İyi Kitap

“Cennet annelerin ayakları altındadır” derler. Peki, hiç düşünürler mi acaba; bu cenneti altına alan ayakların sahibi, yeri geldiğinde bir cehennem zebanisine de dönüşebilir. Yorgunluk, mutsuzluk, sevgisizlik, kendine vakit ayıramama, hepsi ve daha fazlası… Bunlar bir insanı canavara çevirebilir. Melek bir anneyi bile, evet!

Yazan: Gökçe Gökçeer

Ufaklık ve Canavar’ın başkahramanı, gerçek bir kahraman! Süper olanlarından neredeyse… Çünkü zaman içinde kendini kaybedip bir canavar olarak yaşamına devam etmek zorunda kalan zavallı annesine yardım elini uzatan yine o oluyor. Anne, belki de hem tüm gün ufaklıkla uğraşmaktan hem özel yaşantısındaki karmaşadan, diğer canavarımız olan babadan yani eşinden çok yorulmuşa benziyor. Bir ayrılık söz konusu. İki canavar arasında kalan canım ufaklık ise içindeki sonsuz sevgi ve sabırla onları idare etmeyi başarıyor. Şu cümleler karşısında insan bir çocuktan çok şey öğrenebileceğini nemli gözler eşliğinde yeniden anlıyor ve düşünmek için soluklanıyor: “Canavar, diğer canavarla karşılaştığındaysa gerçekten kötü şeyler olabilir. Bir anda ikisi de daha fazla canavarlaşabilir, üstelik bir zamanlar birbirlerini sevdiklerini bile unutabilirler.”

Bir çocuğun gücü her şeye yeter!

Annesini ve babasını canavar olarak görmesi çok trajik gelse de pek çok alt anlamlar içeren cümleler kuruyor ufaklık. Canavar olsa da annesini çok seviyor ve onu bu dertten kurtarmak istiyor. Yeter ki o iyi olsun; saatlerce süren telefon konuşmaları, alışveriş manzaraları, bol sevgi ve ilgi annesini yeniden insan suretinde görmesini sağlıyor. Çünkü ne mi oluyor? Bir anne yeniden hayata dönüyor; her şeyden önce bir insan olduğunu hatırlıyor. İhtiyaç gidermekten kendi ihtiyaçlarını unutan, sevgi vermekten sevgi almanın ne olduğunu bilemez hale gelen, hep önündekini görmeye çalışmaktan ileriye bakmayı hayal bile edemeyen bir kadını yeniden hayata döndürenin, onu en çok bu hale sokanlardan biri olan çocuğu olması da hem kitabın hem hayatın paradoksu olarak karşımızda dikiliyor. Kabul edelim, bir çocuğu büyütmek muhteşem olduğu kadar, aklın sınırlarını zorlayacak kadar da güç. Hele bir de tek başınaysanız, canavar bir görünüp bir yok olmaya başlayacak demektir.

Hem kitap hem animasyon

Çizer Uwe Heidschötter’in harikalar yarattığı hikâye, tadına doyulmaz bir animasyon olarak da hayat bulmuş. Yazarı ise pek çok animasyonun senaryosunda imzası olan Marcus Sauermann. Vaktiniz olursa kitabını okuduktan sonra animasyonu da mutlaka izleyin. Birkaç dalda adaylığı bulunan film, pek çok festivalden de ödülle dönmüş.

Bir çocuğun gözünden ayrılığın ve ebeveyn depresyonunun bu derece başarılı anlatımına hayran kalmamak imkânsız. Uçanbalık’ın yayımladığı Ufaklık ve Canavar, pırıl pırıl zekâları ve uçsuz bucaksız sevgileriyle her işin üstesinden gelebilen tüm ufaklıklar ile onların ara sıra canavara dönüşen muhteşem annelerine, şifa niyetine…

Ufaklık ve Canavar Marcus Sauermann Resimleyen: Uwe Heidschötter Türkçeleştiren: Ümit Mutlu Uçanbalık Yayınları, 32 sayfa

Ufaklık ve Canavar
Marcus Sauermann
Resimleyen: Uwe Heidschötter
Türkçeleştiren: Ümit Mutlu
Uçanbalık Yayınları, 32 sayfa

Bu yazıyı beğendin mi? Paylaş!

About The Author

1975 doğumlu Gökçe Gökçeer Ankara'da büyüdü, Hacettepe Üniversitesi'nde felsefe eğitimi aldı. Birçok yayınevi ve dergide, redaktör ve editör olarak çalıştı. Çocuk kitapları hakkında tanıtım ve eleştiri yazıları yazıyor, çocuklar için içerik hazırlıyor, seslendirme yapıyor. Birçok basılı ve dijital yayında yazıları yayımlanan Gökçeer, kendi blogu Bitmeyen Kitaplar'da da çocuk kitapları tanıtıyor, önerilerde bulunuyor. İstanbul'da yaşayan yazarın resimli bir çocuk kitabı serisi bulunuyor.

Yorum yaz