İyi Kitap

Çokkültürlüğe adanmış metis bir öykü

Mehmet Erkurt 29 Kasım 2018 Gençlik Kitaplığı, Mehmet Erkurt, Sayı 109 - Aralık 2018 Çokkültürlüğe adanmış metis bir öykü için yorumlar kapalı

“Çocuk ve gençlik edebiyatı hâlâ epey beyaz…”

Yazan: Mehmet Erkurt

Bazı kitaplar bizi, yaşadığımız dünyada sihirli, benzersiz, öngörülemez bir yolculuğa çıkarır. Ne öte diyarlara ihtiyaç duyarız, ne de fantastik boyutlara… Gidilen yerin egzotik mahiyeti de çok önemli değildir. Sihir ve benzersizlik, yazarın bakışında, kurgusunda, anlatımında saklıdır. Tıpkı Sjoerd Kuyper’in Dalış’ında olduğu gibi.

Müthiş bir Curaçao tasviriyle başlıyor Dalış. Yazarın da amaçladığı üzere, adaya ilgiyle, merakla, aşkla adım atıyoruz. Uçaktan inen, adanın başkenti Willemstad’ın sokaklarını adımlayan, mimarisine bakakalan, alize rüzgârını yüzünde hisseden biziz sanki… Sıra gün batımına, “flamingoların gökyüzünü pembeye boyamasına” geldiğinde ise sihirli gerçekliğin ruha üflediği ılık nefesi ensemizde hissediyor ve anlıyoruz ki bu, olayların geçeceği adaya dair bir öykü. Ne anlatılırsa anlatılsın, Curaçao hep başrolde olacak.

Derken Kraliçe Emma Köprüsü giriyor görüş alanımıza. Yeniay zamanı, siyah gökyüzü yıldızlara kalmış… Suda bazı insanlar görüyoruz. Yüzüyorlar. Köprünün altından geçip, diğer tarafa çıkıyorlar. Tam da o anda bir şey oluyor. Büyülü bir şey…

DÜNDE HAPSOLMUŞ BUGÜN
Roly ve Mila’yla tanışıyoruz. Her çocuk gibi, onlar iki “kral çocuğu”. Willemstad’da yaşıyorlar. Mila, Curaçao’lu bir anne ile babanın kızı. Roly’nin annesi ise adaya Hollanda’dan gelmiş. Roly ve Mila, mutlu aşkların mutlu çocukları olarak büyümüşler Curaçao’da. Ancak bir gün, Roly’nin babası kayıplara karışıyor. Annesi artık mutsuz ve kocası tarafından terk edildiğine emin. Oğlunu alıp Hollanda’ya dönmeye kararlı.

Roly ise babasının kimseyi terk etmediğinden emin. O işin aslını biliyor ama annesini buna ikna edemiyor. Çünkü babası zamanda kayboldu. Köprünün altından geçti ve geri dönmedi. Ne yazık ki Roly’nin bunu kanıtlayacak zamanı yok. Bunun için Mila’dan yardım istiyor. Böylece Roly’nin günceleriyle, çocukların anlatılmamış aile öyküleriyle, adanın tarihi ve gizemleriyle, kölelik yıllarına uzanan bir serüven başlıyor.

“BEYAZLIĞI” KIRMAK
Hollanda’nın sevilen şairi ve yazarı Sjoerd Kuyper’i, 2017’de sinemaya da uyarlanan Otel Büyük S.’yle tanıdık ilk. Yetişkinler için kitapları olsa da öncelikle çocuk kitapları ve senaryolarıyla tanınıyor Kuyper. Dalış onun en çok ses getiren eserlerinden biri. Burada, eserin değer görüldüğü ödüllerden birini anmakta yarar var: Jenny Smelik IBBY Ödülü.

Bu ödül, Uluslararası Çocuk Kitapları Kurulu’nun (IBBY) Hollanda şubesi tarafından, kültürel çeşitliliğe değinen, türlü etnisitelerden karakterlere ve onların ana yurtlarına ilişkin öykülere yer veren, farklı kültürleri sorunsallaştırarak değil, yapıcı biçimde bir araya getiren eserlere veriliyor. Kuyper’in eseri, IBBY’nin kuruluş düşüncelerinden biri olan “çocuk kitapları aracılığıyla uluslararası anlayış geliştirmek”le aynı doğrultuda. Kitap farklı kültürleri aynı coğrafyada, hatta aynı ailede buluşturuyor. Sevgi, aşk, arkadaşlık, Curaçao’nun tarihiyle harmanlanıyor.

Kuyper, ödül üzerine bir söyleşisinde, bu kitabı yazmaya on beş yılın sonunda cesaret edebildiğini, bunun için adaya sayısız ziyarette bulunduğunu söylüyor. Ardından, “Çocuk ve gençlik edebiyatı hâlâ epey beyaz,” derken, çokkültürlülüğe çocuk ve gençlik edebiyatında verilmeyen yere vurgu yaparak, yazarlara bir çağrıda bulunuyor.

Curaçao, Aruba ve Bonaire gibi, Hollanda’ya bağlı adalardan biri. Yaklaşık yüz elli bin kişinin yaşadığı ada çoğunlukla Afrika kökenli bir nüfusa sahip. Bu nüfusa Lübnan kökenli Araplar; Çin, Hint, Avrupa, Kolombiya ve Venezuela’dan halklar eşlik ediyor. Yerel dil olan Papiamento’yu halkın %81’i, “evde” konuşuyor. Resmi diller ise Felemenkçe ve İngilizce, Kuyper’in eleştirdiği “beyazlığı”, belki de bu halkları “azınlık” ve “öteki” kılan sömürgecilik sonrası bağlamda aramak lazım.

Gerek metinde, gerekse illüstrasyonlarda, kültürel çeşitliliğe paralel bir üslup ve anlatım çeşitliliği gözlemleniyor. Paul Biegel, Edward van de Vendel gibi Türkçeye çevrilmiş başka yazarlarla da çalışmış, ödüllü bir sanatçı olan Sanne te Loo’nun illüstrasyonları, metis anlatımlı öyküye eşlik etmekle kalmıyor, metnin ta kendisine dönüşüyor. Düz yazıya yer yer senaryolar, günlüklerden alıntılar, kısa mesajlar, mektuplar ve çizgi roman anlatımı eşlik ediyor. Bu anlatımlarda her yaşın gerçekliği capcanlı. Çocukluk, yetişkinlik, yaşlılık… Geçmişe bakış, ötekine bakış, güven ve bağlılık…

Grafiğin bizzat kurgunun parçası hâline geldiği eserlerden biri olarak Dalış, salt formatına bakarak bir ilk okuma öyküsü olarak değerlendirilmemeli. Anlatımdaki çeşitlilik, üslupsal kaymalar ve zamansal gelgitler, okurdan bağlantılar kurmasını, hatta öyküye katılmasını talep ediyor. Atmosfere dâhil olmak, karakterlerle ilişki kurmak, öykülerinde yatan referansları izlemek için belli bir okurluk deneyimine duyulan ihtiyaç kaçınılmaz.

 

 

 

Dalış
Sjoerd Kuyper
Resimleyen: Sanne te Loo
Türkçeleştiren: Erhan Gürer
Final Kültür Sanat Yayınları, 112 sayfa

Bu yazıyı beğendin mi? Paylaş!

About The Author

1983’te İstanbul’da doğdu. Galatasaray Üniversitesi İletişim Fakültesi’nin ardından, Günışığı Kitaplığı’nda, basınla ilişkiler, sosyal medya ve tanıtım içerikleri üzerine yoğunlaştıktan sonra, yayınevinin gençlik kitapları markası ON8’in editörlüğünü üstlendi. Fransızca’dan roman çevirileri yaptı. Bugün, yayıncılığa Can Çocuk’ta editör olarak devam ediyor ve Boğaziçi Üniversitesi Çeviribilim Bölümü’nde yıllardır geciktirdiği yüksek lisans tezini yazıyor. Çevirmenliği sürdürürken, sivil toplum çalışmalarından da kopmamaya çalışıyor. Kitaplar üzerine yazsa da, en çok okumayı tercih ediyor.