İyi Kitap

Çocuk ve Gençlik Kitapları Dergisi

Pardon, Afrika ne tarafta?

Kitabın Türkiyeli okur için belki de en keyifli tarafı, Tom’un güzergâhında Türkiye’nin de bulunması! İstanbul’un, o güne dek gördüğü en güzel şehir olduğunu düşünen Tom, kentteki etkileyici ve yaşlı yapıları hayranlıkla seyrediyor.

Yazan: Deniz Poyraz

Dünyayı Bisikletle Dolaşan Çocuk, maceracı yazar ve fotoğrafçı Alastair Humphreys’in dünyayı gezerken yaşadığı gerçek deneyimlere dayanan bir hikâye. Alastair, Edinburg’da ve Oxford’da üniversite okurken Pakistan’dan Çin’e, Land’s End’den John O’Groats’a, Türkiye’den İtalya’ya, Meksika’dan Panama ve Güney Amerika’ya geçmiş. Mezun olduktan sonra hemen hemen tüm dünyayı bir uçtan diğerine dolaşmış bir maceraperest. Dört yılda beş kıtayı dolaşıp toplamda 74.000 kilometre boyunca pedal çeviren yazar, deneyimlerini ve bu süreçte yaşamına etki eden hatıralarını da kitaplaştırmış. Dünyayı Bisikletle Dolaşan Çocuk’u, yazarın anı kitaplarından ayıran ve belki de daha keyifli hâle getiren şey elbette kurgusal bir metin olması.

Tıpkı yazar gibi kitabın kahramanı Tom adlı çocuk da günün birinde evden çıkıp dünyayı dolaşmanın, farklı uygarlıkları ve ülkeleri keşfetmek amacıyla bisikletiyle uzun bir seyahate çıkmanın hayalini kuruyor. “Ben bir kâşif olacağım, dünyayı dolaşacağım!” dediğinde kendisine gülen, onunla alay eden sınıf arkadaşlarına ve öğretmenine inat basıyor pedala. Tom’un tanrısal bakış açısıyla seyrettiğimiz macerası, ara ara günlüğüne düştüğü eğlenceli notlarla derinleşiyor, boyut kazanıyor. Tom Morgan-Jones’a ait eğlenceli çizimler de bu hareketli hikâyeye ironik ve keyifli bir katkı yapıyor.

Tom evvela gidip görmek istediği yerlerin bir listesini yapıyor. Ardından Avrupa, Orta Doğu ve Afrika’da bulunan nice eserin hayalinin peşi sıra vedalaşıyor yaşadığı kentle. Pasaportundaki ilk damga şık üniformalı bir Fransız memurdan geliyor. İlk gece Eyfel’in altında geçiyor. Damgalar bir bir çoğalırken geçtiği her ülkenin mutfağına dalıyor Tom, caddelerini geziyor, dağlarında yürüyüp ırmaklarını aşıyor ve her seferinde halkıyla iletişim kurmanın bir yolunu buluyor. Gittiği yerlerde yeni insanlarla beraber yeni alfabeler, yeni sözcükler çıkıyor karşısına. Bunları günlüğüne not etmeyi ihmal etmiyor. Attığı her adım, gezdiği ülkelere dair bir şeyler öğretiyor Tom’a. En önemlisi de ötekinin, yabancının, sınır ötesinin bir korku unsuru olmadığı. Yardımlaşma ve dayanışmanın en insani ve evrensel değerler olduğunu yaşayarak öğreniyor Tom.

Okuldaki sınıfının bu en utangaç ve sessiz çocuğu, kendi sınırlarını keşfediyor… Hayallerinin peşinden gitmenin çok güçlü, çok zeki, çok hızlı ya da çok çalışkan bir öğrenci olmakla ilgisinin olmadığını önce kendine sonra geride bıraktığı herkese ispat ediyor. Bazen korkmuş ve çaresiz hissetse bile muhteşem maceralar yaşıyor olmaktan dolayı mutlu oluyor. Saçları uzasa, kıyafetleri aylarca güneş ışığına maruz kalmaktan solsa ve çok uzun zamandır banyo yapamadığı için biraz kötü koksa bile Tom, kendisini her zamankinden daha güçlü ve cesur hissediyor.

Kitabın Türkiyeli okur için belki de en keyifli tarafı, Tom’un güzergâhında Türkiye’nin de bulunması! İstanbul’un, o güne dek gördüğü en güzel şehir olduğunu düşünen Tom, kentteki etkileyici ve yaşlı yapıları hayranlıkla seyrediyor. Günlüğüne Ayasofya ve Sultanahmet Camii’ne dair notlar almayı ihmal etmiyor. Boğaziçi’nde vakit geçirdikten sonra direksiyonu Kapadokya’ya çeviriyor. Burada mağara-evde yaşayan bir ailenin konuğu oluyor. Suriye, Lübnan ve Ürdün üzerinden -buralardaki tarihi değere sahip yerleri bir bir gezerek ve yeni şeyler öğrenerek- nihayet Afrika’ya varıyor. Yolculuk bundan sonra biraz zorlaşsa bile asıl macera da bu kıtada başlıyor. Çölde hayatta kalmak, dünyanın
kuzey kısmından yıldızlara bakarak yön bulmak ve Sudan’dan, Etiyopya’dan geçerek Güney Yarım Küre’ye doğru yol almak göründüğü kadar kolay olmasa gerek!

Kitabın dikkat çeken unsurlarından biri de İngiliz bir ailede doğup büyüyen ve o yaşına dek Britanya’dan çıkmamış olan Tom’un dünya çocuklarıyla karşılaşma anları, onlarla girdiği diyaloglar oluyor. Kendisine en yakın okula ulaşabilmek adına her gün kilometrelerce yol yürümek zorunda kalan çocukların, yiyecek alacak paraları olmadığı için öğleden sonraları çalışmak zorunda kalan akranlarının yaşadıklarına şahitlik ediyor. Yazar burada Tom’un ağzından bu derin eşitsizliğe dair keskin bir duruşta bulunmasa bile okura çizdiği tablo harekete geçirici bir etki uyandırıyor yine de.

Dünyayı Bisikletle Dolaşan Çocuk, Tom’un İngiltere’den Afrika’ya uzanan zorlu ama bir o kadar keyifli yolcuğuna ortak ediyor bizi. Kitap, bu küçük maceraperestin günlüğünde okurlar için ayırdığı boş sayfalara kendi maceralarımızı planlama ve bunları “Tom’la” paylaşma şansı da veriyor okura. Kendi yolculuk hikâyemizi tasarlayıp, arka sayfalarda belirtilen e-mail adresine yolladığınız takdirde Beyaz Balina Yayınlarından kazanacağınız hediye kitaplar da Dünyayı Bisikletle Dolaşan Çocuk adlı kitabı oluşturan şık düşüncelerden biri olmuş. Handan Sağlanmak Arlı’nın çevirisiyle. İyi okumalar…

Dünyayı Bisikletle Dolaşan Çocuk
Alastair Humphreys
Resimleyen: Tom Morgan-Jones
Türkçeleştiren: Handan Sağlanmak Arlı
Beyaz Balina Yayınları, 128 sayfa

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Show More

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.