İyi Kitap

Yedi dağdan yağan kuş masalları

Cahit Ökmen 2 Ocak 2019 Cahit Ökmen, Çocuk Kitaplığı, Editörün Seçtikleri, Sayı 110 - Ocak 2019 Yedi dağdan yağan kuş masalları için yorumlar kapalı

Zaman zaman uyak zorlamalarına yenik düşülse de manzum kurgunun ses ve ritm özellikleri çocuklara oyun tadında bir çekicilik yaşatacaktır kanımca.

Yazan: Cahit Ökmen

Çocuk edebiyatında, bu kadar çok kuş türü adıyla karşılaştığımız bir kitap daha var mıdır? Sanırım yoktur. Öyle hemen herkesin bileceği kuş adları da değil bunlar. Lir kuşu, ötleğen, sarı çinte, kardinal kuşu, boğmaklı toygar kuşu, bıyıklı kamışçın, çapraz gaga, gökkuzgun, mezgeldek… daha onlarcası. Kitaptaki masallarda, bu kuşların adlarıyla da bağlantılı özellikleriyle, özel hikâyeleriyle pek karşılaşmıyoruz. İnsanlık tarihince kazanılan erdemlerin, insanı insan yapan değerlere ilişkin iletilerin işlenmesinde birer varlık motifi olarak metin sahnesine çıkıyor bu kuşlar…

Kuş adlarındaki bu renklilik ve zenginlik, masallarda doğrudan bir işlev yüklenmemesine karşılık, tuhaf ve çekici bir etki yaratıyor: Dilin varlıklarla adları ilişkilendirme yeteneğine, dilin baş döndürücü soyutlama gücüne yönelik bir etki. Bir şenlik ateşi gibi parlıyor bu adlar metinde. Bu kuşlar neyin nesiymiş diye, merak böceğinin kımıltılarına kayıtsız kalmayacak çocuklar için de doğanın mucizeleriyle karşı karşıya kalıp şaşkınlıklara sürüklenme olanağı yaratılıyor dolaylı olarak.

Kitap “Sus Dağı”, “Bil Dağı”, “Gör Dağı”, “Yok Dağı”, “Bul Dağı”, “Düş Dağı”, “Giz Dağı” adlarını taşıyan yedi manzum masalı içeriyor. Bu masallar, oldukça başarılı bir kurguyla bir araya getirilmiş: Masallara geçmeden, bir şiir bölümü karşılıyor bizi. Şermin Yaşar, yedi dağa konup havalanacak, farklı menzillerin yolcusu kuşlarla okuru dünyanın ve insanlığın hâllerine dair bir yolculuğa davet ediyor. Masal anlatısı içinde gerçekliğin altını çizerek: “Kapat gözlerini aç gönlünü/Aklında tut dağlarda gezip de gördüğünü/Duyacakların masal mı bilmem ama/Gerçektir dünyanın bütün bu kördüğümü.”

Yedinci masalda, bütün masal dağlarını bir karganın sırtındaki çocukla tekrar dolaşıyoruz. Masalların zekice kurgulanmış bir ileti özeti yer alıyor bu bölümde. Hepimiz kendi ömür masalımızı yaşarken o dağlardan birinin (belki de birkaçının) içine düşmüşüz/düşeceğiz, içlerinden havalanmışız/ havalanacağız. Kitap başladığı gibi bir şiirle sonlanıyor, anlamlı ve sorgulayıcı dizelerle: “Şimdi düşün bakalım çocuk musun, karga mı?/ Yoksa dolaştığımız şu çok yüksek dağlar mı?”

Özgürlük sevgisiyle kendi yolunu bulmak, zalimin karşısında korkuya teslim olup susmamak, kibre tutsak olmamak, öğrenmek ve öğrendiklerini başkalarının yararı için kullanma bilincine sahip olmak, farklılıklarla barışık olmak, kendi yolunu bulmak, paylaşmak, dostluğun öneminin farkında olmak… bu masallar aracılığıyla işlenen belli başlı temalar.

Edebiyatımızda mesnevilerden süzülüp gelen güçlü manzum hikâye geleneği içinde, türün özelliği ders veya öğüt vermeye, düşündürücü ve eğitici olmaya dayalıdır. Kuş Masalları, manzum masal türünün bu özelliklerini taşıyor elbette, fakat kuşlarla dolaşıp yeryüzüne bakarken, yıldırıcı bir didaktikliğin, kuru bir söylemin tuzağına düşmemek konusunda olabildiğince titiz davranmaya çalıştığı seziliyor yazarın.

“İyi ki ben sizi uyarmışım vaktinde/kurtardım hepinizi ‘uçalım’ dedim diye” gibi zaman zaman uyak zorlamalarına yenik düşülse de manzum kurgunun ses ve ritm özellikleri çocuklara oyun tadında bir çekicilik yaşatacaktır kanımca.

İlk masalda Simurg mitosuna, diğer masallarda baykuşun, arpacı kumrusunun, karganın evrensel masal kültüründeki yerleşik imgelerine bir selam çakılıyor. Tavus kuşunun görüntüsüne ve sesine yönelik karşıtlığa, “Herkesin kendinde olmayana özlem duyması” bağlamında yeni bir yorum getiriliyor. Ardıç kuşunun ve ardıç ağacının ortak adlara sahip olması, farklılıkların yarattığı sorunların dostluk mucizesiyle aşıldığı içe işleyen bir hikâyeye bağlanıyor. Çeşitli doğa ögeleri
(ağaçlar, rüzgâr, yağmur, buğday tarlaları, buzlu akarsular…) masalların dokusuna, anlatıyı güçlendirecek biçimde yerleştiriliyor.

Kuş Masalları’nın hemen her sayfasında, Soner Hızarcı’nın etkileyici, masalların ruhuna uygun resimleri yer alıyor. Özelikle iki sayfayı kaplayan görseller, sözcüklerin yarattığı evrene güçlü katkılar sunuyor. Hadi, gülümsemeyle takılmadan geçmeyelim, birçok sayfada o kadar sık yinelenen bir kuş motifi var ki (Özellikle 71, 78, 105.sayfalara bakanlar anlar beni), insanda, kuşun bir çizgi film kahramanı gibi, sayfalara izinsiz girip çıktığı duygusu yaratıyor.

Yeryüzünde, “barışın, paylaşmanın, iyiliğin gücü”nden yana olanlara, gökyüzünden destek geliyor, çığlık çığlığa… Kuş Masalları’yla.

Kuş Masalları
Şermin Yaşar
Resimleyen: Soner Hızarcı
Doğan Egmont, 132 sayfa

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Bu yazıyı beğendin mi? Paylaş!

About The Author

1963 yılında doğdu. ODTÜ Geliştirme Vakfı Okullarında özellikle öğretmen eğitimine yönelik Türkçe ve Edebiyat dersleri koordinatörlüğü yapıyor. 1998 yılında Öteki Yayınları’ndan yayımlanmış “Melankolik Masal” adlı bir şiir kitabı var; 1990 yılında Varlık Dergisi Şiir Başarı Ödülü’nü, 1995 yılında Behçet Aysan Şiir Ödülü’nü, 1998 yılında Orhan Murat Arıburnu Şiir Ödülü’nü aldı. Pera adında bir kızı var, Ankara’da yaşıyor.

Comments are closed.