İyi Kitap

Mutlu Tavşanlar, gerçeğin bir tane olmadığını, herkesin farklı gerçekler yaşadığını anlatan, enfes bir kitap.

Yazan: Gökçe Gökçeer

Bir olayı iki kişiden dinleyip şaşırdığımız çok olmuştur. Çünkü o iki kişi, o kadar farklı şeyler anlatır ki kime ve neye inanacağınızı bilemezsiniz. İçlerinden birinin durumu abarttığını, hatta hadi itiraf edelim, biraz da “uydurduğunu” düşündüğümüz bile olur. Mutlu Tavşanlar, işte o “uydurma” sandığımız şeyin, aslında herkesin kendi gerçeği olduğunu öyle güzel anlatıyor ki biraz daha büyüyüp olgunlaşacaktır kitabı okuyan yetişkinler bile.

SİNİR KÜPÜ FIRÇATÜY

Küçük bir köyde ressam olarak yaşıyor Pablo Fırçatüy. Bir gün şahane bir resim çalışmasının ardından bahçedeki maydanozları toplamaya gittiğinde ise kıyamet kopuveriyor. Maydanozlar kayıp! Polise gitse, maydanozlarım çalınmış mı diyecek? Gülüp geçerler! Bu yüzden iş başa düşüyor ve bir dedektif misali olayı araştırmaya koyuluyor. Önce toprakta bir delik buluyor. Bu deliğin hangi hayvana ait olduğunu düşünürken ve maydanozsuz salatasını yerken tavşana rastlıyor. Ona sorsanız bu tavşan pek bir edepsiz! Adeta Pablo’yla dalga geçiyor çünkü. Eh, bunu gören Pablo da boş durmuyor. Tavşana haddini bildiriyor; çöp kutusunu yuvasına boşaltıyor.

Hikâyenin devamında, Pablo’nun öfkesini kontrol edemediğini fark ediyoruz. Kuşların sesine bile tahammül edemez, bir türlü resim yapamaz hale geliyor. Uykusuzluk ve tavşanın “hadsizliği” onu daha da hırçınlaştırıyor. Ne zaman ki tavşanın evine su borusuyla su
basıyor, oturup göl resmini yapabiliyor huzur içinde.

Bitti sanmayın, dinamitle yuvasını patlatacak kadar ileri gidiyor, sinirden deliye dönen ressam Pablo. Bahçesi de havaya uçuyor tabii ve Pablo artık resim yapamıyor. Tuvali günler geceler boyu bembeyaz duruyor. Ve işin daha da trajikomik yanı, bahçesi aylar sonra maydanozla doluyor. Tek başına bir adam, bunca maydanozu ne yapsın? Bahçesini kiraya veriyor. Sonra çıkıp geliyor tavşan bir gün… Ama nasıl?

BARIŞSEVER TAVŞAN TUKUR

Avcılardan kaçarken yolu bahçeye düşen tavşanın hikâyesi de burada başlıyor. Açlıktan yediği maydanozların başına neler açacağını elbette henüz bilmiyor. Bir de onun ağzından dinliyoruz tüm bu yaşananları. Pablo’nun yuvasından içeri döktüğü çöpleri, bütün gece şakıyan kuşları, evini basan suyu, dikenli telleri ve bahçeden çekip gitmesi için etrafa saçılan saç yığınlarını… Hepsini sevgiyle ve iyilikle karşılıyor. Öyle saf ve iyi kalpli ki Tavşan Tukur, canlanıp çıkıverse kitaptan, sarılacağım ona. Kitapta da dediği gibi, bu tavşan doğuştan bir barışsever!

Kitabın sonunda dostluk ve barış kazanıyor elbette. Hem de her iki hikâyede de… Sürpriz şekilde çıkıp gelen aşk da güzel bir sos oluyor, leziz mi leziz! Kahkaha ve gözyaşının ustalıkla buluşturulduğu bir metin Mutlu Tavşanlar. Muazzam çizimler ve başarılı çeviri ise, metnin gücüne güç katıyor.

Öfkenin ve savaşın kimseye bir faydası olmadığını tavşanlar bile biliyorken, bir umut, belki biz de payımızı alırız kitaptan…

Mutlu Tavşanlar Marie Nimier Resimleyen: Béatrice Rodriguez Türkçeleştiren: Çiğdem Şehsuvaroğlu Redhouse Kidz, 64 sayfa

Mutlu Tavşanlar
Marie Nimier
Resimleyen:
Béatrice Rodriguez
Türkçeleştiren:
Çiğdem Şehsuvaroğlu
Redhouse Kidz, 64 sayfa

Bu yazıyı beğendin mi? Paylaş!

About The Author

1975 doğumlu Gökçe Gökçeer Ankara'da büyüdü, Hacettepe Üniversitesi'nde felsefe eğitimi aldı. Birçok yayınevi ve dergide, redaktör ve editör olarak çalıştı. Çocuk kitapları hakkında tanıtım ve eleştiri yazıları yazıyor, çocuklar için içerik hazırlıyor, seslendirme yapıyor. Birçok basılı ve dijital yayında yazıları yayımlanan Gökçeer, kendi blogu Bitmeyen Kitaplar'da da çocuk kitapları tanıtıyor, önerilerde bulunuyor. İstanbul'da yaşayan yazarın resimli bir çocuk kitabı serisi bulunuyor.

Yorum yaz