İyi Kitap

“Özgürlükler belirli bedeller ödenerek kazanılır, hayata küserek değil.”

Yazan: Elif Şahin Hamidi

Çocukları, kitapların büyülü dünyasıyla tanıştırmak gayretiyle yazan Dilek Yardımcı, hayallerinin peşi sıra koşan kahramanlar yaratmaya devam ediyor. Hayal Sözleşmesi ve Hayallerin Ötesinde isimli romanlarında olduğu gibi Zıpır Özgürlük Peşinde isimli yeni kitabında da hayallerinin peşinden giden ve asla pes etmeyen, engellerin yıldıramadığı bir kahramanla buluşturuyor küçük okurları. Ama bu seferki başrol oyuncusu, tutsaklığa isyan eden minik, sevimli ve yerinde duramayan bir köpek. Ele avuca sığmayan Zıpır, her tüylü dost gibi boynuna geçirilen ipe itirazı olan, ondan kurtulmak için patisinden geleni ardına koymayan ve olduğu gibi kabul edilmek isteyen bir köpek. Hizaya gelip özgürlük hayalinden vazgeçmeye hiç niyeti yok. Tür olarak insanın en çok özlemini çektiği, en çok peşinden koştuğu kavramlardan biri özgürlük. Ama belli ki hayvanlar için de bir o kadar önemli bu kavram. Zıpır’a baktığımızda bunu rahatlıkla görebiliyoruz. Tabii özgürlüğün yılmaz bir mücadele gerektirdiğini ve bir bedeli olduğunu da Zıpır’dan öğreniyoruz. Hayvan dünyasının doğası gereği annesinden ayrılmak zorunda olan Zıpır’ın yeni bir anneye/aileye/ yuvaya kavuşma ve özgürleşme macerası hayvan sevgisi, hayvanların özgürlük hakkı, farklılıklar, dostluk, sevgi gibi kavramlar üzerine düşünmeye çağırıyor küçük okurları.

Bu arada sanmayın ki Zıpır bir barınakta, demir parmaklıkların ardında yaşıyor. Onun içinde bulunduğu durum epey farklı. Ama şu gerçeği de görmek gerek: hayvanların tutsaklığı sadece barınaklarla sınırlı değil. Başını sokacak bir yuvası, bir ailesi olsa da âdeta tutsak durumda olan pek çok köpek var etrafımızda. Bekçi niyetine bahçede bir köşeye bağlanıp, düzenli olarak gezdirilmeyen, gerektiği gibi beslenmeyen, ilgi ve sevgi gösterilmeyen köpeklerin hayatı, barınaktakilerden pek farklı olmasa gerek. O nedenle bir hayvanı sahiplenmeye karar vermeden önce enine boyuna düşünmek şart; tıpkı bir çocuk sahibi olmaya karar vermek gibi.

“İP BOYNUNDA, BEYNİNDE DEĞİL”
Zıpır’a gelecek olursam; hikâyenin başında bu küçük köpeğin bir adı yok, yani henüz Zıpır değil. Çünkü annesinin dediği gibi bir sahibi olana kadar adı olmayacak. Ama o, adını bile kendisi koymak isteyen, dünyayı keşfetme merakıyla yerinde duramayan, sabırsız, bembeyaz tüylere sahip bir yavru köpek. Sürekli keşif hâlinde olduğundan tüyleri kir pas içinde genellikle ve beyaz değil, gri görünüyor. Küçük çocuklar gibi bitmek tükenmek bilmeyen bir enerjisi var. Tam bir oyunbaz. Bahçede sürekli sağa sola koştuğu, yerinde duramadığı için yemeği, yani annesini emmeyi kaçırıyor. Dolayısıyla altı kardeşin en çelimsizi. Bu arada Zıpır’ın kafası hep şu sahip meselesi ve babasını bulma düşüncesiyle meşgul. Yemyeşil çimlerde birlikte hoplayıp zıplayıp, oradan oraya koşturabileceği enerjik bir sahip düşlüyor tabii. Ama gelin görün ki hayaller sınırsız koşma, deli gibi oynama, gerçeklerse elinde sopa, beli bükülmüş yaşlı bir nine. Boynuna geçirilen üç metrelik kalın ip ve küçücük bir kulübe de cabası. Peki kiminle koşacak Zıpır? Ninenin adım atmaya bile hâli yok. Üstelik özgürlüğü elinden alınmışken babasını nasıl bulacak? Hayatın gerçekleri karşısında acemi ve toy Zıpır’ın karşısına, neyse ki yaşlı ve bilge bir köpek çıkıyor. Görmüş geçirmiş bu bilge köpek, Zıpır’a özgürlüğün boynundaki iple ilgisi olmadığını söylüyor, pes etme diyor. “Özgürlükler belirli bedeller ödenerek kazanılır, hayata küserek değil. Hiçbirimizin hayatı kolay olmadı. Kalk, durma. İp boynunda, beyninde değil. Ondan kurtulmanın yollarını bul,” diye nasihat ediyor. Bu sözler, boynundaki iple istediği gibi koşup zıplayamayan Zıpır’ın aslında istediği gibi düşünmekte, hayaller kurmakta, hayallerini gerçekleştirmek için planlar yapmakta özgür olduğunu fark etmesini sağlıyor.
Böylece Zıpır boynundaki ipten kurtulmanın yolları üzerinde düşünmeye başlıyor, çünkü hiçbir ip düşünmesine engel olamaz; hiç kimse düşüncelerine, hayallerine zincir vuramaz. Aslında özgürlük dediğimiz, kafaca özgür olmaktan başka nedir ki? Gül Sarı’nın çizgileriyle ete kemiğe bürünen Zıpır, herkesi beynindeki iplerden kurtulmaya ve hoplaya zıplaya hayallerinin peşinden koşamaya davet ediyor.

Zıpır Özgürlük Peşinde
Dilek Yardımcı
Resimleyen: Gül Sarı
Tudem Yayınları, 72 sayfa

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Bu yazıyı beğendin mi? Paylaş!

About The Author

1979 doğumlu. 1998 yılında Trakya Üniversitesi EMYO Serigrafi Bölümünden, 2004 yılında Anadolu Üniversitesi İletişim Bilimleri Fakültesi Basın-Yayın Bölümünden mezun oldu. Öğrencilik yıllarından bu yana çeşitli mecralarda muhabir, editör, genel yayın yönetmeni olarak görev yaptı ve “yazma” eylemini hep sürdürdü. Kitap değerlendirme yazıları, yazarlarla yaptığı söyleşiler ve hazırladığı dosya konuları Remzi Kitap Gazetesi, Roman Kahramanları, İyi Kitap, Cumhuriyet Kitap Eki, SoL Kitap Eki, Aydınlık Kitap Eki, Varlık, Tempo Kitap, Arka Kapak, Trip Dergi, Sabitfikir, sabitfikir.com, kulturservisi.com, kitapeki.com, edebiyathaber.net isimizgucumuzkitap.com, zeroistanbul.com, K24, gazeteduvar.com, bilmekvaktidir.com, Ajan Literer gibi farklı mecralarda yayınlandı/yayınlanıyor. 2014 yılında Beta Yayınları tarafından yayımlanan Sıradışı Uyumsuz Muhalif: Bir Entelektüeli Yitirmek/Vakur Kayador’un Ardından isimli kitapta, “Hep Vakur ve Hep Yalnızdı” başlıklı yazısıyla yer aldı. Henüz yayımlanmamış iki kolektif kitap çalışmasına katkıda bulundu. Ayrıca Murat Gülsoy’un Nisyan isimli romanıyla ilgili değerlendirme yazısı Murat Gülsoy: Edebiyatta 30. Yıl/Basında Yazılanlar isimli kitapta yer alırken, Ercan Kesal ile Peri Gazozu isimli kitabı üzerine yaptığı söyleşi Aslında isimli kitapta yer aldı. 2015-2018 yılları arasında Maltepe Üniversitesi İnsan Hakları Uygulama ve Araştırma Merkezi’nde Uzman olarak görev yaptı ve Prof. Dr. İoanna Kuçuradi ile birlikte çalıştı. Aynı zamanda İnsan Hakları Anabilim Dalı-İnsan Hakları Yüksek Lisans Programı’nda, Kuçuradi’nin danışmanlığında “Gazetecinin İşi, Hak Gazeteciliği ve İnsan Hakları” başlıklı tezini tamamladı. İnsan Hakları Anabilim Dalı ve İnsan Hakları Araştırma ve Uygulama Merkezi Danışma Kurulu Üyeleri arasında yer alıyor. Bir yandan da İnsan Hakları Araştırma ve Uygulama Merkezi ve UNESCO Felsefe ve İnsan Hakları Kürsüsü Bülteni’ni hazırlıyor. Eşinin atanması nedeniyle Maltepe Üniversitesi’ndeki işinden ayrılmak zorunda kaldı. Şimdilerde Safranbolu’da yaşıyor ve okuyup yazma işini hevesle sürdürüyor.

Yorum yaz