İyi Kitap

Yaşama anlam ve derinlik kazandırmak: Bilim, teknoloji ve sanatla iç içe

“Vermeden almak, üretmeden tüketmek temiz bir vicdanı rahatsız eder. Sırf bunun için bile emek verenlerden olmaya değer. Bilim, mühendislik, teknoloji, sanat, matematik ve felsefe emek vermek için muhteşem alanlar. Beş bin yıl önce aramızdan ayrılan biri çıkıp gelse onu şaşırtan neredeyse her şey, ömrünü bu alanlara adamış insanların eserleri olur.”

Yazan: Cahit Ökmen

İnsanı insan yapan bu emek alanlarının birikimini ve birbirini besleyişini, tarihsel ve toplumsal koşullar içindeki dönüşümleriyle, bir eğitim yaklaşımı içinde ele alan bir kitaba kayıtsız kalınabilir mi? Kurgusuyla, hedeflediği okur kitlesini güçlü biçimde yakalama olanağı veren renkli, esprili dili ve anlatımıyla; bilim, teknoloji ve sanatın insanın merak ve yaratıcılığıyla biçimlenişini ve dönüşümünü irdeleyen dört dörtlük bir eğitim kitabıyla karşı karşıyasın ey okur! Toprak Işık, kitabında “Teoriden Pratiğe STEAM Eğitimi”ni anlatıyor… Nedir bu eğitim yaklaşımı?

STEM, İngilizcedeki bilim, teknoloji, mühendislik ve matematik sözcüklerinin bir araya gelmesiyle oluşmuş. Bu sözcüklerin bir araya gelişini ve STEAM’a dönüşümünü yazarın ifadesiyle açıklayalım: “Bildiğimiz eğitimde matematiği ayrı öğrenirsin, fiziği ayrı, kimyayı ayrı. STEM, onu öyle yapmayın, hepsini birlikte, daha doğrusu birbirleriyle ilişkilendirerek öğrenin diyor bize. Hatta buna sanatı da ekleyenler var. O zaman da STEAM oluyor. Sanatın İngilizcedeki karşılığı ‘art’ ya, o yüzden araya bir de A sokuyorlar.” Toprak Işık, “Hayatı anlamak için felsefe şart” görüşünde. Bu nedenle, kitap boyunca bu alanların birbirleriyle ilişkisini “teoriden pratiğe” tatlı tatlı anlatırken felsefe boyutunu hiç ihmal etmiyor. Ardı ardına yaşanan buhar gücü, elektrik, bilgisayar ve yapay zekâyla simgelenen sanayi devrimleriyle eğitim yaklaşımları da değişime uğruyor. Toprak Işık, kitabı boyunca tüm değişim ve dönüşümlerin öznesi olan insanı ve onun bilimsel evrimini, bu değişim ve dönüşümlerin tarihsel ve toplumsal sonuçlarını da sorgulayarak, yaşama derinlik, güzellik ve anlam katmayla biçimlenmiş bir “insanlık kültürü”nün gerekliliğini vurgulayarak ele alıyor.

Kitap öğrencilerle sohbet eder gibi, rahat ve esprili bir dille yazılmış. Örneğin, STEAM Eğitimi’nin de dayandığı, genel eğitim yaklaşımına ilişkin “bombalarını patlatırken” ironik bir tutumla, anlatımını şöyle renklendiriyor: “Eğitim… hayatın en büyük eğlencelerinden biri… Yoksa bunu daha önce söyleyen olmadı mı? Eğitimin içinde ne büyük keyifler barındırdığını şimdiye kadar sakladılar mı senden? İnanamıyorum. Biz büyükleri ne yapmalı, nasıl akıllandırmalı bilmiyorum. İşin en önemli kısmını gizlemek konusunda müthiş beceri sahibiyiz. Bunun için tebrik ediyorum kendimizi. ‘Hatta bana eğitimin çok sıkıcı olduğunu söylediler.’ Ciddi olamazsın. Lütfen bana biraz zaman ver; başımı vuracak kocaman bir taş bulup geleceğim.” Toprak Işık bu “bombalarını”, eğitimin sadece okulda ve sıralarda gerçekleşmediğini, yaşamın her alanında ve her yerde devam eden bir süreç olduğunu, öğrencinin sınıfta bir çanta gibi durmayıp eğitime etkin biçimde katılması gerektiğini, sahada olanın öğrenci olduğunu, iyi bir öğretmenin, iyi bir antrenör gibi ona rehberlik edeceğini… söyleyerek sürdürüyor.

Yazar, STEAM Öğretimi’yle ilgili anlattıklarını kitaba serpiştirdiği küçük, oyun tadı veren, keşfe dayalı, eğlenceli deneylerle pratiğe döküyor. Bu deneylerde bilimin birçok yasası, işleyiş kuralı ve bilim insanlarının merak duygusuna dayalı çabaları da doğallıkla devreye giriveriyor. Kitabın en dikkat çekici yanlarından biri de yazarın her şeyi kendisinin anlatmayıp okuru araştırmaya yönelten tutumu. Deneylerde de problemin çözümünü okura bırakıyor, okurun çözüm yolları üstünde düşünmesini istiyor: “Şunu bir kağıda yaz lütfen: Her şeyi birinin bana anlatmasını beklemeyeceğime, yağmur, kar, çamur demeden üşenmeden kendim araştıracağıma ant içerim.”

Kitap, STEAM Eğitimi’nde önemli kavramların vurgulanmasıyla sürüyor: İşbirliğinde takım arkadaşının rakip olmadığının ve uyumun gerekliliğinin, iletişimde kişinin söylediğinden daha önemlisinin karşısındakinin ne anladığı olduğunun altı çiziliyor. Araştırmada dev bilgi yığınlarının arasında doğru ve işe yarayan bilgiyi çekip çıkarmanın; problem çözmede, problemi fark etmenin ve üstüne düşünmenin önemi dile getiriliyor. Eleştirel düşünmenin yanlış, kirli, taraflı, kandırıcı bilgiyi ayırt etmek ve bilginin kaynağını araştırmak olduğu, yaratıcı düşünmenin ise hayal gücünü devreye sokmak ve hayalleri eylemle buluşturmak olduğu belirtiliyor. Yazar, tüm bunların “şahane bir eğitimin kazandırması beklenen özellikler” olduğunu vurguluyor.

Kitabının en önemli vurgularından biri de düşüncenin dille gerçekleştiği, insanının dilinin sınırlarının dünyasının sınırlarını da belirlediği: “Farkında mısın, dilinle düşünüyorsun. Dilinin yetmediklerini düşünemezsin ki. (…) pek çok akıllı insan dilin düşüncelerimizin evi olduğunu söylüyor bize. Dilin yetersiz olursa düşüncelerin de yetersiz olur.”

Toprak Işık, bir bilim insanı. Bilim ve teknolojiye ilişkin görüş ve deneyimlerin merkezde olduğu, diğer disiplin alanlarının öneminin her fırsatta vurgulandığı kitabını, üç sanayi devriminin içinde yer alamamış, “treni kaçırmış” bir ülkenin, Endüstri 4.0’ı ıskalamayacağı umuduyla bitiriyor: “Yeni sanayi devrimine biz de katılacağız. İşte bunun için yeni çağın bilgisini, bilimini, sanatını ve felsefesini öğrenmeye mecburuz.”

 

 

 

Yeni Ufuklar
Teoriden Pratiğe STEAM Eğitimi
Toprak Işık
Resimleyen: Doğan Gençsoy
Doğan Egmont Yayınları
180 sayfa

Bu yazıyı beğendin mi? Paylaş!

About The Author

1963 yılında doğdu. ODTÜ Geliştirme Vakfı Okullarında özellikle öğretmen eğitimine yönelik Türkçe ve Edebiyat dersleri koordinatörlüğü yapıyor. 1998 yılında Öteki Yayınları’ndan yayımlanmış “Melankolik Masal” adlı bir şiir kitabı var; 1990 yılında Varlık Dergisi Şiir Başarı Ödülü’nü, 1995 yılında Behçet Aysan Şiir Ödülü’nü, 1998 yılında Orhan Murat Arıburnu Şiir Ödülü’nü aldı. Pera adında bir kızı var, Ankara’da yaşıyor.

Yorum yaz