İyi Kitap

Kuşaklararası bir dostluk öyküsü

Ali Nesin’in Türkçesi ile dilimize kazandırılan “Büyük Kurt & Küçük Kurt” serisi sıcacık anlatımı ve bu anlatımı sonuna kadar destekleyen enfes illüstrasyonlarıyla sadece çocukların değil, her yaştan okurun gönlünü fethedecek bir büyüye sahip.

Yazan: M. Banu Aksoy

Büyük Kurt kendini bildi bileli aynı tepede, aynı ağacın altında yaşamaktadır. Günün birinde Küçük Kurt, ufukta ufacık bir nokta olarak belirir ve ağır ağır Büyük Kurt’un hayatının tam ortasına doğru ilerler; teklifsizce diğerinin hayatına dahil eder kendini. “Birbirlerini göz ucuyla süzüyorlardı; öylesine, içlerinde kötülük barındırmadan.” Büyük Kurt ne yaparsa o da aynısını yapmaya çalışır. Büyük Kurt içten içe rahatsızlık duyar bu hareketlerden. Yine de Küçük Kurt’a sırt çevirmez. Gece üşüdüğünü görünce yorganının bir parçasını uzatır ona; yemek yerken Küçük’ün de önüne bir tabak koyar. Büyük Kurt bir gün yürüyüşten döndüğünde Küçük Kurt’u bulamaz. Başta dert etmez. Ancak zaman geçip de Küçük Kurt geri gelmeyince hiç bilmediği duygular hissetmeye başlar. “Ve ilk kez şöyle düşündü: ‘Küçücük, hatta minnacık bir şey, kalpte ne kadar yer kaplayabiliyormuş, hem de koskocaman bir yer…’”

Nesin Yayınevi Çocuk Cenneti Kitaplığı’ndan çıkan “Büyük Kurt & Küçük Kurt” serisinin ilk kitabı olan Beklenmeyen Misafir, neyse ki iki kurdun kavuşmasıyla mutlu sonlanıyor. Sessiz ve kendiliğinden başlayan bu dostluk öyküsü, serinin diğer kitaplarında kendine has akışıyla devam ediyor. Düşmek Bilmeyen Yaprak adını taşıyan ikinci öykünün de ilkinde olduğu gibi mevsimlere yayılan bir kurgusu var. Ağacın tepesinde yemyeşil minicik yaprak Küçük Kurt’un iştahını o kadar kabartır ki, Büyük Kurt’tan o yaprağı kendisi için kopartmasını ister. Büyük Kurt ona beklemesini söyler; nasılsa yaprak kendiliğinden düşecektir. Yaz gelir, yaprak düşmez. Oysa şimdi kopkoyu ve bir ayna kadar parlaktır ve
Küçük Kurt onu bir ayna gibi kullanmayı çok istemektedir. Büyük Kurt yine beklemesini söyler. Sonbahar geldiğinde yaprak öyle güzel bir kahverengiye dönmüştür ki Küçük Kurt’un tek istediği ona dokunabilmek ve yanağına sürtebilmektir. Yaprak yine düşmez. Kış geldiğinde Büyük Kurt artık kararını vermiştir. “’Ağaca çıkacağım,’ dedi. Durduk yerde. Hiç neden yokken. Sadece Küçük Kurt’un gözlerindeki pırıltıyı görmek için.” Büyük Kurt’un yaprağa ulaşma macerası ve Küçük Kurt’un yaprağa kavuşması eşsiz birer deneyim olarak hanelerine yazılır.

Serinin son kitabı ise Güzelim Portakal adını taşıyor. Kurtlar bir gün altında uyudukları ağaçta yusyuvarlak, alımlı ve tupturuncu bir portakal görürler. Gördükleri andan itibaren de onu koparmaktan başka bir şey düşünmezler. Ağaca tırmanıp portakalı koparmak kolaydır; mesele ondan sonra başlar. Portakal ellerinden kayıp gider ve “tuhaf bir ormana” doğru yuvarlanarak gidip gözden kaybolur. Bir sonraki sayfada tuhaf ormanın, ağacın bulunduğu tepeyi çevreleyen bir binalar yığını olduğunu görürüz. İlk iki kitapta olmayan ve aradan geçen zamanda o güzelim çayırları kaplayan bir şehir… Önce portakal, ardından onun peşinden giden Küçük Kurt kaybolur. Büyük Kurt başlangıçta sakin kalmaya çalışsa da panik duygusu giderek büyürken, ummadığı bir yerde, ummadığı bir ortamda Küçük Kurt’la tekrar kavuşur.

Yazar Nadine Brun-Cosme okuru pek çok duygu arasında gezdiriyor. Münzevilik, yalnızlık, paylaşmak, başkasını mutlu etmek, küçük şeylerden mutlu olmak, bazen hiç konuşmadan anlaşabilmek Brun-Cosme’nin kaleminden son derece yalın cümlelerle anlam kazanıyor.

Kitapların resimleriyse daha önce başka çeviri kitaplardan da bildiğimiz Olivier Tallec’e ait. Tallec “Rita ve Adsız” serisi ile Bul Bakalım Kim?, Bil Bakalım Kim? ve Hatırla Bakalım Kim? üçlemesinde beyaz fon üzerinde figürleri ön plana çıkarırken “Büyük Kurt & Küçük Kurt” serisinde renklerin dans ettiği, geniş planlı, anıtsal kompozisyonlara imza atmış. Renk paleti duygulara ya da mevsimlere göre sürekli değişirken, yer yer siyah-beyaz tonlarının içinde birkaç noktaya dokundurulan renklerle dramatik anlar daha da vurgulanmış.

Büyük Kurt ve Küçük Kurt kitapları elime geçtiğinden beri sayısız kere kendime veya oğullarıma okudum. Her defasında yüreğimin derinliklerine kadar sıcak kakao kıvamında bir şeyler aktı. Çocuklarımın yüzlerindeki gülümseme ve gözlerindeki yıldız parıltılarına bakılırsa onlar da Büyük ve Küçük Kurt’a karşı boş değiller. Ali Nesin’in Türkçesi ile dilimize kazandırılan “Büyük Kurt & Küçük Kurt” serisi sıcacık anlatımı ve bu anlatımı sonuna kadar destekleyen enfes illüstrasyonlarıyla sadece çocukların değil, her yaştan okurun gönlünü fethedecek bir büyüye sahip.

Büyük Kurt & Küçük Kurt/
• Beklenmeyen Misafir
• Düşmek Bilmeyen Yaprak
• Güzelim Portakal
Nadine Brun-Cosme
Resimleyen: Olivier Tallec
Türkçeleştiren: Ali Nesin
Nesin Yayınevi, 32 sayfa

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Bu yazıyı beğendin mi? Paylaş!

About The Author

MSGSÜ’de Sanat Tarihi eğitimi aldım. Çeşitli kültür sanat ve çocuk programlarında metin yazarlığı ve senaristlik yaptım. 2010’dan beri eşim Yıldıray’la birlikte Bir Dolap Kitap adlı blogda sevdiğimiz çocuk kitapları hakkında yazıyor, Açık Radyo’da aynı isimli programı sürdürüyoruz. Son iki yıldır genel kültür dergisi Dünyalı’nın ekibindeyim. Az sayıda kitabım, çok sayıda hayalim var. İki küçük oğlumdan fırsat bulur bulmaz yazmaya, seramik ve origami yapmaya ve bisiklete binmeye kaldığım yerden devam edeceğim.

Yorum yaz