İyi Kitap

Anneannemin Güzel Çiçekleri, çocukluktan yetişkinliğe geçerken yıldan yıla farklılaşan duygular, satır aralarında yer alan düzen eleştirisi, gündelik hayatın içinde kaybolan incelikler üzerine yazılmış naif bir hikâye.

Yazan: Ezgi Berk

Soğuk kış günlerinde içinizi ısıtacak rengârenk bir kitap okumak isterseniz Alp Gökalp’in yazdığı Anneannemin Güzel Çiçekleri tam size göre. Kitabı elinize aldığınızda daha kapağından başlayabilirsiniz oyun oynamaya. Çiçek isimlerini tahmin etmeye çalışabilir, sevgi dolu anneanne ile mahcup bakışlı kız çocuğu arasında çiçeklerle kurulan sevgi bağının nasıl geliştiği hakkında kafa yorabilirsiniz. Kapaktaki çiçekleri tanıyamazsanız üzülmeyin, sayfalar ilerledikçe her bir çiçeğin huyunu, karakterini, gündelik yaşamını öğrenip bir daha hiç unutmamak üzere hafızanıza kazıyabilirsiniz.

Anneannemin Güzel Çiçekleri, daha ilk cümleden tüm hikâyenin üzerine kurulduğu, o en can alıcı ânın bilgisini vererek başlıyor: “Anneannemin gizli bahçesi ve bahçenin güzel çiçekleriyle bir yaz tatilinde tanıştım.” Yaz tatili öncesine dönüyoruz hemen. Aileye yeni bir bebek geleceğini öğrenen anne ve babanın, hikâyenin kahramanı kız çocuğunu yaz tatili boyunca anneanneye göndermek istemeleri; bu amaçla yapılan uzun telefon görüşmeleri ve anneannenin çocuklardan pek hazzetmeyen kişiliği ile birleşince, çocuk için zor geçecek bir tatil diye düşünüp içimiz burkuluyor.

Bu sancılı başlangıca rağmen, şehirde yaşadığı hareketli ve renkli hayatla tezat oluştursa da çocuğun, anneannenin sakin yaşamından şikâyetçi olmadığını görüyoruz. Kim bilir, belki okul, etkinlik ve hobiler arasına sıkışmış günümüz şehirli çocukların da belki tüm bunları bir süreliğine arkada bırakıp sakin birkaç gün geçirmeye ihtiyaçları vardır.

Sabah kahvaltısından sonra birlikte mutfakta yapılan kekler ve börekler; en az bir saat öğle uykusu ve anneannenin de sıcak havaya aldırmadan dizlerine çektiği örtüyle mecmualarını okurken uyuyakalması; duvardaki saatin öğleden sonra 3’ü haber veren gong sesiyle başlayan telaşlı sofra hazırlıkları ve yarım saat sonra gelen teyzeler bu üç aylık tatilin her günü tekrar eden ritüellerden. Böyle bakınca sıkıcı bir yaz tatili gibi görünüyor olabilir. Ama bu tatilin çocuk için ne kadar iyileştirici olduğu onun duygularında gizli: “Şimdi düşünüyorum da, çocukluğumun en güzel tatilini anneannemle iyice yakınlaştığım o yaz yaşamışım meğer.”

Bu yaz tatilinin en büyülü bölümü, anneanne torun arasında kurulan güvenli ilişki sonrası başlıyor. Anneanne dışında hiç kimsenin içinde ne olduğunu bilmediği arka oda, elbette torununun bir numaralı merak konusu. Çeşitli denemelerle odaya ulaşmaya çalışsa da başarılı olamayan çocuğa, anneannesi bir gün odanın kapısını açıyor ve bu hikâyenin üzerine sihirli toz zerrecikleri dökülmeye başlıyor. Evet bildiniz, odada birbirinden güzel bir sürü çiçek var! Bu oda, aynı zamanda evin arka bahçesine açılıyor ve anneanne o bahçeyi sera olarak düzenlemiş. Çocuğun karşılaştığı ilk çiçek Krizantem, yani kasımpatı. Ya da anneannenin çocuğa söylediği gibi Kâzım Bey. Çocuğun ona hayretler içinde çiçeğe baktığını gören anneanne başlıyor Kâzım Bey’in hikâyesini anlatmaya: “Kâzım Bey devlet dairesinde çalışırdı. Her gün kendisi için belirlenen saatlerde evle iş arası gider gelirdi. Belirlenen bir rutini, görevleri ve konuşma tarzı vardı; kendisi için bir başkası tarafından belirlenen. (…) Ama Kâzım Bey’in belirlenmemiş, sadece ona özgü, onun varlığını belirgin kılan bir şeyi vardı: Büyük bir ponponu andıran, çoook uzaklardan bile o olduğunu belli eden şapkası.”

Kâzım Bey gibi, odadaki tüm çiçeklerin bir adı ve hikâyesi var. Sayfalar yeni yeni karakterlerle şenlenirken yaz tatilinin sonu geliyor ve çocuk da anneannenin evinden ayrılıp yine şehir hayatındaki rutinine geri dönüyor. Daha sonra anneannesine gitse de evin kalabalığı arasında küçük bir an yakalayabiliyorlar ve o an, hafızaya kazınan en kuvvetli anı olarak
yerini alıyor çocuğun zihninde. Yılların birbirini kovalaması ile çocuğun büyüyüp yetişkin dünyasına dahil olmasıyla unuttuğu bu büyülü dünyadan ona kalan bir minik hediye, işte bu hikâyeyi okumamıza vesile oluyor.

Anneannemin Güzel Çiçekleri
Alp Gökalp
Resimleyen: Duygu Topçu
Can Çocuk Yayınları, 84 sayfa

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Bu yazıyı beğendin mi? Paylaş!

About The Author

Yorum yaz