İyi Kitap

Neyse ki ateş püsküren ejderhalara karşı bilim hep bizim yanımızda. Biliminsanlarının gözlem, deney, akıl yürütme ve elbette ki çok çalışmaya dayalı keşifleri, hayatımızdaki ejderhaları birer birer ortadan kaldırdı.

Yazan: Safter Korkmaz

Ejdarha mitinin, sadece fantastik edebiyatın, rol yapma oyunlarının ya da Orta Çağ filmlerinin vazgeçilmez motiflerinden biri olduğunu mu sanıyorsunuz? Öyleyse bir kez daha düşünün. Hatta en iyisi, Sean Connolly’nin Felaketsavar Bilim Tutkunları kitabını alın, okuyun. “Orta Çağ’dan kalma eski Avrupa haritalarında, karadan fazla açılan denizcileri
uyaran notlar bulunurdu; o notlarda, Dünya’nın kenarında yaşadığına inanılan ejderhalara karşı uyarmak için ‘Ejderha Çıksa Yeridir’ ibaresi olurdu.” diye açıklıyor Connolly kitabında. Orta Çağ insanının, düz olduğuna inandığı Dünya’nın kenarından düşmekten nasıl korktuğunu tahmin etmek zor değil. Bilinmeyenden, anlaşılamayandan hep
korkmadı mı insan?

Neyse ki ateş püsküren ejderhalara karşı bilim hep bizim yanımızda. Biliminsanlarının gözlem, deney, akıl yürütme ve elbette ki çok çalışmaya dayalı keşifleri, hayatımızdaki ejderhaları birer birer ortadan kaldırdı. Örneğin Aristoteles, Ay tutulmalarını ve yıldız kümelerini gözlemleyerek Dünya’nın düz değil, küre -daha doğrusu geoit- olduğunu keşfetti.

Bugün haritalarımızda ejderha çizimleri yoksa bunu parlak zırhlı şövalyelere değil Aristoteles’e borçluyuz.

Ancak ejderhalara karşı mücadele sadece biliminsanlarının işi değil. Bilimsel bilgiden ve bilimsel yöntemden uzaklaştıkça, ejderhaların hortlayabileceği göz ardı edilmemeli. Geçtiğimiz aylarda okuduğum bir haberde ABD’de yapılan bir araştırmaya göre, Y kuşağı olarak adlandırılan genç nüfusun neredeyse üçte birinin dünyanın düz olduğuna inandığı söyleniyordu. Bu araştırmaya ne kadar güvenilir, durum bu kadar sarsıcı mıdır bilemiyorum. Ancak ülkemizde de dünyanın düz olduğuna inanan ciddi bir kitlenin varlığından haberdarım. Kimi inançları gereği kimi komplo teorilerine olan merakından, ama sonuçta hepsi de bilimsel yöntemden olabildiğince uzak bu kitlenin varlığı daha şimdiden yeni düz dünya haritaları çizilmesine neden olmaya başladı bile… İşte Felaketsavar Bilim Tutkunları gibi kitapları bu nedenle çok önemsiyorum. Çocuk ve gençleri bilimsel bilgiyle, bilim tarihiyle, bilim felsefesi ve metodolojisiyle buluşturan önemli kaynaklar bunlar.

NEDEN “FELAKETSAVAR”
Felaketsavar Bilim Tutkunları, 34 bölümden oluşuyor. Taş Devri aletlerinden başlayıp Büyük Hadron Çarpıştırıcısı’na ulaşana dek, yaklaşık 2 milyon yıllık bilim tarihi içinde bir gezintiye davet ediyor okuru. Göz alıcı tasarımı, kaliteli baskısı, görsel zenginliğiyle genç okuru cezbedeceğini düşündüğüm kitap, içeriğiyle de ilgi merkezi olmaya aday.

Biliminsanları ve buluşlarıyla ilgili aktardığı ilginç bilgiler, okurun kitabı sıkılmadan takip edebilmesini sağlıyor. Her bölümün sonuna eklenen, “İşin Ardındaki Bilim” başlıklı açıklamalar ve toplamda 50’yi bulan deney anlatımları olmasa, bir bilimsel başvuru kitabından çok, heyecanlı bir bilim tarihi anlatısı okuduğunuzu düşünebilirsiniz. Öte yandan sakın yanlış anlaşılmasın, çocuk ve genç okur gözetilerek derlenen bilimsel bilgiler, akıcı anlatım diliyle birleştiğinde sıkıcı olmaktan uzak, iyi bir okuma deneyimi sunuyor.

Kitabın kapağında “Genç ve Gözü Pek Bilimciler İçin 50 Müthiş Deney!” alt başlığıyla okura haber verilen deneyler ise kitabın ismine de uygun bir şekilde, içerdikleri olası risklere göre sınıflandırılmışlar. Kitabın başında açıklaması verilen “Felaketölçer Tablosu”nu inceleyen çocuk okur, hangi deneyleri yetişkin gözetiminde yapması gerektiğini görebiliyor. Risk deyince gözünüz korkmasın, bazı deneylerde kullanılması gereken kesici gereç ve ısı kaynakları ile ilgili nüktedan bir uyarı bu…

Peki ama nereden çıktı bu “felaketsavar”lar, “felaketölçer” ler derseniz; Connolly, kitabının girişine eklediği “Başlarken” yazısında şöyle açıklıyor: “… bilimcilerin çoğu icatların, insanlığın yararına değil, zararına kullanıldığını gördü. Teknolojinin silah hâline gelmesi, ok ve yay kullanılan eski çağlardan, atomun parçalandığı günümüze dek değişmedi.”
Yazar, -çoğu zaman- bilimsel gelişmelerin faydalarının, sebep olacakları potansiyel felaketlerin önüne geçmeyi başardığını söylerken yine de bizi uyarmayı ihmal etmiyor: “… Büyük Hadron Çarpıştırıcısı’nın, kurtarıcı ya da felaket getirici etkilerinden kim emin olabilir ki?” Emin olmak mümkün değil belki ama çocuklarımızı bilim tarihi ve felsefesiyle
erken yaşta tanıştırarak riski en aza indirmek mümkün.

Felaketsavar Bilim Tutkunları
Sean Connolly
Resimleyen: Robert James
Türkçeleştiren: İpek Güneş Çıgay
Tudem Yayınları, 320 sayfa

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Bu yazıyı beğendin mi? Paylaş!

About The Author

İstanbul Üniversitesi Elektronik Mühendisliği bölümünden mezun oldu. 1994 yılından bu yana yayıncılık alanında çalışıyor. Pek çok yayınevinde farklı görevlerde bulundu. “Cankurtaran Şövalyeleri İstanbul Dehlizlerinde” adında, Günışığı Kitaplığı’ndan yayınlanmış bir çocuk romanı var. İyi Kitap’ın sorumlu yazı işleri müdürü ve editörü olarak çalışma yaşamına devam ediyor.

Yorum yaz