İyi Kitap

“Yaşamın anlamını, yaşamın kendisinden çok sevmek günahtır.”

Yazan: Elif Şahin Hamidi

Anlamlı bir hayat yaşamanın sırrı “ne için yaşıyorum?” sorusunda gizlidir. Ama elbette anlamın ya da bu sorunun cevabının peşinde koşarken yaşamın kendisini de ıskalamamak gerek. Çünkü Dostoyevski’nin İvan Karamazov’a söylettiği gibi “Yaşamın anlamını, yaşamın kendisinden çok sevmek günahtır.” Yani sadece anlamı üzerine düşünerek
teorik bir hayat yaşamak değil, gerçekten yaşamaktır aslolan; hayallerimizin peşine düşmek ve o yolda mutlu, umutlu ve kimi zaman başaramasak da yola devam etmektir. Hatta hayat bazen bir başkasının hayallerinin gerçekleşmesine yardımcı olmaktır. Tıpkı Fransız yazar Ingrid Chabbert’in Bir Damla Deniz isimli hikâyesindeki cesur, azimli, iyi yürekli Ali gibi.
İspanyol illüstratör Guridi’nin yalın çizgileriyle can verdiği Ali, yüz yaşındaki bir palmiyenin az ilerisinde, çölün sınırında, kerpiç bir evde, bin yaşında gibi görünen büyük büyükannesiyle huzur içinde yaşar. Ne var ki büyük büyükannenin yürümekte zorlanması, nefes nefese kalması, her adımda sızlanması küçük Ali’yi biraz endişelendirir.
Ali yaşlı kadına yanaşıp, bin yaşında gibi görünen birine sorulabilecek en güzel soruyu sorar:
“Söylesene büyük büyükanne, tüm hayallerini gerçekleştirdin mi?” Büyük büyükanne, biri dışında bütün
hayallerini gerçekleştirmiştir; sadece denizi görememiştir. Denizse çöle iki günlük yürüme mesafesindedir.
Bunu öğrenen Ali ertesi gün, büyük büyükannesine “Gidiyorum. Sana denizi getireceğim” deyip, minik kovasını eline alarak bir başına yola düşer. Ali, uzun ve zorlu bir yolculuğun ardından denizi getirmeyi başarır. Ama o minik kovaya sığan koca deniz, çölün sıcağına dayanamamıştır. Büyük büyükanneye sadece bir damla deniz kalır. Ali’nin
büyük büyükannesinin avuçlarının içine bıraktığı o bir damla deniz, yaşlı kadın için bir ömre bedeldir
hiç şüphesiz.
Chabbert, sevgi dolu bu kısacık hikâyede, yaşlılık ve ölüm kelimelerini hiç anmasa da alt metinde bu kavramları, yumuşacık bir tonda fısıldıyor aslında kulağımıza. Beri yandan da bu sonlu yaşamı anlamlı kılan şeyin küçük mutluluklar ve hayaller olduğunu hatırlatıyor. Bin yaşında bile görünse hayallerinin peşinden koşmaya devam eden büyük büyükannelerin, hayallerinde sınır tanımayan minik minik torunlarına mutlaka okuması gereken sımsıcak bir hikâye bu. Torunlar da büyük büyükannelerine okuyabilirler elbette. Şahane olur.

 

 

 

Bir Damla Deniz
Ingrid Chabbert
Resimleyen: Guridi
Türkçeleştiren: Damla Kelecioğlu
Uçanbalık, 40 sayfa

Bu yazıyı beğendin mi? Paylaş!

Yazar Hakkında

1979 doğumlu. 1998 yılında Trakya Üniversitesi EMYO Serigrafi bölümünden ve 2004 yılında Anadolu Üniversitesi İletişim Bilimleri Fakültesi Basın-Yayın bölümünden mezun oldu. Öğrencilik yıllarından bu yana çeşitli mecralarda muhabir, editör, genel yayın yönetmeni olarak görev yaptı ve “yazma” eylemini hep sürdürdü. Kitap değerlendirme yazıları, yazarlarla yaptığı söyleşiler ve hazırladığı dosya konuları Remzi Kitap Gazetesi, Roman Kahramanları, İyi Kitap, Aydınlık Kitap Eki, Cumhuriyet Kitap Eki, SoL Kitap Eki, Varlık, Tempo Kitap, sabitfikir.com, kulturservisi.com, isimizgucumuzkitap.com gibi farklı mecralarda yayınlandı. 2014 yılında Beta Yayınları tarafından yayımlanan “Sıradışı Uyumsuz Muhalif: Bir Entelektüeli Yitirmek/Vakur Kayador’un Ardından…” isimli kitapta, “Hep Vakur ve Hep Yalnızdı” başlıklı yazısıyla yer aldı. Eylül 2015’te Maltepe Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü İnsan Hakları Yüksek Lisans Programı’na kaydoldu. Ve şimdilerde tezini bitirmeye uğraşıyor. Öte yandan aynı üniversitede, İnsan Hakları Araştırma ve Uygulama Merkezi’nde Uzman olarak görev yapıyor. Elbette okuyup yazma işini de bıkmadan usanmadan hala sürdürüyor.

Yorum yaz