İyi Kitap

“Bu kitabı okuyan çocuklar daha iyi şiirler yazar”

Çocuk ve gençlik edebiyatına öykü, masal, tiyatro oyunu, roman, şiir gibi farklı türlerde birçok eser kazandıran Mavisel Yener, bu kez çocuklara şiiri sevdirmekle kalmayıp şiire eleştirel gözle bakmanın yolunu aralayacak bir kitapla karşımızda. Yener, bugüne dek gerçekleştirmiş olduğu yüzlerce şiir atölyesindeki uygulamaları Mavisel Yener ile Şiir Atölyesi isimli kitapta bir araya topladı. Yener ile şiir okumayı sevmeyen çocuklara bile şiire başka türlü bakmayı öğretebilecek bu kitabını konuşup, mavi sözcüklerle şiirin büyülü evrenine yelken açtık.

Söyleşi: Elif Şahin Hamidi

Çocuklar için okullarda şiir atölyeleri düzenlediğinizi biliyoruz. Şimdi de bir kitapla, bu atölyeyi çocuklara ulaştırıyorsunuz. Bu kitabın doğum hikâyesini dinleyebilir miyiz?

Çocuklar, kimi zaman da öğretmenler için yıllardır gerçekleştirdiğim atölyelerde; şiirin filizlenme noktası, şiir dili, şiirin matematiği, şiirde duygu, şiirde imge gibi konularda beyin fırtınaları yapıyoruz. Şiir okurken ve yazarken bu eylemin dokusuna gizlenen incelik, zekâ, ironi, ustalık, estetik kavramlarına kafa yoruyoruz. İyi şiir örneklerine bakıyoruz.
Bu çalışmalar sırasında geliştirdiğim “Şiirde 4D” söyleminin atölye katılımcılarına şiiri kavratmakta ne denli başarılı olduğunu gözlemledim. Herkesin yararlanabilmesi için, atölye programlarımda yaptığım uygulamaları kitaplaştırma fikri aklıma geldi. Türkiye’de başka örneği olmayan projeyi Tudem Yayınlarına sunduğumda, yayın yönetmeni İlke Aykanat Çam, yüreğiyle dinledi, yararına inandı. Onun inancıyla başlayan bu yolculuk editör Hülya Dayan’ın güzel enerjisini projeye dâhil etmesiyle devam etti. Çocuklar için yapılan kitapların bütünüyle bir sanat eseri olduğunu düşünüyorum. Kapağıyla, fontuyla, resimleriyle bir bütün olduğu için kitabın tasarımı da çok önemli. Kitabın doğumunda emeği geçen herkes benim kadar heyecanlıydı. Sanıyorum aynı heyecanı kitabın okurlarına da geçirmeyi başaracağız.

Eugene Ivanov’un resimleriyle renklenmiş, oldukça canlı, keyifli ve interaktif bir kitap ortaya çıkmış. Çocuklara şiir dünyasını aralayacak bir çalışma olmuş. Hatta “Şiir okumayı sever misin?” sorusuna, hayır cevabını veren çocukların da çok işine yarayacağını söylüyorsunuz bu kitabın. Oldukça iddialı. Bunu biraz açar mısınız?
Evet, iddialıyım ama kanıt olmadan iddia etmiyorum. Bugüne değin gerçekleştirdiğim yüzlerce şiir atölyesinin girişinde “şiir okumayı sever misin?”, sorusunu sordum çocuklara. “Hayır” yanıtını verenlerin neredeyse tamamı, atölye sonunda “artık şiire başka türlü bakıyorum,” dedi. Bilimsel bir dille söyleyecek olursak hipotezim üzerinden tahminler yürüttüm, araştırdım, laboratuvar çalışması yaptım, deneylerle ispatlar sağlandıktan sonra sonuçlara vardım. Böylece kitap sistematik bir bütün haline geldi. Eugene Ivanov’un resimlerinin kitabın ruhuna çok yakıştığını da söylemeliyim.
Kitapta Bedri Rahmi Eyüboğlu, Cahit Külebi, Necati Cumalı, Orhon Murat Arıburnu gibi usta şairlerin dizelerine yer verildiğini görüyoruz. Şair ve dize seçimlerinizi nasıl ya da neye göre yaptınız?
Çocukların Cumhuriyet dönemi şiirimizin iyi örnekleriyle karşılaşmalarını önemsiyorum. Şiirimize damgasını vurmuş, şiir dilimizi zenginleştirmiş şairlerin yanı sıra, özellikle çocuklar için yazan çağdaş şairlerimizi de tanısınlar istedim. Elbette kocaman bir denizden damlalar paylaştım. Bu bir seçki değil şiir atölyesi kitabıdır, o nedenle bütün şairlere yer verilememesi doğaldır. Çocukların çözümleyebileceği, kişisel yorumlarına/düş güçlerine seslenebilen, anlatılan konuyu bütünleyen şiirler seçtim. İçeriği, ses yapısı, göstergeleri, dili, göndergesel anlamları, imgeleri açısından okurun yaş grubuna uygun şiirlerden örnekler koydum. Şiirin peşine düşmek isteyenler için kaynak künyeleri de yerini aldı.
Kitabın sonlarında “Şiir Defterim” başlıklı bir bölüm yer alıyor. Şiir macerasında, çözülmeyi bekleyen bilmecelerin sırrına ermek için bolca şiir okumak kadar yazma pratikleri de önemli elbette. Şiire yelken açmış çocukların/gençlerin “yazma” hevesini, cesaretini, azmini diri tutmanın, güçlendirmenin yolu nereden geçiyor?
Yazma süreci nedense toplumda yanlış tasvir edilir. Boş bir kâğıdın önünde kıvranıp acı çeken, ilham gelmesini bekleyen yazar imgesi çocuğun belleğine yerleştirilir. Yaratıcılığın ancak seçilmiş özel kişilere bahşedildiğinin söylenmesinden tutun da yaratım sürecinin zorluğuna, trans hali olmadan yazılamayacağına, sanatçının hep sancılı süreçler çektiğine dair olumsuz düşünme biçimleri çocuğun içindeki kıpırtıyı baskılar. Sanatın ve sanatçının etrafında örülen bu yanlış anlayışlar çocukların yazma cesaretini zayıflatır. Oysa çocuğun/gencin içinde zaten var olan “yaratıcı içgüdü”nün eyleme geçebilmesi için önce bilgiye sonra da cesaret ve desteğe gereksinimi vardır. Şiir yazmak sadece “yazmak” değildir, şiir üzerine düşünmek eylemini de içeren bir yolculuktur. Şiir Atölyesi kitabı bu yolculukta okura bilgi aktararak onu önce güçlendiriyor/düşündürüyor sonra da “Şiir Defterim” bölümü ile yazma cesaretini veriyor.
Ne yazık ki Türkiye’de resimle, müzikle, edebiyatla, şiirle uğraşmak zor zanaat. Bu yoldaki zorlukları, engelleri aşmak adına çocuklara/gençlere ve onlara yol gösterecek olan ebeveynlere, öğretmenlere neler tavsiye edersiniz?
İlk işimiz, “Türkiye’de sanatla uğraşmak zor!” cümlesini çocukların/gençlerin bilinçaltına işlemekten vazgeçmek olmalı. Hiç kimse ne kendini ne çocuğunu “zor” kavramının içine hapsetmesin. Bir şeyin zor olduğunu düşündüğümüzde zihnimiz buna inanır, o konuda gerçekten de başarısız oluruz. Engelleri de zorlukları da yaratan biziz. O nedenle ben çocuklara “Disiplin, öğrenme, uygulama yetilerine sahip insanlar, zor diye bir kavramı tanımazlar,” derim hep. “Çünkü onlar karşılaştıkları olaylar karşısında uzun veya kısa vadede sabırla, o işin üstüne sistemli bir şekilde gittiklerinde başarırlar.” Uzun sözün kısası zor yoktur, zaman alabilir! “Zor” diyerek vazgeçmektense Türkiye’de sanatın gelişimi için neler yapılabilir, buna kafa yormak daha akıllıca!
Şiir sanatına yönelik, eğlendirirken öğreten örneklerin yer aldığı bu kitabı çocukların esin perisini desteklemek için yazdığınız belirtiyorsunuz. Desteklendiğinde, esin perisi her çocuğa uğrar mı ya da her çocuk şiir yazabilir mi?
Elbette uğrar. Zaten esin perisi dışarılarda gezip duran, arada bir bize de konuk gelen biri değil ki. O her an bizimle yaşıyor. Yeter ki onu besleyelim, mutlu edelim ve görünür olmasını sağlayalım. Her çocuk şiir yazabilir ama bu kitabı okuyan çocuklar daha iyi şiirler yazar! Eğitim sistemimizde “çocuk şiiri bir şey öğretmelidir” fikri yerleşmiştir. Bu nedenle okul kitaplarında hep belirli günler, haftalar için şiirler görürüz. Bunların çoğu şiir bile değil, birer uyak yığınıdır aslında. Fakat öğretmenler artık çocuk şiirinin amacının çocuğa sanat zevkini vermek olduğunu biliyorlar. Bu nedenle gelişimin önümüzdeki yıllarda çok daha hızlı olacağını düşünüyorum. Çocuk şiirinin yetişkin şiirinden edebi değer anlamında hiç farkı yoktur. O da imge dünyasına yelken açar. Ama çocuklara göre imgeler, ona göre bir dil kullanmamız, konuları onların ilgilerini çekecek biçimde bulmamız şarttır. Biraz kafiye, azıcık bilgi aktarımı ile şiir olmuyor, emek harcamak gerekiyor.
Üçüncü sınıftayken tanıştığınız Milliyet Yayınlarının mavi kapaklı, minik boyutlu çocuk kitaplarıyla şiirden zevk almaya başladığınızı belirtiyorsunuz bir söyleşinizde. Şiirden anlamanın ya da şiirden hoşlanmanın bir yaşı var mıdır sizce?
Evet, Fazıl Hüsnü Dağlarca’nın Milliyet Yayınlarından çıkan Kuşayak adlı kitabı, bana şiiri sevdiren ilk kitaptır. Üçüncü sınıftayken hediye edilen bu kitapla sözcüklerin kanatları olduğunu anladım. Çocuk beşikte tanıştığı ninnilerle ilk şiirlerini dinlemeye başlar aslında. Tekerlemelerle devam eder bu yolculuk. Okul öncesi dönemde uyaklı sözleri çok sever, tekrarlayan dizeler, şiirli masallar hoşuna gider. Çocuklarımızı daha okuma yazma öğrenmeden önce şiirle tanıştırabiliriz; yaş gruplarına uygun şiirler olursa çok hoşlandıklarına tanık oluruz.
Şiir sanatı, çocuklara dili daha iyi kullanma, böylece duygu ve düşüncelerini daha ifade edebilme olanağı sağlıyor. Zira dil, düşüncenin taşıyıcısı. Şiirin, çocukların dil gelişimi ve duygusal gelişimi üzerindeki etkileri üzerine neler söylemek istersiniz?
Şiirin estetiğine dair bütün ölçütler çocuk şiiri için de geçerlidir. Dünyaya çocuk şiiri penceresinden bakarken dil, anlam, duygusal gelişim, akıl ve sezgi penceresini açık tutarız. Çocuk şiiri bir sinema perdesi gibidir. O perdede okurlar kendilerini izlerler; izleme/okuma sırasında ister istemez kendi çevrelerine dönerler. Bu perdeye bakarken çocuğun şaşırması, merak duyması, sevinç duyumsaması önemlidir. Çocuklar için yazan şairin okurla kurmaya çalıştığı ilişkinin içinde, çok boyutlu bir sevgiden söz etmek mümkündür. Hayatımız boyunca çocukluk deneyimlerimizi aklımızdan çıkaramayız. O masumiyeti, güzelliği, merakı, saf sevgiyi ararız. Çocuk okura başarıyla seslenebilmenin sırrı, onun bu saf bilincine seslenebilmekle mümkündür. Çocuktaki derin hayranlık, merak ve gizem duygusunu yakalayabilen, onların dünyalarını genişleten yapıtlar çocuk edebiyatının pırlantalarıdır. Şiir türü çocuğun o saf haline en yakın türlerden biridir, çünkü derinlikli çağrışımlarıyla, coşkusuyla çocuğu kolayca sarıp sarmalayabilir. İyi çocuk şiiri çocuğun duygu dünyasını, gözlemlerini, yaşantısını varsıllaştırır. Şiir, çocuğu yazmaya heveslendirip estetik duygular uyandırarak onun duygusal gelişimine katkıda bulunur. Düşünsel, duygusal çağrışım, coşku yaratır, dil ve anlatımını zenginleştirir, algılama gücünü geliştirir. Hiç kuşku yok ki şiir okuyan çocuk gündelik yaşamda dilini daha estetik ve etkin kullanabilme yetisi kazanır. Bu da gelecek adına büyük kazançtır.

Mavisel Yener ile Şiir Atölyesi Mavisel Yener Resimleyen: Eugene Ivanov Tudem Yayınları, 160 sayfa

Mavisel Yener ile Şiir Atölyesi
Mavisel Yener
Resimleyen: Eugene Ivanov
Tudem Yayınları, 160 sayfa

Bu yazıyı beğendin mi? Paylaş!

Yazar Hakkında

1979 doğumlu. 1998 yılında Trakya Üniversitesi EMYO Serigrafi bölümünden ve 2004 yılında Anadolu Üniversitesi İletişim Bilimleri Fakültesi Basın-Yayın bölümünden mezun oldu. Öğrencilik yıllarından bu yana çeşitli mecralarda muhabir, editör, genel yayın yönetmeni olarak görev yaptı ve “yazma” eylemini hep sürdürdü. Kitap değerlendirme yazıları, yazarlarla yaptığı söyleşiler ve hazırladığı dosya konuları Remzi Kitap Gazetesi, Roman Kahramanları, İyi Kitap, Aydınlık Kitap Eki, Cumhuriyet Kitap Eki, SoL Kitap Eki, Varlık, Tempo Kitap, sabitfikir.com, kulturservisi.com, isimizgucumuzkitap.com gibi farklı mecralarda yayınlandı. 2014 yılında Beta Yayınları tarafından yayımlanan “Sıradışı Uyumsuz Muhalif: Bir Entelektüeli Yitirmek/Vakur Kayador’un Ardından…” isimli kitapta, “Hep Vakur ve Hep Yalnızdı” başlıklı yazısıyla yer aldı. Eylül 2015’te Maltepe Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü İnsan Hakları Yüksek Lisans Programı’na kaydoldu. Ve şimdilerde tezini bitirmeye uğraşıyor. Öte yandan aynı üniversitede, İnsan Hakları Araştırma ve Uygulama Merkezi’nde Uzman olarak görev yapıyor. Elbette okuyup yazma işini de bıkmadan usanmadan hala sürdürüyor.

1 Comment

Yorum yaz