İyi Kitap

Adadaki insanların gözleri aşırı derecede bozuk olduğu için hiçbir şeyden tam anlamıyla emin olamıyorlar, hemen her konuda hep kararsız kalıyorlar. Ve bu insanların her biri, kararsız oldukları konusunda çok kararlı!

Yazan: Deniz Poyraz

Itır Arda’nın son kitabı, Aheste Gariplikler Adası’nda, anlatıcı-kahraman bir denizci. Kitap, Denizci’nin günlüğü formunda ele alınmış. Ama öyle tarih, saat kondurulup detay detay anlatılan o bildiğimiz günlüklerden değil Denizci’ninki. Ufacık bir teknesi var onun. “Aheste” koymuş adını. Aheste, adı gibi yavaşçacık yol alan bir tekne. Bu tekne pek hızlı gidemez belki ama denizin üzerinde insanın niye acelesi olsun ki…

Her şeyin korkunç bir fırtınayla başladığı bir macera Denizci’ninki. Ara ara ürperse de içi, çoğu zaman korkmuyor dalgalardan. Aksine, kendisini dünyanın en büyük kâşifi gibi hissediyor. Aheste adlı gemisiyle, dünyayı aheste aheste keşfeden bir kahraman gibi… Fakat birden tatlı tatlı esen rüzgâr uğuldayıp hışımla Denizci’nin yüzüne vurmaya başlayınca, ufacık ve yavaş teknesi bunca öfke karşısında ne yapacağını bilemez oluyor. Yelkeni rüzgârla doluyor, şiştikçe şişiyor. Ve sonunda bunca hava muhalefetine dayanamayıp yırtılıyor. Tekne su almaya başlayınca, Denizci, suyun yüzeyinde kalabilmek adına direğin tepesine tırmanıyor, bacaklarıyla direğe sıkı sıkı sarılıyor. Tüm olanlar yetmezmiş gibi, Aheste, kocaman bir kayaya çarpıyor. Sonradan anlaşılacağı üzere, çarptıkları kaya değil kocaman bir adadır ve asıl macera da bundan sonra başlayacaktır…

Denizci fırtınada, tepesinde kuluçkaya yatmış bir martıyla birlikte, “Olabilir de Olmayabilir de Adası” denilen bir adaya düşmüştür. Peki, bu ada büyük müdür küçük müdür? Karıncaya göre büyük olan ada, file göre küçük müdür? Anlatıcı-kahramanımız Denizci’nin ağzından dinleyecek olursak: “Genellikle olduğu gibi, adanın dört bir yanı denizle çevriliydi. Genellikle olur mu bilemiyorum ama bu adanın ortasında bir de dağ vardı. Dağın zirvesinden çıkan ve kıvrıla kıvrıla ilerleyerek denizle birleşen bir de nehir… Ya da tam tersi! Musluğu açtığında insan nasıl ki suyun hep en kısa yoldan aşağıya akmasını bekliyorsa ben de burada suyun dağın tepesinden aşağıya, denize doğru akmasını bekliyordum. Ama su, her zaman benimle aynı fikirde değildi anlaşılan.”

Denizci’nin baygınlığı geçip de kendine geldiğinde, onu kocaman burunlu bir adam karşılar. Bu burun, adamın görüş alanını tümden yok eden bir burundur ve adam, kocaman burnunu, Denizci’nin tam yüzüne dayamış vaziyettedir. Çok geçmeden tanışma faslı gerçekleşir. Adamın adı Belki’dir. Denizci, kısa süre sonra, Ada’da bu kocaman burunlu insanlardan oluşan bir kabilenin yaşadığını fark eder. Kralları da vardır üstelik: Kral Kimbilir! Kimbilir’in burnu, diğer hepsinin burnundan daha kocamandır, ayrıca yamyassıdır. Kralın üzerinde rengârenk bir pelerin, başında da güneşte parıl parıl parlayan bir taç vardır. Adalılar, Denizci’ye meraklı gözlerle, dahası meraklı gözlerini örten kocaman burunlarla bakarlar ve birbirlerine sorular sormaya başlarlar: “Kimmiş?” “Niye gelmiş?” “Nasıl gelmiş?” “Yabancı mıymış?” “Burnu neden bu kadar küçükmüş?” Denizci’ninse aklındaki tek soru, küçük ve yavaş teknesi Aheste’yi bir an önce nasıl tamir edebileceğidir…

Olabilir de Olmayabilir de Adası’nda yaşayan bu insanlar, yalnızca burunlarının ucunu görebilseler de oldukça sıcakkanlı ve sevimli insanlardır. Burunlarının büyüklüğünden dolayı kendini beğenmiş, kibirli insanlar olmaları beklenirken, bunun yerine sempatik, sevimli ve dost canlısı insanlar olarak kurgulanmışlar. Adadaki insanların gözleri aşırı derecede bozuk olduğu için hiçbir şeyden tam anlamıyla emin olamıyorlar, hemen her konuda hep kararsız kalıyorlar. Ve bu insanların her biri, kararsız oldukları konusunda çok kararlı! Aynı zamanda, Aheste’yi tamir etmek konusunda Denizci’ye yardım edemedikleri için çok üzgünler. Bu arada, dokuz bölümden oluşan maceranın başında bir “Adalar Haritası” bulunuyor. Metnin sonunda ise bir Martıca-Türkçe anlama kılavuzu! Tüm bunların nedeni, elbette sayfalar çevrildikçe ortaya çıkıyor.

Ortaokul ve lise öğrenimini Robert Kolej ve Almanya’da Hollenberg Gymnasium’da tamamlayan yazar, senarist ve çevirmen Itır Arda’nın daha önce yayımlanmış, Her Güne Bir Oyun isminde bir çocuk kitabı var. Aheste Gariplikler Adası ise Tudem Yayınları etiketiyle okurla buluşuyor. Yazar, bu son çalışmasında, hareketli anlatımının yanında mizahî unsurları bir an olsun elden bırakmayan bir metin ortaya çıkarmış. Zeynep Özatalay’ın da çizgi ve renkleriyle katkı sunduğu Aheste Gariplikler Adası, aynı zamanda iyi redaksiyonu ve hatasıza yakın imlâ kullanımıyla dikkat çekiyor. Başkahramanımız Denizci, oldukça özgün ve akılda kalan bir karakter olmuş. Aheste, Martı ve Adalılar ve burunları da öyle. İyi okumalar…

Aheste – Gariplikler Adası
Itır Arda
Resimleyen: Zeynep Özatalay
Tudem Yayınları, 96 sayfa

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Bu yazıyı beğendin mi? Paylaş!

About The Author

1991 yılında Lüleburgaz’da doğdu. Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi Sanat Tarihi Bölümü mezunu. Marmara Üniversitesi İletişim Fakültesi’nde Çağdaş Yayıncılık ve Yayıncılık Yönetimi alanında yüksek lisans yapıyor. Edebiyat ve güzel sanatlar alanlarında yazdığı eleştiri, makale ve röportaj türündeki çalışmalar Ayrıntı, Duvar, Evrensel Kültür gibi dergilerde, BirGün gazetesinde ve kitap ekinde, ayrıca Bianet gibi çeşitli internet sitelerinde yayımlandı.

Yorum yaz