İyi Kitap

Çocuk ve Gençlik Kitapları Dergisi

Kendi kendinin rakibi olmak

Özenle ve ince işçilikle inşa edilmiş bu romanda daha ilk bölümden itibaren şüphe uyandıran ifadeler, okurları bir solukta çarpıcı ve en amiyane deyişle ters köşe yapan sürpriz bir sona doğru götürüyor.

Yazan: Gökhan Yavuz Demir

Allah gecinden versin ama bu sene bizim Kocabaş iyice ihtiyarlık alâmetleri göstermeye başladı. Bazen bahçede melek gibi telaşsız uyuklarken onu izliyor ve kendi yavrusu bile olsa başka hiçbir köpeğin onun yerini tutamayacağını düşünüyorum. İnsan bireyler gibi köpek bireyler de aslında biricikler. Her köpek onun gibi iri, iştahlı, sadık, uysal, sevimli ve gerekirse tehditkâr olabilir ama yine de hiçbir köpek bir Kocabaş olamaz. Her bir bireyin, yeri doldurulamaz kendine has bir değeri var.

Bunları düşündükten sonra kararmaya ve homurdanmaya başlayan gökyüzünün sağanak bir yağmurun habercisi olduğunu düşünüp içeriye geçiyor ve Iain Reid’in yeni romanı Rakip’i okumaya başlıyorum. Yılın her mevsiminde, günün her saatinde kitap okumayı seviyorum ama sağanak güz yağmurunun serinliğinde bir battaniyenin altına kıvrılarak okumayı kesinlikle tek geçerim. Rakip ise bu keyfime keyif katıyor.

Junior ve Henrietta’nın şehir hayatının kalabalığından uzakta sakin ve sessiz bir hayat sürdükleri çiftlik evlerinin kapısı bir akşam tanımadıkları bir yabancı tarafından çalınır. Gelen bu davetsiz misafir, OuterMore isimli bir şirketin elemanı olan Terrance’dır. İşin tuhafı Terrance, hem Junior’a hem de Henrietta’ya sanki onları eskiden beri çok iyi tanıyan yakın bir dostları gibi davranmaktadır. Dahası sanki Henrietta da bu ziyaretten sonra Junior’a mesafeli davranmaya başlayıp giderek içine kapanmıştır.

Bu tuhaf ama aynı zamanda tanıdık da olan yabancının ziyaretiyle hayatları tepetaklak olmuştur. Çünkü Terrance onlara müjdeli bir haber
getirmiştir. Bu habere göre Junior bir başvurusu olmadığı hâlde uzaklara, hem de çok çok uzaklara seyahat etmek üzere seçilmiştir. Junior, uzayda kurulacak bir üs için seçilen talihlilerden birisidir. Ama işin en garip kısmı daha yeni başlıyordur. Şirket onlardan habersiz, onlar adına pek çok düzenleme yapmıştır. Junior ve Henrietta bunları, bir süre sonra kendileriyle birlikte yaşamaya başlayacak olan Terrance’dan yavaş yavaş öğreneceklerdir. Terrance, sadece gündelik rutinlerini değil hatıralarını da öğrenmek için sürekli onlarla yaşamaya başlamıştır. Şirketin amacı, Henrietta’nın, uzaydaki üsde kalacağı süre içinde Junior’ın yokluğunu hissetmemesini, yalnız kalmamasını, hatta onu özleme fırsatı bile bulmamasını sağlamaktır. Bunun için Henrietta’nın yanında kalacak tanıdığı, aşina olduğu birine ihtiyaçları vardır. Bu kişi, Junior’ın birebir kopyası olacaktır.

Terrance, Junior’ın bu kopyasının kusursuz olması için gece gündüz onlarla aynı evde yaşamakta, onlara özel hayatlarına dair pek çok soru sormakta ve testler uygulamaktadır. Junior, Terrance ile konuştukça uzaya gitmek istemediğinin ve karısını ne kadar çok sevdiğinin ayırdına varmakta, fakat o esnada Henrietta’nın da giderek kendisinden uzaklaştığını hissetmektedir. Olaylar giderek kontrolden çıkarken, Junior kendisinin Henrietta’ya hissediklerini hissedebilecek kusursuz bir kopyasının yapılabileceğine çok ihtimal vermez. O aslında ne uzaya gitmek ne de sabahtan akşama Terrance’ın testlerine maruz kalmak istemektedir. Bu nedenle sık sık Terrance’dan önceki, bu saçmalıkların hiç yaşanmadığı zamanlardaki Henrietta’yla baş başa yaşadıkları o mutlu günleri hatırlamaya çalışır. Ancak sona vardığımızda ortadan kalkacak olan gerilim de bu noktada had safhaya ulaşır.

Iain Reid’in ilk romanı Her Şeyi Bitirmeyi Düşünüyorum’un filme uyarlandığı düşünüldüğünde, Rakip’in de yakın zamanda bir filminin çekilebileceğini tahmin edebiliriz. Sinemanın edebiyat üzerinde artan etkisi aşikâr. Sanırım artık çoğu yazar, hikâyesini anlatırken sadece kelimelerin kâğıt üzerinde nasıl durduğunu değil, bunun beyaz perdede nasıl bir görsellik kazanacağını da düşünüp hesaplıyor. Bu anlamda romana sinematografik unsurlar, yazarı tarafından o kadar ustalıkla yerleştiriliyor ki biz okurlar filmi gözünü kırpmadan izleyen sinema seyircisi gibi kitabı bitirmeden elimizden bırakamıyoruz. Iain Reid gibi yazarlar, okurlarının aynı zamanda iyi bir sinema izleyicisi olduğunu da hiç akıllarından çıkarmadıkları için, gerilimi yükseltme ve düşürmeme konusunda büyük bir maharet sergiliyorlar. Rakip, gerilimin ustalıkla ve dozunda kullanıldığı bir roman. Aslında çok özenle ve ince işçilikle inşa edilmiş bu romanda daha ilk bölümden itibaren şüphe uyandıran ifadeler, okurları bir solukta çarpıcı ve en amiyane deyişle ters köşe yapan sürpriz bir sona doğru götürüyor.

Rakip evlilik, mahremiyet, bireyin biricikliği, hatıraların öznelliği ve gelişen teknolojinin bütün bu insanî kavramları nereye kadar dönüştürebileceği gibi temaları hayli tedirgin edici bir hikâyenin içine yedirerek ele alıyor.

Eşim benim bir kopyamla veya ben eşimin bir kopyasıyla yaşayabilir miydik yahut bütün hislerime, hatıralarıma, kaygılarıma, komplekslerime ve hatta beni ben yapan bütün bireysel farklılıklarıma birebir sahip, kusursuz bir kopyam yapılabilir mi? Bilmiyorum. Ama çarpıcı sonunu okuduğumda Rakip’i sevdiğimi, hatta filmi çekilirse de izleyeceğimi biliyorum.

Rakip
Iain Reid
Türkçeleştiren: Begüm Kovulmaz
Hep Kitap, 224 sayfa

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Show More

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.