İyi Kitap

Çocuk ve Gençlik Kitapları Dergisi

Yolun karşısından yürüyenler

Yolun karşısından yürüyenler

Serda SEMERCİ

Horus’un sağ gözü Osiris’i ve Güneş’i simgeler. Sol gözü ise İsis ile Ay’ı. Ay tanrıçası bütün kadınların koruyucusudur. Her yola çıkan yanına bir heybe alır. İçinde biraz ekmek, biraz su ve uğur taşları; belki bir deniz kabuğu ve bir ay taşı…

Cinayet, gizem ve entrika pembe dizilerle hayatımıza girmeden çok önce, dünyanın en eski uygarlıklarından biri olan Mısır’da günlük yaşantının en önemli parçalarından biriydi. Hatta bazı hikâyelerde bu gizemin aslında kaderle bağlantılı olduğu ve onunla bir şekilde ilgisi olan herkesi etkilediği söylenir. Ay Gözü’nü kaleme alan yazar Dianne Hofmeyr için de durum farklı olmamış. Hofmeyr, pazar gazetelerinden birinde okuduğu, eski Mısır uygarlığında sır ölümler üzerine
bir haberden esinlenerek yazmış bu kitabı.

YOL’A ÇIKMAK
Yazar, tarihi bir roman yazmayı hiç düşünmemiş; karakterler gerçekse de başlarından geçenleri kendine göre biraz dönüştürmüş ve bu gizemli yolculuk hikâyesine masalsı bir tat kazandırmayı başarmış. Onun başına gelen gizemli olay ise kitabın adını bulmaya çalışırken ortaya çıkmış. Ona göre bu kitabın adı Ay Gözü değil de başka bir isim de olabilecekken, bilgisayar kartuşunun bitmesiyle ortaya çıkan ‘dolunay’ görüntüsü, Hofmeyr’i Ay Gözü adını koymaya yönlendirmiş. Yazar, kurguladığı hikâyenin etkisinde fazla kaldığından mı kendini buna inandırıyor bilinmez fakat, kitabı daha elinize aldığınız ilk anda entrikalar ve sırlar diyarına bir yolculuğa çıkacağınızı bilmenizde fayda var.

İsikara, diğer bir deyişle Kara, cesur ve savaşçı bir kızdır. Babası bir tapınak rahibi ve mumyacısıdır ve bir de abisi vardır; Katep. Her ikisi de firavuna, Rahiplerin Başı’na yani Yüce Kral’a en yakın rahiplerden birinin çocuklarıdır. Ama bu onları birer itaatkâr yapmaktan ziyade isyankâr yapar. Zaten bütün hikâye, Katep’in Teb’den (yaşadıkları şehrin adı) ayrılmasıyla başlar.

Başka diyarlara yolculuk etmek her zaman keyifli ve sürprizli bir heyecanı getirmez ardından. Bazı yolculuklar tam tersine, insanı zırhlı bir çemberin içinde sıkıştırıp hareket etmesini engelleyen evinden kaçmak, bazen de savaşmak içindir.

Bu savaşın sonunda yenmek ve yenilmek çok önemli değildi. Çünkü aslında savaşmak ‘yolculuk’un ta kendisiydi. Mısır’da 8. sülale döneminde başa geçen Kral Amenhotep’in adı, “Amon hoşnut olsun!” anlamına geliyordu. Kuşkusuz herkes kralın hoşuna gideni yapmalıydı kellesi vurulmasın diye. Öyleyse bu düzene başkaldırmak uzak diyarlara yol almaktan geçiyordu. Ardına bakmadan, önündeki maceralardan ve sınamalardan gözünü korkutmadan ilerlemek gerekiyordu.

Bu hikâyede yolculukla sınanan sadece Katep değildir. Ona daha sonra, anlatıcı olarak karşımıza çıkan, İsikara yani Kara, kardeşi düşman firavun Wosret tarafından öldürülen ve Kral Amenhotep’in yeni veliahtı olan Tuthomosis ve İsikara’yı hiç yalnız bırakmayan yoldaşı Anuket de katılır.

BAŞKA BİR ÂLEM
Karakterlerin hepsi gerçekten Mısır tarihinde savaşçı ya da soylu özelikleriyle bilinen isimler. Birer Mısırlı olmalarına rağmen Mısır’a karşı özgürlük savaşı veren Kuş Diyarı ülkesine doğru çıktıkları bu serüvende, başlarına gelen türlü macerayla birbirlerine daha çok yakınlaşıyor, öğreniyor ve kendi gerçeklerini keşfe çıkıyorlar. Hepsi de ne sadece iyi ne de kötü. Bazısı biraz korkak, bazısı daha cesur. Eski Mısır’da, Mısır soyundan gelmek, doğuştan üstün biri olmak demekti. Yazar, Mısır’a başkaldıran kahramanlarını sıradan insan özellikleriyle beziyor âdeta: Ağlayan bir savaşçı, arkadaşını korumak için gerekirse birini öldüren bir rahip kızı, cinayetlerin önünü kesmek için kendine el kaldırana vurmak yerine kolunu indiren veliaht prens.

“Bu dünyada herkes kendi çizdiği yolda yürür,” deyişini akla getiriyor kitap. Hayatın kendisi gibi, gitmekten, ilerlemekten ve acı çekmekten bahsediyor satır satır. Kitabın kahramanları acıyla öğreniyor, yoğuruluyor ve biraz daha özgürleşiyorlar.

Bir düşünsenize, günümüzde de aklımız, duygumuz, davranışımız, imgelerle süslenip bezenen ve herkesin krallığına-kraliçeliğine soyunan kimliklerce ele geçirilmemiş mi? Ve gerçeğimizi bulmak için kendimizi aşmamız şart değil mi? Şimdi, kitabı elinize alıp, M.Ö. 1400’lü yıllara doğru uzanın. Orada konuşan yılan başları, timsah krallar, firavunlar ve mezar koruyucularla karşılaşacak; bir yandan da dört özgürlük savaşçısı gezginin peşine takılıp maceralar âlemine dalıp
gideceksiniz.

Ay Gözü
Dianne Hofmeyr
Çeviren: Niran Elçi
Tudem Yayınları
268 sayfa
Show More

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.