklarken Enrico, kız olduğu için onunla dalga geçerdi. Biraz büyüdüklerinde Teresa, oğlan olduğu için o yokmuş gibi davranmaya başladı. Birkaç yıl sonraysa Enrico Teresa’ya dünyanın en güzel kızı olduğunu söyledi.”

Öte yandan Enrico’nun zihinsel sıkıntısından dolayı diğer çocukların dalga geçtiği Ida ile geliştirdiği sevgi ve güven ilişkisi de romanın kıymetli ayrıntılarından biri. Bu noktada Enrico’nun babasının “Herkesle iyi geçinen birine kimse güvenmez. Asla herkesle arkadaş olan biri olma, çocuğum,” şeklindeki öğüdünü de kayda geçmekte fayda var. O Ağustos Günü, koşullardan bağımsız iradeyle oluşturulan bir kişilik ve duruşun altını çiziyor.

“KÜÇÜK EŞEK”IN YAZARINDAN
Rindert Kromhout, sevilen “Küçük Eşek” serisiyle de Türkçede minik okurların tanıdığı bir yazar. Yine Annemarie van Haeringen’in resimlediği Küçük Eşek ve Canavar Buu!, Küçük Eşek ve Yılbaşı Kutlaması, Küçük Eşek ve Yakın Doğum Günü ve Bir Kocaman Eşek kitaplarıyla Küçük Eşek’in büyüme, dostluklar kurma, paylaşmayı öğrenme süreçlerine ortak olmuştuk.

1958’de Rotterdam’da doğan Kromhout, ilk kitabı Een Muis bij het Fornuis’i (Ocağın Yanında Bir Fare) 24 yaşındayken yayımladı. Çocuk ve gençlik edebiyatıyla ilgili eleştiri ve makaleler kaleme alan Kromhout; Olaf de Rover (Haydut Olaf), Rare Vogels (Tuhaf Kuşlar), Hens Up! ve Erge Ellie en Nare Nellie (Korkunç Ellie ve Çekilmez Nellie) kitaplarıyla alanının en prestijli ödüllerine layık görüldü ve birçok farklı dile çevrildi.

Sadece bakan değil gören bir gencin, resim aracılığıyla keşfettiği hikâyeler ve felaketlere rağmen hayata tutunma çabası hepimize ilham verecek güçte. Yaşsız ve zamansız bu kitabı birlikte okuyalım.

 

 

 

O Ağustos Günü
Rindert Kromhout
Resimleyen: Annemarie van Haeringen
Türkçeleştiren: Lale Şimşek Çalışkan
Can Çocuk, 96 sayfa

Bu yazıyı beğendin mi? Paylaş!

Yazar Hakkında

Yorum yaz