İyi Kitap

Sözcükleri evirip çevirmenin ne kadar eğlenceli olabileceğini gösteren öykücükler, okura günlük hayattaki pek çok sözcüğü, söz öbeğini ya da deyişi yeni bir gözle görüp yorumlama şansı sunuyor.

Yazan: M. Banu Aksoy

Tuhaf şeyler söylediğinizde “Ne saçmalıyorsun yine?” lafıyla karşılaştınız mı hiç? Kaçınız laf olsun diye konuştuğunuzda, “Saçma sapan konuşma!” cevabı yüzünüze tokat gibi çarptı? Hiçbir neden olmaksızın saçmalamak istediğinizde özgürce, yargılanmadan saçmalayabilenlerimiz kaç kişi?

Oysa saçmalamak ne güzeldir. Aklı boşaltır; zihni rahatlatır, berraklaştırır; yeni fikir ve düşüncelere yer açar ve belki de en güzeli, bizi eğlendirir. Saçma sapan konuşma özgürlüğü yaratıcılığa giden yolun en önemli basamaklarından belki de. Şiirsel Taş da bu fikirden yola çıkarak çok keyifli bir kitap kaleme almış: Sözcü Koyunların Sözcük Oyunları. Kitap daha adıyla ve kapak tasarımıyla yakalıyor okuru. Bremen Mızıkacıları gibi üst üste binmiş dört sevimli koyunun bize merakla “Meh meh”lediği bu kapağın gerisinde ne tür sözcük oyunları olduğunu merak ederek çevirdim sayfaları.

Bir sabah çoban, oğluna “Saçma sapan konuşma,” diye bağırır ve çocuk buna çok içerler. Bu olaya tanık olan Sakız Kuzu, meleyerek annesi Güzçimeni’nin yanına koşar ve sorar: “Saçma sapan ne demek?” Annesi “Saçma sapan denen şeyler kuzum, insanların gözünde pek kıymetsiz ve gereksizdir,” diye açıklar, “…ama bir koyun her zaman adabına göre saçmalamayı bilir. Saçmalık, komik ve eğlenceli olduğunda pek kıymetlidir.” Sakız Kuzu da saçma sapan melemek istediğini söyleyince annesi onun artık Sözcü Koyunlar ile tanışma vaktinin geldiğini söyler. Koyunla kuzusu, yaşlı çoban Derman Nine’nin Deva Yaylası’nda baktığı Sözcü Koyunlar’ın yanına gitmek için yola koyulurlar.

Ömürlerini sükûnet içinde otlayıp geviş getirerek geçiren bu sekiz yaşlı koyun, Sakız Kuzu’yu hemen bağırlarına basarlar. Her biri ona içinde sözcük oyunu saklı bir öykücük ya da “öykü cücüğü” anlatacaklarını söylerler. Bunun karşılığında Sakız Kuzu’nun da onlara bir sözcük oyunu yapmasını şart koşarlar.

Sekiz öykücük ve öykü cücüğü, birbirinden bağımsız farklı olayları anlatıyor. Öykülerin kahramanlarıysa çeşitli: Hayvanların âleminden tipler de var; bir bulamaç ve bir çobanın sindirim sistemi de. Öykülerin ortak özelliğiyse her birinde sözlerle oynanması, sözcüklerin eğilip bükülerek zihnimizi gıdıklaması.

Öykülerden birinin başkahramanı olan Schrödinger’in kedisine pati sallayan Aklakara isimli kedi, etrafında dolanıp durduğu kutunun üzerinde “Kedim Erake Der” sözünü çözmeye çalışıyor. Bir diğerindeyse yüz memeli asık yüzlü inek ile güleç yüzlü yüzgeçli ineğin serin, derin derenin sularında kararsızlık üzerine konuşmalara tanık oluyoruz. Keline saç ektirmek isteyen bir kelaynak ile heykeltıraş ağaçkakanın hikâyesi, kelaynakların neslini tüketme noktasına getiren DDT için de yepyeni açılımlar getiriyor. Sonraki sözcük oyunu Hoç Çakal ile Boş Çakal’ın karşılaşmasını anlatan bir bilmece.

Hayatta hiçbir amacı olmayan Bulamaç, hayattaki en önemli amacı çobanın sindirimini düzenlemek olan Lapa ve çobanın sindirim organları arasındaki diyalog kitabın absürt öykülerinden bir diğeri. Öykülerden birinde “Dilini eşek arısı soksun” sözünün tam da gerçekleştiği anı; bir diğerindeyse yusufçuk, hasancık ve süleymancık gibi hayvanların isimlerinin kökenini öğreniyoruz. Yaşlı koyunların anlattığı son öykü ise La Fontaine’in “İki İnatçı Keçi” masalına selam gönderiyor. Fakat köprünün üzerinde bu kez bir yaban koçu ile bir yaşam koçu karşı karşıya geliyor.

Şiirsel Taş’ın Sözcü Koyunları bize sözcükleri kullanarak saçmalama özgürlüğümüzü hatırlatıyor. Sözcükleri evirip çevirmenin ne kadar eğlenceli olabileceğini gösteren öykücükler, okura günlük hayattaki pek çok sözcüğü, söz öbeğini ya da deyişi yeni bir gözle görüp yorumlama bakış açısı sunuyor.

Gökçe Akgül’ün resimlerine gelince… Akgül, Şiirsel Taş’ın sözcüklerle yaptığını, metnin içinden özenle seçtiği sahnelerle tamamlamış. Metne eşlik eden illüstrasyonlar olmanın ötesine geçen resimler, kitabı adeta bir çizgi öyküye dönüştürmüş. Kahramanların kişiliklerinin tüm canlılığıyla betimlenmiş. Kitabın en sonunda yer alan eskizler ise yaratım sürecine dair güzel bir paylaşım olmuş. Kitabın tek kusuru grafik tasarımında cilt payının ihmal edildiği noktaların olması.

Sözcü Koyunların
Sözcük Oyunları
Şiirsel Taş
Resimleyen: Gökçe Akgül
Doğan Egmont, 104 sayfa

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Bu yazıyı beğendin mi? Paylaş!

About The Author

MSGSÜ’de Sanat Tarihi eğitimi aldım. Çeşitli kültür sanat ve çocuk programlarında metin yazarlığı ve senaristlik yaptım. 2010’dan beri eşim Yıldıray’la birlikte Bir Dolap Kitap adlı blogda sevdiğimiz çocuk kitapları hakkında yazıyor, Açık Radyo’da aynı isimli programı sürdürüyoruz. Son iki yıldır genel kültür dergisi Dünyalı’nın ekibindeyim. Az sayıda kitabım, çok sayıda hayalim var. İki küçük oğlumdan fırsat bulur bulmaz yazmaya, seramik ve origami yapmaya ve bisiklete binmeye kaldığım yerden devam edeceğim.

Yorum yaz