İyi Kitap

Çocuk ve Gençlik Kitapları Dergisi

Hayatımızın en güzel yazı yolda olandır

Roza, zorluklarla baş etmeyi öğrenmeye çalışan, maceracı, neşeli, bazen bilge bazen gündüz düşçüsü bir çocuk.

Yazan: Hazal Baydur

Çocukluğumun yazları, yaşadığımız küçük kasabadan batıya doğru her defasında farklı bir rotayı izleyerek yaptığımız yolculuklarla geçti. Her mağarayı, tepeyi, ören yerini, müzeyi gezip varış noktamıza ulaşırdık. Geçtiğimiz şehirlerin tabelalarına vardığımızda, arabayı durdurur tabelayla poz verirdik. Artık hiçbir yaz tatili bu kadar tatlı ve eğlenceli olmuyor tabii; hatıralarım çok canlı ve hep aklımda. Tıpkı Roza için sonradan “hayatımın en güzel yazıydı,” diyeceği hayatının onuncu yazı gibi.

Yaz Gezgini ile Hapşu Teyze, çocuk edebiyatının sevilen yazarlarından Ömer Açık’ın son romanı. Kitapta, anne babasının ayrılma kararının ardından oluşacak belirsizliklerden dolayı, yaz tatili için karavanda yaşayan gezgin teyzesinin yanına gönderilen Roza’nın serüvenini okuyoruz. Roza, zorluklarla baş etmeyi öğrenmeye çalışan, maceracı, neşeli, bazen bilge bazen gündüz düşçüsü bir çocuk. Hapşu Teyze ise hiçbir yere kök salmak istemeyen, herhangi bir şeye alışmayı sevmeyen, ilhamını doğada arayan bir şair/yazar. Bu iki karakter yolculuğun nasıl geçeceğine dair daha ilk sayfalarda okura fikir veriyor.

GÜNEYE GİDERKEN
Roza hayatının onuncu yazını daha önce hiç alışık olmadığı bir şekilde geçiriyor, bir karavanda güneye doğru seyahat ediyor. Bu seyahati sırasında okuru kıskandıracak şeyler geliyor başına, sadece kendisiyle konuşan küçük deniz kabuğu Bay Fiskos’un ve teyzesinin arkadaşlığıyla epey öğreniyor, öğretiyor.

Karakterlerimizin maceraları oldukça özgün; gezgin bir şifacıyla tanışıyor, bir filmde figüranlık yapıyor, depremde hasar gören bir köye dayanışmaya gidiyor, tehlikeye atılıp paraşütle kendini boşluğa bırakıyor, eğlenceli bir cenaze törenine katılıyorlar. Her bir maceranın da aslında bir felsefi sorusu, bir çıktısı var. Her biri, deneyim olarak hayat öğretisi taşıyor.

UCU AÇIK SORULAR VE TARTIŞAN ÇOCUK
Çocuk kitaplarının, çocuk okura öncelikle edebi haz ve okuma sevgisi vermesini dilerim. Metnin içine daldıkları, maceraların sonunu merak ettikleri bir döngüye girmelerini isterim. Çünkü benim için okumak çoğunlukla yeni dünyalar keşfetmekle, yabancısı olduğum hayatlara yaklaşmakla ve daha önce aklıma gelmeyen soruların kafamda yankılanmasıyla ilintili. Burada da benzer bir şey var, sorular kitaptan geliyor ama cevaplar okurda. Roza da tıpkı bizim gibi her birinin üstüne düşünerek cevaba yaklaşmaya çalışan bir çocuk.

Kitabın sorgulatma çabasına girdiği her şey aslında her yaştan okura hitap ediyor. Roza ve teyzesi Hapşu, şifacı Lokman ile tanıştıklarında, onun ölümsüzlük otu aradığını duyunca şaşırıyorlar. Lokman Usta bu otu bulup onlara verirse ne olur? Ölümsüzlük nedir, tercih edilen bir şey midir? Ya da bir keşif yapmak mesela, hayatta her şey zaten keşfedilmiş görünmüyor mu? Yeni bir şey keşfetmek mümkün mü? Bir ölünün arkasından tutulan mateme “iyi ki bu dünyada yaşadı” sevinci sığar mı? Bu soruların yanıtı bir yetişkinde de yok, ancak tartışarak, düşünerek yaklaşılabilecekler fikirler var. Roza bazen kendi başına, bazen teyzesiyle, bazen de Bay Fiskos’la ilk kez karşılaştığı durumları anlamaya çalışıyor.

Roza, yolculuğa çıkmış her kahraman gibi macerasının sonuna geldiğinde artık değişmiş biri olarak karşımıza çıkıyor. Başına gelen zorluklarla mücadele etmeyi ve keşiflerle dolu bir dünyada önce kendini keşfetmeyi öğrendi bu yolculukta. Hapşu Teyze ise bir çocukla evlilik, boşanma, alışma, kök salma, yas tutma ve ceza gibi konuşulması zor konuları tartışmaya açıp akılda bazı kapıları aralayıp yoluna devam etmesi gereken bir rehber gibi yollara geri döndü.

GERİDE HİKÂYELER BIRAKMAK
Yazar Ömer Açık’ın dili muzip, renkli ve güncel. Hikâye bir yaz boyu yolda geçtiği için, arada yer ve zaman ifadesi kullanılmış olsa okur hikâyenin neresinde olduğunu daha iyi takip edebilirdi. Bölümlere ayrılmış olan roman, okura daha çok aynı karakterin başından geçen maceralar bütünüymüş havası veriyor. Karakterlerin gezdikleri, gördükleri yerleri zeytin ağaçları, longozlar, paraşüte elverişli rüzgârlı tepelerden tahmin etmeye çalışmak hikâyeler arası kopukluklara sebep oluyor. Yine de karakterlerin ayağı yere basan gerçekliklerinin yanından bu detaylar önemsiz görünüyor.

Karakterleri kapağa renkli ve canlı çizimiyle taşıyan isim Ece Zeber. Özellikle salyangoz biçimli tepesi kütüphane olan karavan çizimi kitabın atmosferine çok yakışmış. Ancak özellikle betimlenen, kapağa bile giren bu güzel karavanın o alımlı kitaplığında hangi kitapların olduğunu bilsek ne şahane olurdu! Çünkü Roza bir kitapkurdu, seyahatinin bir kısmında Yaşar Kemal’in Kuşlar Da Gitti isimli romanını okuyor. Roza’nın ve Hapşu Teyze’nin aklındaki başka dünyaların hikâyelerini bilmek güzel olurdu. En azından biz onların hikâyelerini okumuş olduk. Yoldayken Roza ve Hapşu Teyze bir cenazeye davet ediliyorlar, bu cenazede ölen kişinin kızı, babasını bir şenlikle yolcu ediyor. Gerekçesi ise geride bıraktığımız hikâyelerin en az yaşamak kadar değerli oluşu. Roza da Hapşu Teyze de geride hikâyeler bırakan, serüvenlerini soluksuz okutan iki nadide karakter. Hapşu Teyze’nin mısraları gibi,
“…
Ardında öyküler bırakmadıysan
Yaşamışsın neye yarar.”

Yaz Gezgini ile Hapşu Teyze
Ömer Açık
Günışığı Kitaplığı,
136 sayfa

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Show More

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.