İyi Kitap

Çocuk ve Gençlik Kitapları Dergisi

Pıtırcık kız olsaydı…

Pıtırcık kız olsaydı…

Elif ŞAHİN HAMİDİ

Fransız yazar Geneviève Brisac’ın kaleme aldığı Olga serisinin ilk iki kitabı Olga ve Olga Okula Başlıyor, Hayy Kitap tarafından minik okurların beğenisine sunuldu. Aklına eseni yapan, düşüncelerini hiç çekinmeden ortaya koyan bu akıllı ve macera düşkünü kızla tanışmakta fayda var.

Çocuk kitaplarının yanı sıra yetişkinler için de roman, öykü ve denemeler kaleme alan Fransız yazar Geneviève Brisac, Olga serisiyle küçük okurları hayatlarına renk katmaya davet ediyor. Serinin Türkçeye çevrilen ilk kitabı Olga adını taşıyor. Bu ilk kitapta, iki çocuklu bir ailenin küçük kızı olan sevimli Olga’yı yakından tanıyor, gündelik hayatından bazı kesitlere tanık oluyoruz. Kitaplarda Olga’nın başından geçen ikişer olay, yani ikişer hikâye yer alıyor.

Aklına eseni anında uygulamaya koyan bu zeki ve sevimli kıza hem şaşırıyor hem de imreniyoruz. Üstelik ona “aferin” derken buluyoruz kendimizi. Çünkü hiçbir şeyden korkusu yok Olga’nın ve düşündüğünü pat diye söylemekten asla çekinmiyor. Öte yandan tekdüze şu hayata renk ve tat katmaya bayılıyor. Ancak bunun da bir bedeli var elbet; ya sürekli yanlış anlaşılıyor ya da haksız yere ceza alıyor. Minik kahramanımız Olga ilk kitaptaki birinci hikâyede, anne babası ve ablası Ester ile birlikte evde bir pazar günü geçiriyor. Ama sizi önceden uyaralım: O bildiğiniz can sıkıcı, iç bayıcı pazar günlerinden biri değil bu. Maceraya hazır olun. İkinci hikâyede ise ailecek gidilen maceralı bir kar tatili söz konusu. Ki daha kayak merkezine varmadan, zorlu bir yolculukla macera başlıyor. Yani her şey tam Olga’ya göre…

Olga Okula Başlıyor isimli ikinci kitapta, Olga’nın hayatında yeni bir dönem başlıyor. Çünkü küçük Olga artık okula gidiyor ve eğlenceden yoksun bu ortam hiç ona göre değil! Bundan böyle bir sürü kurala göre hareket etmek ve ders çalışmak zorunda. Üstelik oyuncaklarını okula götürmesi yasak. Çiklet de çiğneyemez tabii ki! Hâl böyle olunca okula alışmak, kurallarla ve öğretmenlerle baş etmek pek kolay olmuyor. Bir de öğretmen boyuna ailesine uyarı mektupları göndermeye başlayınca işler iyice sarpa sarıyor. Ama o hâlâ ne düşünüyorsa onu dile getirmeye devam ediyor. Hatta öğretmenine, “Sürekli canımız sıkılacaksa hayatın ne anlamı var?” diye zorlu bir soru soruyor bu küçük kız. Büyüklerin de üzerine düşünmesi gereken önemli ve anlamlı bir soru…

İYİ KALPLİ ÇOCUKLAR

İkinci hikâyede Olga arkadaşlarını eve davet ediyor. Her çocuk gibi o da arkadaşlarını eve yatıya çağırmaya bayılıyor. Ama her anne gibi Olga’nın annesi de bu konuda sorun çıkarıyor. Hem annesi arkadaşlarını asla yatıya davet etmez! Olga’nın da bu huyunu örnek almasını çok istiyor! Zor da olsa iki arkadaşını çağırmak üzere annesinden izin almayı başarıyor Olga. Küçük kız, arkadaşları Coralie ve Celine ile birlikte macera dolu koca bir gün ve gece geçiyor böylece… Olga ve Celin’in uyumadan önce yaptıkları bir sohbet var ki oldukça dikkat çekici. Akıllı olmanın mı, iyi kalpli olmanın mı, yoksa güzel olmanın mı önemli  olduğu üzerine konuşmaya başlıyor bu iki küçük kız. Ve Olga oyunu iyi kalpli olmaktan yana kullanıyor. Olga gibi düşünen, iyi kalpli çocuklara ihtiyacı var bu dünyanın…

Olga’nın yaratıcısı Geneviève Brisac ile kendi hayatı üzerine kafa yormaya kararlı bu küçük kızı konuştuk. Yazar, Olga için, “Bir tür günümüzün Sophie’si. Comtesse de Ségur’ün kahramanı Sophie. Ya da Pıtırcık,” diyor. Brisac’ın yanıtları hayli kısa ve öz ama sevimli Olga’yı yakından tanımanıza yetecek…

Olga serisi, sevimli, aklına eseni anında yapan, sıradan hayatını kendince renklendirmeye çalışan, oldukça hazır cevap küçük bir kızın maceralarından oluşuyor. Olga isimli ilk kitapta Olga’yı ve ailesini yakından tanıyor, kayak maceralarına tanık oluyoruz. Olga Okulu Sevmiyor adlı ikinci kitapta ise Olga ilkokula başlıyor. Bu minik kahraman nasıl doğdu? Bu serinin ortaya çıkış hikâyesini dinleyebilir miyiz?

Evet, çizgi roman illüstratörü arkadaşım Michel Gay’le kahve içiyorduk. Kendisine verecek bir fikrim olup olmadığını sordu. Kendini kötü hissediyordu. Akşamleyin, evime gitmek için bindiğim otobüste küçük Olga’yı yarattım. Macera başlamıştı.

Hemen her çocuk kitabında, “olumlu” özeliklere sahip kahramanlar aracılığıyla kimi zaman çaktırmadan, kimi zaman da okurun gözüne sokarcasına birtakım mesajlar  verilmeye çalışılır. Olga bu “olumlu” kahramanlardan değil; anti-kahraman da diyebilir miyiz onun için?

Hayır, hiç değil. O modern, canlı bir küçük kız. Kendi hayatı üzerinde düşünmeye de kararlı. Bir tür günümüzün Sophie’si. Comtesse de Ségur’ün kahramanı Sophie. Ya da Pıtırcık.

İlk kitapta Olga, anne babasına bir kahvaltı sürprizi hazırlamaya girişiyor. Ancak bu girişim hüsranla sonuçlanıyor; pastaneye gitmek için izin almadan evden çıktığı için babasından azar işitiyor. İşittiği azarın ardından, “Büyükler canları ne isterse yapabiliyor ama uyumak ve çocukları mutsuz etmekten başka bir şey istemiyorlar ki,” diye düşünüyor. Hatta büyüdüğünde evlenmemeye karar veriyor. Olga altı yaş civarında bir kız ve neredeyse boyundan büyük laflar ediyor, öyle değil mi?

Olga etrafındaki insanları gözlemliyor. Ve gözlemlerinden sonuçlar çıkartıyor. Düşündüğünü söylemeye cesaret ediyor, çünkü hiçbir şeyden korkusu yok. Biliyor.

Olga Okulu Sevmiyor isimli ikinci kitapta öğretmenine, “Sürekli canımız sıkılacaksa hayatın ne anlamı var?” diyen bu küçük kız çok da güzel ve anlamlı bir mesaj veriyor. Bu can sıkıntısında öğretmeninin, anne babasının ve onların katı kurallarının etkisi de çok büyük. Sizce hayatı daha eğlenceli kılmanın yolu nereden geçiyor?

Evet, elbette. Güven, hayal gücü ve mizah.

Öğretmenin, Olga’nın ailesine küçük kızlarının “terbiye sınırlarını aştığını” ifade eden bir mektup yazması şaşırtıyor insanı. Terbiye sınırlarını aşan bir şey yaptığı yok bence Olga’nın. Öğretmen niye böyle düşünüyor sizce?

Çünkü otoriter ve biraz da aptal biri. Çocuk olmanın ne demek olduğunu unutmuş biri.

Anneleri kızların eğitiminde, öğretmenlik yapmış olan anneannesinin, “Elli yıl uğraştıktan sonra gördüm ki eğitimin hiçbir şeye faydası yok,” sözüne göre hareket ediyor. Bu eğitim meselesi üzerine konuşabilir miyiz biraz? Anneanne niye böyle düşünüyor? Ya sizin fikriniz ne bu konuda?

Filozof bir yaşlı hanım o. Ama rastgele konuşuyor, söylediği üzerinde gerçekten düşünmüyor. Eğitim çok önemli. Hatta en önemlisi. Herhangi bir eğitim değil elbet!

Olga’nın bir arkadaşıyla yaptığı sohbette geçen bir konu var ki basit gibi görünmekle birlikte çok önemli bir meseleye işaret ediyor. Aralarında iyi kalpli olmanın mı, yoksa akıllı olmanın mı daha önemli olduğu konuşuyorlar ve Olga oyunu iyi kalpli olmaktan yana kullanıyor. Kitabınızda yer verdiğinize göre bu konuyu önemsiyorsunuz. Bu konuda neler söylemek istersiniz? Günümüz çocukları sizce bu soruya nasıl yanıt verme eğiliminde?

Bütün bilgelerin dediği gibi gönül gözü, kalbin zekâsı en önemlisi. Tüm diğer zekâ biçimlerine de o hükmeder!

Son olarak, bir Fransız yayınevinde çocuk ve gençlik kitapları editörlüğü yaptığınızı biliyoruz. Fransa’da ve dünyadaki çocuk ve gençlik edebiyatını nasıl değerlendiriyorsunuz?

Hak ettiği ilgiyi görmüyor elbette! Çocuk kitapları çok önemlidir. Kitap sevmeyen çok yetişkin tanıyorum. Oysa her çocuk öyküleri sever.

Olga Geneviève Brisac Resimleyen: Michel Gay Çeviren: Ece Nahum Hayykitap, 96 sayfa
Olga Geneviève Brisac Resimleyen: Michel Gay Çeviren: Ece Nahum Hayykitap, 96 sayfa
Olga Okulu Sevmiyor Geneviève Brisac Resimleyen: Michel Gay Çeviren: Ece Nahum Hayykitap, 136 sayfa
Olga Okulu Sevmiyor Geneviève Brisac Resimleyen: Michel Gay Çeviren: Ece Nahum Hayykitap, 136 sayfa
Show More

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.