İyi Kitap

Şiirsel ve simgesel bir dil kullanan Lüftner, insanın mutluluk, öfke, üzüntü, hayal kırıklığı gibi duygu durumlarını hikâye etmeye çalışıyor. Yazarın bu gerçekçi anlatımı, ressam Eva Muszynski’nin çizgileriyle desteklenerek
göze görünür kılınıyor.

Yazan: Elif Şahin Hamidi

Yağmuru ve yağmurlu havaları oldum olası severim. Pencerede ya da şemsiyemin tepesinde usul usul tıpırdayan damlaların ayak seslerine bayılırım. Yağmurla birlikte ortalığı saran toprak kokusuna zaten doyamam. Ama gökyüzünün suratını asıp kaşlarını çatması, kararıp bozarması ve ansızın öfkelenip gürleyerek yeryüzüne korkunç ışıklar göndermesi, çocukken yüreğimi ağzıma getirirdi. Gökyüzünün kükremesiyle birlikte, çığlıklar atarak derhal pencereden uzaklaşırdım. Kai Lüftner’in kaleminden çıkan Fırtına Şövalyesi, gökyüzünün hiddetinden korktuğum çocukluk günlerime götürdü beni. Ve bu kitap sayesinde öğrendim ki gökyüzünü bile ürküten tüm o korkunç gürlemelerin, dehşetengiz ışıkların sorumlusu “Fırtına Şövalyesi”ymiş meğer.
Kai Lüftner, sırılsıklam elleriyle mızrağına sarılmış, yüzünde demir maskesiyle, atının üstünde öfkeyle oturan “Fırtına Şövalyesi” aracılığıyla gök gürültüsü, yağmur, şimşek gibi gökyüzünde cereyan eden ve sonrasında yeryüzünü etkileyen sel gibi doğa olaylarını ve su döngüsünü anlatıyor. Şiirsel ve simgesel bir dil kullanan Lüftner, beri yandan da insanın mutluluk, öfke, üzüntü, hayal kırıklığı gibi duygu durumlarını hikâye etmeye çalışıyor. Yazarın bu gerçekçi ve simgesel anlatımı, ressam Eva Muszynski’nin çizgileriyle desteklenerek göze görünür kılınıyor. Muszynski, hem doğa olaylarını hem de onların simgelediği farklı duygu durumlarını, sayfayı ikiye bölerek yansıtmayı başarıyor. Sayfanın üçte ikisinde, gökyüzündeki hengâme ve fırtına resmedilirken, alt kısımda yer alan dar şeritte ise minik bir çocuk boy gösteriyor. Siyah-beyaz, yalın çizgilerden oluşan bu çocuk, duyguların temsilcisi olarak karşımıza çıkıyor. Örneğin, güneş gökte sımsıcak parıldıyor ve bakıyoruz ki sayfanın altındaki küçük çocuk gayet mutlu. Ne var ki öfkeli insanları temsil eden Fırtına Şövalyesi’nin atının nal sesleri işitilip, gökyüzünde bir tangırtı koptuğunda küçük çocuk da öfkeden köpürüyor, tepinip duruyor ve gözyaşları sel oluyor. Tabii aynı zamanda gökyüzü de koca gözyaşlarını yere döküyor. Neyse ki şövalyenin öfkesi, sonsuza dek sürmüyor. Çünkü “mutlu son”lu bir hikâye bu. Fırtına diniyor, kuşlar tekrar kanatlarını çırpıyor ve parlak bir gökkuşağı doğuyor gökyüzünde. Öfke falan kalmıyor, şövalye kovalanıyor. Ama selin verdiği zarar da malumumuz tabii. İyi ki biz insanların öfkesi de sonsuza dek sürmüyor derken buluyoruz kendimizi.
Son olarak şunu da söylemek gerek: Çevirmen Ümit Mutlu’nun, Lüftner’in o şiirsel dilini olabildiğince iyi yansıtabildiğini düşünüyorum. Çünkü şiirsel dili başarılı bir şekilde yansıtmak öyle kolay iş değildir. Ancak dizelerin sonlarında kafiye oluşturabilmek için kullanılan “azâde”, “amâde”, “mazi”, “mağrur”, “sükûnet” gibi kelimeler, miniklerin dikkatinden kaçmayacak ve bir soru işareti belirecektir kafalarında. Bu sözcüklerin anlamlarını çocuklara açıklayarak, soru işaretlerini ortadan kaldırmak da ebeveynlere düşecek elbette.

Fırtına Şövalyesi Kai Lüftner Resimleyen: Eva Muszynski Türkçeleştiren: Ümit Mutlu Uçanbalık Yayınları, 32 sayfa

Fırtına Şövalyesi
Kai Lüftner
Resimleyen: Eva Muszynski
Türkçeleştiren: Ümit Mutlu
Uçanbalık Yayınları, 32 sayfa

Bu yazıyı beğendin mi? Paylaş!

Yazar Hakkında

1979 doğumlu. 1998 yılında Trakya Üniversitesi EMYO Serigrafi bölümünden ve 2004 yılında Anadolu Üniversitesi İletişim Bilimleri Fakültesi Basın-Yayın bölümünden mezun oldu. Öğrencilik yıllarından bu yana çeşitli mecralarda muhabir, editör, genel yayın yönetmeni olarak görev yaptı ve “yazma” eylemini hep sürdürdü. Kitap değerlendirme yazıları, yazarlarla yaptığı söyleşiler ve hazırladığı dosya konuları Remzi Kitap Gazetesi, Roman Kahramanları, İyi Kitap, Aydınlık Kitap Eki, Cumhuriyet Kitap Eki, SoL Kitap Eki, Varlık, Tempo Kitap, sabitfikir.com, kulturservisi.com, isimizgucumuzkitap.com gibi farklı mecralarda yayınlandı. 2014 yılında Beta Yayınları tarafından yayımlanan “Sıradışı Uyumsuz Muhalif: Bir Entelektüeli Yitirmek/Vakur Kayador’un Ardından…” isimli kitapta, “Hep Vakur ve Hep Yalnızdı” başlıklı yazısıyla yer aldı. Eylül 2015’te Maltepe Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü İnsan Hakları Yüksek Lisans Programı’na kaydoldu. Ve şimdilerde tezini bitirmeye uğraşıyor. Öte yandan aynı üniversitede, İnsan Hakları Araştırma ve Uygulama Merkezi’nde Uzman olarak görev yapıyor. Elbette okuyup yazma işini de bıkmadan usanmadan hala sürdürüyor.

Yorum yaz