Yürüyerek ne kadar uzağa gidebilirsin? – İyi Kitap
İyi Kitap

army bombbts official army bombbangtan bombbts army bomb ver 4bts army bomb ver 3bts army bombbts light stickbts official light stickbts light stick ver 4bts light stick ver 3

Ana akım medyadan kulağımıza çalınan ölçüde mülteci kelimesinin çağrışımları genelde yoksulluk, çaresizlik, evsizlik üzerinedir. Milner’in çabası ise kelimeyi çok kültürlülük, farklılık ve yeni bir oyun arkadaşlığı üzerinden tanımlamak.

Yazan: Hazal Baydur

Türkiye’de an itibariyle bilinen 5 milyon mülteci ve göçmen var. Bunların %47’si 18 yaşının altında. Yani iki milyonun üzerinde çocuk mülteci barınıyor ülkemizde. Buna rağmen mültecilik üzerine yayımlanmış kitapların sayısı yetersiz, özellikle çocuk kitaplarının. Bunda, travmatik konuların çocuk kitaplarında işlenişinin zor olmasının ve mültecilerin çoğunlukla yok sayılmasının etkili olduğunu düşünüyorum. Bu yüzden kurulalı henüz bir sene olmuş bir yayınevinin ilk kitaplarından birinin Benim Adım Mülteci Değil olması çok değerli. Hem özenli çevirisinden dolayı Aren Turhan’ı hem de Arden Yayınlarını tebrik ederim.

Benim Adım Mülteci Değil, mültecilik deneyiminin taşınma evresini konu alıyor. Evinin artık güvenli olmadığını ve güvenli bir yer bulmak için taşınması gerektiğini öğrenen bir çocuk, annesiyle beraber yola düşüyor. Günlerce yürüyor, saatlerce bekliyor, hiçbir şey anlamadığı dillerde sesler duyuyor, geçtiği yerlerde köpekler bile yabancı bir dilde havlıyor ama yine de devam ediyor ta ki güvenli bir yer bulup tekrar evinde hissedene kadar.

Bugün zorunlu göç ve mültecilik üzerine üretilen diyaloglara baktığımızda dışlayıcı ve saldırgan bir tutum sergileyen kitlenin karşısında konumlanan kişilerin oldukça ajite bir dil kullandığını görüyoruz. Oysa bu, içinde yalnızca acımayı barındıran, ne dönüştürmeye ne iyileştirmeye niyeti olan bir dil. Kate Milner ise kitapta tüm olan biteni sade bir dille, durumu ajite etmeden, büyük bir soğukkanlılıkla anlatıyor. Bu sayede genç okurlara kitaptaki karakterle bir duygudaşlık kurma alanı yaratıyor. Ana akım medyadan kulağımıza çalınan ölçüde mülteci kelimesinin çağrışımları genelde yoksulluk, çaresizlik, evsizlik üzerinedir. Ancak Milner’in çabası kelimeyi çok kültürlülük, farklılık ve yeni bir oyun arkadaşlığı üzerinden tanımlamak. Bunu yaparken etkileşimli bir yol seçiyor ve okura olası bir mültecilik deneyimi üzerinden sorular soruyor, “Yanına kendi çantanı alabilirsin ama unutma yalnızca taşıyabileceğin kadarını doldurmalısın. Sen olsan neler alırdın yanına?” ya da “Ne gibi şeyler sana kendi evini hatırlatır?” gibi. Bu zorlayıcı soruların tek bir amacı var, hayal gücünü empati ile birleştirmek.
Başka kitaplarda da rastladığımız bu yöntem, mültecilik gibi travmatik bir konuyla alakalı olunca insanı konfor alanından vuruyor. Bu yönüyle kitabı oldukça cesur buldum.

ÇİZGİLERİN ANLATTIKLARI
Kate Milner, metninde hayal kırıklığı ve umutsuzluğa yer vermiyor, hatta sonu itibariyle mutlu bir kitap bu. Açlık, susuzluk, yorgunluk veya belirsizlik yok. Bunun yanı sıra kitabın çizimlerini detaylı incelediğimizde aslında tüm bunların çizgilerin ardına saklandığını görebiliyoruz. Çizgiler çoğunlukla siyah, ancak çocuk bir şeye dokunmak ya da yanında durmak isterse çizgilerin renklendiğini görüyoruz. Hâliyle kitap her ne kadar çocuk bakış açısından anlatılsa da aslında olup biten tüm çıplaklığıyla çizimlerden okunuyor. Kamyonların arasında yürüyen, tren istasyonunun içinde topluca uyuyan, tel örgülerin önünde sıra olmuş insanlar, bembeyaz ürkütücü boş bürokratik kapılar, tuhaf yemekler ve belgeleri kontrol eden birtakım adamlar. Çizimlerin ve metnin dışında kalan alan ise tanımsız çünkü bu herhangi bir zamanda herhangi birinin başına gelmiş zorunlu bir göç hikâyesi.

ZOR İSİMLİ ÇOCUKLAR
Benim Adım Mülteci Değil ismi, bana Serhat Güney’in Türkiye’den Almanya’ya göçen işçilerin “kayıp kuşak” olarak da etiketlenen çocuklarını anlattığı Zor İsimli Çocuklar kitabını hatırlattı. Göçmenlik üzerine yazılmış birbirinden farklı bu iki kitabın isimlerinin benzerliği tesadüfi değil. Göçmen bir çocuk için ait olmak ve bir kimlik inşa etmek oldukça zor. Bir de kendini tanımlamaya başladığı yerden yani isminden ötürü toplumun bir kısmı tarafından ötekileştirilmek bu çocuklar için çok yıkıcı olabiliyor. Milner, konuya insanın biricikliği özelinde yaklaşıyor ve amacını kitabın ismine taşıdığı bu öğüt ile vurguluyor, “Sana Mülteci diyecekler ama unutma senin adın Mülteci değil.”

Benim Adım Mülteci Değil
Kate Milner
Türkçeleştiren: Aren Turhan
Arden Yayınları, 32 sayfa

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Bu yazıyı beğendin mi? Paylaş!

About The Author

İstanbul Üniversitesi’nde Psikoloji lisansını tamamladıktan sonra bir edebiyat ajansı olan Kalem Ajans’ta kurgu dışı alanındaki kitapları temsil etmeye başladı. Aynı zamanda İTEF- İstanbul Uluslararası Edebiyat Festivali’nin koordinatörlüğünü yaptı. 18. !f İstanbul Bağımsız Filmler Festivali bünyesinde ilk kez düzenlenen !f X Endüstri Platformu'nun Organizasyon Sorumlusu olarak platformun kurulup faaliyete geçmesi için çalıştı. Edebiyatla ilişkisini İngilizceden yaptığı çeviriler ve eleştiri yazılarıyla sürdürüyor.

Yorum yaz