İyi Kitap

Alelade okulun fevkalade sınıfı

Epey bir okula girip çıkmışlığım var. Bir tanesi için de iyi bilirdik demem, diyemem. İlkokulda birey düzeyinde adam kayırmayı, ortaokul ve lisede sistemli ve siyasi kayırmayı öğrendim.

Yazan: Olcay Mağden Ünal

Sıkıcı bir okul, sıra dışı bir öğretmen ve birbirinden değişik fikirler. Mavi Vadi Okulu’nun diğer okullardan hiçbir farkı yoktu; sıkıcıydı, bunaltıcıydı. Ne diye sabahın köründe kalkıp bu köhne binaya gitmemiz gerekiyor ki, diye sorgulatan cinstendi. Sahi, bunca çocuk ne diye her sabah, giderek daha da kör karanlıkta, şu okullara gidip duruyor? İnsan okula neden gider? Birilerinden daha iyi olabilmek için mi, başkalarınca dizilmiş basamakları aşmak için mi, işin birine girip ömrünün sonuna kadar kredi ve fatura ödemek için mi? Yoksa rahatça başkalarını yaftalayabilmek için mi? Diplomasını bayrak gibi sallayıp ahkâm kesmek için mi?

Epey bir okula girip çıkmışlığım var. Bir tanesi için de iyi bilirdik demem, diyemem. İlkokulda birey düzeyinde adam kayırmayı, ortaokul ve lisede sistemli ve siyasi kayırmayı öğrendim. Tüm itirazlarım ve haykırışlarımın karşılığı korkutma, sindirme ve “Bak seni okuldan atarız ha!” cümleleriyle karşıma dikildi. Oysa bütün o okullardaki yerimi, yine benzer zihinlerden çıkma berbat koşulları yerine getirerek elde etmiştim. Okul denilen yer sadece harfleri, sayıları, artık birkaç parmak darbesiyle envai çeşidini öğrenebileceğimiz bilgileri sıralamakla kalmaz! Okul insanın ufkunu açar, hayal gücünü zorlar, beyni yorar ama eziyet ederek değil, geliştirerek yorar. Okul insana varlığından hiç haberdar olmadığı kapıları gösterir, umudu anlatır, azmi şahlandırır. Okul ayırmaz, okul birleştirir. Okul yardımı, empatiyi, merhameti öğretir. Kimsenin kimseyi parmakla gösterip dışlamasına izin vermez. Ama geldiğimiz noktada, gördüğümüz utanç dolu anılarda sanki bunun tam tersine şahit olmakla lanetlenmişiz gibi geliyor. O zaman ne diye kalkıyoruz ki sıcacık yataklarımızdan? Ne gerek var bunca yolu tepmeye? O birkaç sıra dışı öğretmene ulaşmak için belki de. Benim şansıma üç tane düştü. Birinin ruhu şad olsun! Bana dostluğu, iyi insan olmayı, kendinden önce başkasını düşünmeyi öğretti. Diğer ikisinin ömürleri uzun olsun, her ikisi de bana Alman dilinin ve edebiyatının o heybetli kapılarını açtı, her ikisi de bana vazgeçmemeyi, hak yememeyi öğretti. Üstelik bunun için didaktik bir dile ya da ağdalı sözlere başvurmadılar, bağırıp çağırmadılar da. Bakışları, duruşları, virgülleri, noktalarıydı rehberim.

Gerçi hiçbiri Bay Bambuckle gibi sınıfa tek tekerlekli bir bisikletin üstünde girmemişti tabii. Ya da hiçbirinin havai fişek patlatan tehlikeli bir Hint kaplumbağası yoktu. Mavi Vadi Okulu 6B sınıfında her türden çocuk vardı, tüm okullarda olduğu gibi. Gerçi bu sınıftaki çocuklar da aslında Bay Bambuckle’ı aratmıyordu: Kendinden başka kimseyi umursamayan Vex, dedektiflik peşinde koşturup duran Ren, ailesi onu durmadan utandırdığı için İnternet’ten geçici bir aile sipariş eden Harold ve daha bir sürü tuhaf tip. Bay Bambuckle diğer öğretmenlerin aksine hepsini tanıyor gibiydi, üstelik hepsiyle ayrı ayrı ilgilenmeyi de başarıyordu. Daha önce karşılaşılmamış tuhaf yöntemleri vardı, Müdür Sternblast bunlardan hoşlanmasa da öğrenciler bir şeyler öğrendiklerini fark ediyorlardı, üstelik daha önce olduğu gibi binbir eziyetle değil. Şu bencil Vex bile sanki daha düşünceli biri olup çıkmıştı.

Bu kitapta sadece sıra dışı Bay Bambuckle’ı değil, sayfaların arasında vahşi ve saldırgan çamaşır makineleri ve onlara karşı duran korkusuz tost makineleri bulacaksınız. Sadık güvercinler ve birbirinden tuhaf mobil telefon uygulamalarıyla karşılaşacaksınız. İskoç danslarıyla neşelenecek, bir bisikletle neler yapabileceğinizi görünce aklınızı kaçıracaksınız. Gerçek bir romantikten, birini nasıl randevuya çıkaracağınıza dair ipuçları alacak ve müthiş bir drone yarışına katılacaksınız. “Olağanüstü Sınıf” serisinin sihirbazı andıran bir öğretmenin çıkagelişiyle başlayan ilk kitabı, eğlenceli bir okuma vadediyor ve insana şunu dedirtiyor: Aslında belki de tüm öğretmenler bir parça sihir taşımalı.

Kitabın yazarı Tim Harris’in keyifli bir dili var, yarattığı karakterler de öyle. Kitabın kendisi de hem görselleri hem de dikkat çeken tasarımıyla okuma keyfini artırıyor. Tabii bu tarz kitapların sayısı çok fazla olduğundan benzerlerinden ayrışmak için çeşitli yöntemlere başvurmuş. Örneğin en başta sınıftaki tüm çocuklar tüm o acayip özellikleriyle tanıtılıyor ve ardından içlerinden birkaçı kendilerine ait bir hikâyeyi yine kendi ağızlarından anlatmaya başlıyor. Muhtemelen serinin diğer kitaplarında da sınıftaki diğer çocuklar konuşacak. Buradan da anlaşılacağı üzere kitap Bay Bambuckle’dan çok öğrencilerin üzerinde yoğunlaşarak bu yeni öğretmenin onların içindeki cevheri nasıl çıkardığını aktarmak istiyor.

Olağanüstü Sınıf – Şamata Başlıyor
Tim Harris
Resimleyen: James Hart
Türkçeleştiren: Nilay Kaya
Final Kültür Sanat Yayınları
248 sayfa

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Bu yazıyı beğendin mi? Paylaş!

About The Author

2009 yılında Galatasaray Üniversitesi Uluslararası İlişkiler bölümünden mezun oldu. Strasbourg Üniversitesi’ndeki yüksek lisans eğitiminin ardından kitap editörlüğü yapmak istediğine karar verip yayıncılık sektörüne girdi. 2011 yılından bu yana çeşitli yayınevlerinde editörlüğün yanı sıra telif hakları uzmanı olarak görev aldı. Bu arada birçok Almanca, İngilizce ve Fransızca çocuk kitabının çevirisine imza attı. İyi Kitap, Arka Kapak, Radikal Kitap, Akşam Kitap gibi pek çok dergi ve gazete ekinde kitap eleştirileri ile edebiyat ve yayıncılık dünyası üzerine yazıları yayınlandı.

Yorum yaz