İyi Kitap

Herkes boynunu sevmek zorunda mı?

Kabuk olmak da hiç kolay değil dostum.

Yazan: Burcu Arman

Kendimizi sevmiyoruz. Ya da illa bir yerimizi cidden sevmiyoruz. Bu, tüm çağlarda böyle miydi ya da insanın gerçek doğasında var mı bilmiyorum. Ama bugün kendini bütünüyle seven ve aynadaki hâlinden memnun olan kaç kişi tanıdığınızı bir düşünün. Bunu çocuğunuza nasıl anlatıyorsunuz? Herkesin farklı olduğunu, farklı olmanın kötü bir şey olmadığını, hatta insanın kendine has özelliklerinin onun kişiliğini oluşturduğunu… Jory John ve Lane Smith bunu olabilecek en tatlı yoldan yapmış gibi görünüyor.

Bir zürafanın derdi ne olabilir? Tahmin edin. Farkları ayırt etmeye şartlanmış gözleriniz onu tanımasa bile “boynu” diyecektir zaten. Doğru tahmin! Onun herkesten uzun, saklanmasını imkânsız kılan, onlarca papyon taksa da gizleyemediği boynuyla başı dertte. Sanki herkes ona bakıyor, onun arkasından konuşuyor… Çünkü ona göre zaten; çok uzun, çok bükülen, çok dar, çok hantal, çok yüksek yani nasıl desem fazla boyun gibi bir boyun. Oysa başkaları öyle mi? Mesela zebranın ne kadar klas bir boynu var. Peki ya fil! Ne kadar da heybetli. Bir de kıvır kıvır tüyleriyle aslan var… Ah bakılırsa herkes zürafadan güzel. Kaplumbağa var bir de. Ne güzel istese hemencecik saklanabiliyor…

Eh bir de ona sormalı! Elbette masal bu ya kaplumbağa da memnun değildir kendinden. Yüksek muz ağaçlarına uzanamadığı için muzun tadının nasıl olduğunu bilemez çünkü. İşte böyle başlar Züraf’la Kabuk’un dostluğu. İlk sohbette Züraf fark eder ki Kabuk olmak da hiç kolay değildir. Muzun oluşumunu ancak hüzünle izleyebilir çünkü o.

Züraf, Kabuk için uzun boynunun avantajını kullanır ve ona bir muz koparır. Kabuk’un ilk muzudur bu. Muhtemelen asla unutmayacağı bir tat!

Hikâyenin sonunda Züraf’ın boynuna âşık olacağını sanıyorsanız yanıldınız. Belki de öykünün en tatlı noktası bu; gizli gerçekçiliği. Başta sorduğum soruya geri dönüyorum. Kendimizi her şeyimizle sevmek zorunda mıyız? Zürafa hâlâ boynuna bayılmıyor ama avantajlarını da görmüyor değil. Biriyle paylaştığında gün batımının daha tatlı bir yer olduğunu görmüş olabilir mesela. Ya da kimsenin mükemmel olmadığını, herkesin kendince kusurlardan var olduğunu. İşte mesele bu ya, kusur gördüklerinle yine de mutlu yaşamak!

Bir Zürafanın Dertleri
Jory John
Resimleyen: Lane Smith
Türkçeleştiren: Mehmet Barış Albayrak
Çınar Yayınları, 36 sayfa

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Bu yazıyı beğendin mi? Paylaş!

About The Author

Yorum yaz