İyi Kitap

Yazar, ormanda yaşayan “vahşi” hayvanlarla insanları karşı karşıya getirerek, kimin hangi yeteneklere, hangi güçlere, hangi zaaflara sahip olduğunu soruyor, “vahşi” sıfatını tartışmaya açıyor…

Yazan: Sema Aslan

Ayşe Güren’in, isimleri Oki, Miko ve Riko olan üç genç ayının etrafında ördüğü doğa ve hayvan dostu hikâyesi Uykusuz Ayılar Kahvesi, uyumamakta direnen çocuklar için özellikle eğlenceli bir kitap. Başka bir deyişle, çocuğu uyumaya direnen ebeveynler için tanıdık, bildik ayrıntılarla dolu bir kitap. Bu ayılar, vakti geldiğinde uyumayı reddediyor ve uykunun yaşanacak onca şeyi kaçırmak anlamına geldiğini düşünüyor. Bir adım sonrası, uykunun “zaman kaybı” olduğunu söylemekse Oki, Miko ve Riko bunu söylemeye sahiden çok yakınlar.

Uykusuz Ayılar Kahvesi, canlı bir “sesleniş” sahnesiyle açılıyor. Kolayca oyunlaştırılabilecek kadar canlı bir anlatımla resmedilen bu sahnede genç Riko, Bozyalılara sesleniyor. Onları sonbaharın son günlerinde uyanık kalmaya, kış uykusuna yatmamaya çağırıyor. Yüksek bir kayanın üstünde, dinleyicisi birkaç bozayıya var gücüyle seslenirken, kış uykusuna yatmayacak olanları bekleyen sürprizlerden, güzelliklerden söz etmeyi asla ihmal etmiyor; kıvamını bulmuş deneyimli bir politikacı ağzıyla “Bize pamuk gibi karlar, bize macera dolu yollaarrr!” derken iyice coşuyor, coşturuyor. Ancak her çocuğunki gibi Riko’nun da bu coşkun an’ı anne müdahalesine çarpıyor. “Riko! Kes şu söylevi! Ayılar politika yapmazlar! İn oradan!” Üstelik bol ünlemli bir müdahaleyle… Meğer Riko, arkadaşları Oki ve Miko ile bir önceki kışı uyanık geçirmiş ve ormanın kış hâlini keşfe çıkmış; bunu öğrenen anneler de bu kış tedbirleri artırmış, çocuklarının taşkın bir arzuya kapılmalarının önüne geçebilmek için onların her sözlerini her davranışlarını takibe almışlar. Yanlarında anneleri, Bozyalı doktora muayene olan Oki, Miko ve Riko, gözlerindeki kızarıklıktan anlaşıldığı üzere kışı uyumadan geçirmiş. (Doktor, “ama belki biraz da uyumuş olabilirler,” diyor bu muayene sırasında. Doktorun yaşadığı kararsızlığın nedeni bir zaman sonra ortaya çıkıyor. Meğer çocuklar, tıpkı insanlar gibi birkaç saatlik uykuyla idare etmeyi öğrenmiş, kışı böyle böyle uyuyup uyanarak, uyanıp tekrar uyuyarak geçirmişler.) Yapılması gereken, eczacıdan alınacak uyku otunu koklamalarını sağlamakmış.

Hikâyenin ilk bölümü –hemen hemen ilk yarısı, üç genç ayının uykudan kaçma mücadelesini anlatıyor. Ne yapıp edip uyumamayı başarmak isteyen genç ayılar, çok yaşlı doktor ve çok yaşlı eczacının dalgınlığı, yorgunluğu, dikkatsizliği sayesinde bu amaçlarına ulaşır. Hikâyenin ikinci bölümü, kış uykusuna yatmayan ayıların başına gelen türlü olayları anlatıyor. Bu bölümde ilgi çeken, insanlardan çok daha iri, çok daha güçlü, çok daha tekinsiz olduğunu düşündüğümüz ayıların da insanlardan korktuğunu, insanları tekinsiz bulduklarını öğrenmemizdir. Yazar, ormanda yaşayan “vahşi” hayvanlarla insanları karşı karşıya getirerek, (onların ağzından) kimin hangi yeteneklere, hangi güçlere, hangi zaaflara sahip olduğunu soruyor, “vahşi” sıfatını tartışmaya açıyor. İnsanlar ayıların yırtıcı olduğunu düşünüyor ve ayılar insanların zayıf, beceriksiz, güçsüz olduklarını biliyor fakat önemli bir şey var, yine bildikleri: İnsanlar silah kullanıyor. Ayılardan daha hızlı, ayılardan daha güçlüler, omuzlarında silahları varken. Ayılar insanlardan, insanlar ayılardan korkuyor. Yine de birbirlerinin yollarına çıkmaya devam ediyorlar. Bazen bilerek, bazen bilmeyerek. Bu hikâyede, ayılar uyumaları gerektiği zaman uyumadıkları; insanlar doğanın içlerine yakın yerlerde gezdikleri için bir araya geliyor ve mecburen aynı mekânı paylaşıyorlar. Uzun bir istişareden sonra tabii. Çünkü birbirlerinden korkanlar, birbirlerine güvenmezler. Kollarının altında, daha önce insanlara tutsak düşmüş, tutsaklıkları süresince insan davranış ve alışkanlıklarını gözlemleyip not almış; insan dilini öğrenmiş ve Bozya’daki tüm ayılara da öğrenmeyi şart koşmuş iki ayının yazdığı “Ayılar İçin Çok Gerekli Bilgiler” kitabı, insan dilini konuşan Oki, Miko ve Riko, insanlara güvenip güvenmemeyi etraflıca düşünür, tartışır. Yazarın, tüm bu tartışma sırasında tavrını ayılardan yana koyduğunu söylemek, yanlış olmaz sanırım. En sonunda tüm işaretler “kötü”nün insandan kaynaklandığını göstermiyor mu? Oki, Miko ve Riko da bu işaretleri –ellerindeki kitabın da yardımıyla- okuyabiliyor pekâlâ.

Oki, Miko ve Riko, başka yerlerde yaşayan ayılar, adına “yetkili” denen insanlar, doğa talanı, kimi iyi insanlar, duygular ve ilişkiler hakkında birçok şey öğrenerek ama en önemlisi, kış uykusunun önemini kavrayarak Bozya’ya dönerler. Üç genç ayının öğrendiği her şeyi, kuşkusuz, okur da öğrenir.

Uykusuz Ayılar Kahvesi
Ayşe Güren
Resimleyen: Başak Karafakı
Kuraldışı Yayıncılık

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Bu yazıyı beğendin mi? Paylaş!

About The Author

1978 Berlin doğumlu. Sosyoloji ve iletişim okudu, gazetecilik yaptı. “Benim Kitaplarım / 35 İsim 35 Kütüphane” (Doğan Kitap) ve “Kozalak” (İletişim Yayınları) isimli iki kitabı bulunmakta.

Yorum yaz