İyi Kitap

“Tartışmacılar Kulübü”nde tartışmaya sen de katıl!

Yazan: Elif Şahin Hamidi

Felsefe ile insan olma, yani filozofların “insanlaşma” dediği şeyi gerçekleştirme arasında sıkı bir bağ var. Nermi Uygur, Yaşama Felsefesi isimli kitabındaki şu sözlerle felsefe ile insan olma arasındaki bu bağa işaret eder: “Düşündüğünü düşünmediğini, yaptığını yapmadığını apaçık bilerek, kıyıbucağın hesabını vererek gerçekleştirmektir felsefe. Aynı şey yaşamak, eylemek, insan-olmak için de geçerlidir.” İnsanın kendini bilmesinin, kendini bulmasının, yapıp etmelerinin hesabını verebilmesinin yolu da felsefeden geçer. Seran Demiral’ın “Kafası Karışıklar” dizisinin ilk kitabı Benden Bize’de, felsefenin rehberliğinde kendini arama yolculuğuna koyulmuş bir grup çocukla tanışıyoruz. Bir yandan “Ben kimim?” sorusuna cevap ararken, beri yandan da hem kendilerini hem de başkalarını anlamaya başlayan çocuklar bunlar.
Nermi Uygur’un öğrencisi olan Betül Çotuksöken, Felsefe: Özne-Söylem isimli kitabındaki şu sözlerle felsefenin, insanın kendini ve başkalarını anlama uğraşı olduğuna vurgu yapar: “…felsefe kendini bilmenin, anlamanın ve başkalarına anlatmanın, başkalarını anlamanın koşullarının bilgisi olarak karşımıza çıkmaktadır. Böyle bir bilgi hem bizi biz yapanı ortaya koyar, temellendirir, hem de dünyadaki duruşumuzu belirler; daha da önemlisi anlamlı kılar.” Kendini bilen, anlayan ve başkalarını anlama gayretine giren kişi, yine felsefenin keskin bakışı sayesinde, her koşulda sevginin gereğini yerine getirmeye çalışır, insanları benzer ve farklı yönleriyle kabul edip “ben”den “biz”e ulaşır. Tıpkı kafası karışıklardan biri olan Ece ve sınıf arkadaşları gibi. İoanna Kuçuradi’nin şu sözleri de kendini bilmenin önemine işaret eder: “Çeşitli baskıların ve karşı baskıların şaşkına çevirdiği, hesaplı öldürmelerin gitgide yayıldığı çağımızda, çıkar bir yol bulmak istiyorsan, kendini bilmekten ve koşullar ne olursa olsun kendini yaşamaktan başka çaren yoktur.” Çoğunluk farkında olmasa da “kendini bilme”nin anlamı derindir. Kendini aramak, kendini didiklemek ve kendini bilmek bir “insanlaşma” yolculuğudur. Sınıfa yeni gelen Sevim’in gizemli defteri, Ece ve arkadaşlarını bu yolculuğa çıkarıyor işte.
“ŞU YENİ KIZ” FELSEFEYE KAPI ARALIYOR
Dizinin ilk kitabı Benden Bize, iki kısımdan oluşuyor. “Peki ben kimim?” başlıklı birinci kısımda, kafası karışık Ece ile tanışıyoruz. Sevim isimli şu yeni kızın sınıfa gelmesiyle birlikte Ece’nin kafası iyice karışıyor. Çünkü Sevim, Ece ve arkadaşlarının alıştığı gibi biri değil. Biraz farklı. Örneğin sürekli kitap okuyor. Ece’ye kulak verecek olursak bu yeni kız, geldi geleli hiç durmadan, bütün ders aralarında sadece kitap okuyor. O kadar sıkıcı ki! İnsan neden bu kadar okur, bir türlü anlamıyor Ece. Öğretmenler dışında kimseyle konuşmayan, ha bire kitap okuyan, “soğuk nevale” diye nitelediği bu yeni kızı arkadaşı olarak görmüyor Ece. “Ben kendimle arkadaşım,” diyor. Ne var ki şu soruyu sormandan da edemiyor: “Peki ben kimim?” Sevim’e ait o gizemli defteri, yakın arkadaşı Kaan’la birlikte gizlice ele geçirip okumaya başladıklarında felsefenin kollarında buluyorlar kendilerini. Kitabın “Nerede olmak isterim?” başlığını taşıyan ikinci kısmında ise zamanı, mekânı, dünyadaki varoluşunu, özgürlük, sorumluluk gibi kavramları, can sıkıntısını, boş zamanı sorgulayan Kaan’ı yakından tanıyoruz. Büyürken kafasının çalışma şeklinin değiştiğinin farkında Kaan. Ancak değişen tek şey kafası değil. Paten kayarken düşünce bacağı da değişiyor. Bu küçük kaza, Kaan’ı kendi varlığının anlamı üzerine düşünmeye sevk ediyor. İşte felsefe burada başlıyor ve şöyle diyor Kaan: “Büyüdüğümü bilmem, değiştiğimi fark etmem, odamın içinde yalnızken ve dışarıda kalabalığın arasındayken farklı ‘Kaan’lara dönüştüğümün ayırdında olmam, felsefe yapmamla ilgili.” Sürekli düşünmekle meşgul olan Kaan, bir de bakıyoruz Heideger’den, Jaspers’den, Kierkegaard’dan, yani Varoluşçuluk’tan bahsediyor.
Çocukça saçmalamakla filozofça düşünmek arasında bir yerlerde Kaan, bütün çocuklar gibi. Bunun farkında. Bir ara can sıkıntısı üzerine düşünürken Åsa Lind’in eşsiz eseri Kumkurdu’nu anıyor, Zackarina’nın anne babasıyla oynadığı “hiçbir şey yapmama” oyunu üzerine kafa yoruyor. Sonra can sıkıntısı konusunda şöyle bir yargıya varıyor: “Kierkegaard, ‘Can sıkıntısı bütün kötülüklerin anasıdır’ diyor ya, nasıl da haklı! Ona sorarsak, yeryüzünde işlenen suçların, öldürmenin, bütün ahlaksızlıkların sebebi can sıkıntısı. Eğer gerçekten ne istediğimizi bilen insanlar olup,
yaşadığımız zaman ve mekânın keyfine varsak, ne canımız sıkılır ne aklımıza kötülük gelir.” İşte Ece, Kaan ve arkadaşları, Sevim’in önderliğinde kurdukları “Tartışmacılar Kulübü”nde varoluşa dair pek çok konu üzerinde hararetli tartışmalar yürütüyorlar.
Benden Bize, büyüme, kendini keşfetme, kendi benliğini inşa etme sürecinde soruların peşine düşen, kafası karışık beş çocuğun düşünsel yolculuğuna katılmaya davet ediyor herkesi. Ancak cevaplara değil, daha çok soruya kapı aralayan bir yolculuk bu. Seran Demiral’ın sorgulayan kahramanlarının peşine takılıp felsefe yapmaya ve bunun büyüsüne kapılmaya hazır olun. “Tartışmacılar Kulübü”ne katılıp, hararetli tartışmalara eşlik edin mutlaka.

Kafası Karışıklar Benden Bize
Seran Demiral
Tudem Yayınları, 176 sayfa

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Bu yazıyı beğendin mi? Paylaş!

About The Author

1979 doğumlu. 1998 yılında Trakya Üniversitesi EMYO Serigrafi Bölümünden, 2004 yılında Anadolu Üniversitesi İletişim Bilimleri Fakültesi Basın-Yayın Bölümünden mezun oldu. Öğrencilik yıllarından bu yana çeşitli mecralarda muhabir, editör, genel yayın yönetmeni olarak görev yaptı ve “yazma” eylemini hep sürdürdü. Kitap değerlendirme yazıları, yazarlarla yaptığı söyleşiler ve hazırladığı dosya konuları Remzi Kitap Gazetesi, Roman Kahramanları, İyi Kitap, Cumhuriyet Kitap Eki, SoL Kitap Eki, Aydınlık Kitap Eki, Varlık, Tempo Kitap, Arka Kapak, Trip Dergi, Sabitfikir, sabitfikir.com, kulturservisi.com, kitapeki.com, edebiyathaber.net isimizgucumuzkitap.com, zeroistanbul.com, K24, gazeteduvar.com, bilmekvaktidir.com, Ajan Literer gibi farklı mecralarda yayınlandı/yayınlanıyor. 2014 yılında Beta Yayınları tarafından yayımlanan Sıradışı Uyumsuz Muhalif: Bir Entelektüeli Yitirmek/Vakur Kayador’un Ardından isimli kitapta, “Hep Vakur ve Hep Yalnızdı” başlıklı yazısıyla yer aldı. Henüz yayımlanmamış iki kolektif kitap çalışmasına katkıda bulundu. Ayrıca Murat Gülsoy’un Nisyan isimli romanıyla ilgili değerlendirme yazısı Murat Gülsoy: Edebiyatta 30. Yıl/Basında Yazılanlar isimli kitapta yer alırken, Ercan Kesal ile Peri Gazozu isimli kitabı üzerine yaptığı söyleşi Aslında isimli kitapta yer aldı. 2015-2018 yılları arasında Maltepe Üniversitesi İnsan Hakları Uygulama ve Araştırma Merkezi’nde Uzman olarak görev yaptı ve Prof. Dr. İoanna Kuçuradi ile birlikte çalıştı. Aynı zamanda İnsan Hakları Anabilim Dalı-İnsan Hakları Yüksek Lisans Programı’nda, Kuçuradi’nin danışmanlığında “Gazetecinin İşi, Hak Gazeteciliği ve İnsan Hakları” başlıklı tezini tamamladı. İnsan Hakları Anabilim Dalı ve İnsan Hakları Araştırma ve Uygulama Merkezi Danışma Kurulu Üyeleri arasında yer alıyor. Bir yandan da İnsan Hakları Araştırma ve Uygulama Merkezi ve UNESCO Felsefe ve İnsan Hakları Kürsüsü Bülteni’ni hazırlıyor. Eşinin atanması nedeniyle Maltepe Üniversitesi’ndeki işinden ayrılmak zorunda kaldı. Şimdilerde Safranbolu’da yaşıyor ve okuyup yazma işini hevesle sürdürüyor.

Yorum yaz