İyi Kitap

Öğretmenim, canım benim…

“Başka türlü bir eğitim anlayışının mümkün” olduğunu gösteren kişinin, cadı şapkası ve eski gece elbiseleriyle dolaşıp çakıl taşıyla konuşan, tuhaf biri olarak resmedilmesi “eğlenceli” olsa da “ancak böyle olabilirdi zaten,” diye mi düşünmeli genç okurlar?

Yazan: Alev Karakartal

Galiba 7-8 yaşlarındaydım. Mahallemizin, eski filmler gösteren, küçük, yazlık sinemasında, okul arkadaşlarımla birlikte izlediğim ve sonradan orijinal adının “Mary Poppins” olduğunu öğrendiğim “Sihirli Dadı”nın acayip dünyası karşısında büyülendiğimi hatırlıyorum. Gökten şemsiyeyle inen, çantasından katlanır yatak dahil türlü acayip şey çıkaran, sihir becerileriyle tüm aileye mutluluk ve eğlence getiren esrarengiz mürebbiyeye hayran kalmış; hayatımda ilk kez, sadece onun gibi bir dadım olsun diye zengin olmayı dilemiştim. Çok sonraları filmin Pamela Travers’in, fantastik çocuk edebiyatının klasikleşmiş örnekleri arasında yer alan kitap serisine dayandığını öğrendim. Artık çocuk değildim. Ne kadar sihirli ve eğlenceli olursa olsun dadılar ilgi alanımın dışına çıkmış, yerine yüzyılın başında kadın bir oyuncu, gazeteci ve yazar olmanın sancılarıyla boğuşan Travers girmişti.

Şimdi, yıllar sonra bütün bu anıları çağıran bir kitap var elimde: Yeni Öğretmen. Kanadalı yazar Dominique Demers’in çok popüler, tıpkı Mary Poppins gibi filmlere konu olmuş, çok satan “Bayan Charlotte’un Maceraları” serisinin ilk kitabı. Can Yayınları, birer ay arayla Yeni Öğretmen’i ve dizinin ikinci kitabı Gizemli Kütüphaneci’yi Türkiyeli çocukların ilgisine sunmuş.

Dokuz yaşında bir kız çocuğunun gözünden anlatılan hikâye, öğretmenlerinin doğum iznine çıkması üzerine, yeni öğretmenlerini bekleyen bir ilkokul sınıfında başlıyor: “Öğretmenlerin çoğu hızlı yürür. Hep aceleleri vardır. Ayakkabıların topuklarından çıkan tak! tuk! tak! tuk! sesleri koridorlarda yankılanır. Fakat o sabah durum farklıydı. Yeni öğretmenimiz her şeyi ağırdan alıyordu. İki üç tıp tıp sesi duyduk, o kadar. Yeni öğretmenimiz acele etmek şöyle dursun, koridorda sallana sallana yürüyordu sanki”

Bu cümleler hikâyenin çocuk kahramanları kadar, okuru da “değişik” biriyle karşılaşmaya hazırlıyor. Adının Bayan Charlotte olduğunu bile sayfalar sonra öğreneceğimiz yeni öğretmen, hakikaten de farklı. Bir kere yaşlı ve sırık fasulyesi gibi. Kurdeleler ve dantellerle bezeli, eski moda, solmuş bir gece elbisesi giyiyor. Kafasında, tepesi yuvarlak, geniş, cadı şapkalarına benzeyen bir şapka; ayaklarında diğer öğretmenler gibi yüksek topuklu, minik ayakkabılar değil, kalın tabanlı yürüyüş botları var. Yetmiyormuş gibi şapkasının içinde sakladığı, adı Gertrude olan bir çakıl taşıyla konuşuyor. Asıl başkalığı ise eğitim öğretim anlayışında. Sayfalar boyunca onu eteklerine beline toplayıp öğrencileriyle futbol oynarken, matematik, yabancı dil ve gramer derslerini yaratıcı ve eğlenceli yöntemlerle işlerken, öğrencilerinin hayal gücünü parlatıp en iyi oldukları alanı ortaya çıkarırken, anlattığı hikâyelerle öğrencilerinin hayatlarını değiştirirken izliyoruz. Elbette beklendiği üzere okul yöneticilerinin ve velilerin “başka türlü” olana karşı şüpheciliği ve huzursuzluğuna karşı, kendisinin pek değilse de öğrencilerinin mücadelesini de…

Eğitim-öğretim faaliyeti, dünyanın bütün ülkelerinin ve yöneticilerinin kafa yorduğu, nesilleri ve geleceği belirleyen bir mesele. Kuzey ülkeleri, özellikle de Finlandiya’nın özgürlükçü ya da diyelim Güney Kore’nin yaratıcılığı cesaretlendiren yaklaşımları tüm dünya tarafından biraz da imrenmeyle izlenirken, çocuk kitaplarının hakim olan sisteme uyumu gözeten anlayışa eleştirel yaklaşımda bulunması da doğal ve gerekli elbette. Ancak Yeni Öğretmen ve benzer kurguya sahip hikâyeler buna ne kadar hizmet ediyor, orası hayli kuşkulu. Serinin hemen tümünde olayların “gizemli, egzantrik hatta uygunsuz ve uyumsuz” bir kadının bir kasabada belirivermesiyle başlaması, alışılmışın dışında, sistem dışı olana yönelik “uzaylı” tanımlamaları, altını çize çize “farklı” oluşuna yapılan vurgunun altan alta bir “anormalliği” simgelemesi önemli bir sorun misal. “Başka türlü bir eğitim anlayışının mümkün” olduğunu gösteren kişinin, cadı şapkası ve eski gece elbiseleriyle dolaşıp çakıl taşıyla konuşan, tuhaf, üstelik “illegal” biri olarak resmedilmesi “eğlenceli” olsa da “ancak böyle olabilirdi zaten,” diye mi düşünmeli genç okurlar? Olanın dışında, onu değiştirebilecek birinin norm içi ve alışıldık oluşu, hikâyenin üzerine serpilmiş peri tozuna halel mi getirir? Galiba öyle.

Demers çok ödüllü, sadece onlarca kitabı değil, onlardan uyarlanan filmlerin senaryolarını da yazan, radyo ve tv programları yapan, doktora sahibi biri. Popüler ve çok satan kitaplar yazmanın bütün inceliklerine hakim olduğunu söylemek abes olmaz. Keşke, hâlâ üretiyorken sıradanın içinde saklı “kahramanlığına” da gözü takılsa. Zira başka bir dünya tasavvuru, ayrıksı ve “kafadan çatlak” gibi görünen kişilerin uhdesinde olmaktan ziyade olağanın gücüyle müsemma, ihtimal o da bilir. Yine de çevresindeki çocuklara iyi yazılmış, iyi çizilmiş, iyi çevrilmiş küçük bir kitap hediye etmek isteyenlerin elini tutmayalım. Değişiklik, iyidir.

Yeni Öğretmen
Dominique Demers
Resimleyen: Tony Ross
Türkçeleştiren: İpek Şoran
Can Çocuk Yayınları, 64 sayfa

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Bu yazıyı beğendin mi? Paylaş!

About The Author

Alev Karakartal Gazeteci. İstanbul’da doğdu, yaşıyor. 8 kardeşin en büyüğü. Kedileri, kitapları, ağaçları, yıldızları ve trenleri seviyor. Bir sonraki yaşamında, bir Rönesans bilim/sanat/teknoloji/mühendislik/mimarlık vb. insanı olmayı umuyor…

Yorum yaz