İyi Kitap

Bazen hayatınız kökünden değişebilir. Kendini süper kahraman sanan 12 yaşında bir çocuk, bu değişimle birlikte asıl süper kahramanlığın duvarlara tırmanmak ya da uçmak olmadığını, ihtiyacı olana gönülden yardım etmek olduğunu öğrenir. Koş Kurtar, zorluklarla, dayanışmayla, dostlukla, mücadeleyle ve yardım edebilmenin, özverili olmanın güzellikleriyle örülmüş bir büyüme hikâyesi.

Yazan: Emel Altay

Lüks bir site içerisindeki evlerinde konforla büyüyen iki kardeş; Naz ve Kuzey. Her yıl güneyde 5 yıldızlı bir otelde tatil yapıyorlar, canları ne isterse satın alıyorlar, hatta ailecek Amerika’ya gidip çılgınlar gibi alışveriş yapmışlıkları da var. Kuzey’e göre gayet zenginler, anne babasına sorarsan daha çok çalışıp daha iyi yerlere gelinmeli. Çocuklarına en iyi okulları kazanmalarını, dahası arkadaşlarını da yüksek seviyeden seçmelerini tembihliyorlar sürekli. Hayalci ve yaramaz Kuzey’le, çalışkan Naz’ın üzerine çok da kafa yormadıkları düzenli hayat, bir gün anne Buket Hanım’ın gözyaşlarıyla açıkladığı iflas haberiyle bozuluyor. Artık lüks eve, eşyalara, arabaya ve şehre veda vakti. Koş Kurtar, hemen başlarda bizi alıştıkları hayata mecburen veda eden iki çocuğun tepkileriyle tanıştırıyor. Evde kapı pervazlarına, hatta duvarlara tırmanan Kuzey, süper kahraman olduğuna kendisini ikna ettiği için bu haberi anne babası ya da ablası kadar büyük bir yıkım olarak karşılamıyor. Tabii bunda ailenin en küçük bireyi olmasının da payı var. Lise sınavlarına hazırlanan Naz, mutlaka çok iyi eğitim almak istediği için gidecekleri küçük şehirde bunu başaramayacağına dair kaygılarla dolu. Anne Buket Hanım ve baba Berkan Bey ise iflas ettikleri mobilya şirketine sıfırdan başlayıp işleri yeniden yoluna koyma telaşındalar. Herkesin kafası az ya da çok karışmış durumdayken Berkay Bey’in çocukluğunu geçirdiği şehre, babaannelerinin evine geliyorlar. Bundan sonra belirsiz bir süre için burada yaşayacak olmaları iki kardeşi başta şaşırtıyor. Çünkü lüks site içerisindeki evlerine kıyasla burası oldukça özelliksiz bir yer. Apartmanın otomatik kapısı olmamasından asansörün yokluğuna her şeyi yadırgıyorlar önce. Yeni evlerinde anne babaları hummalı bir çalışma temposunu sürdürürken Kuzey ve Naz da yeni arkadaşlar edinmeye, sosyalleşmeye gayret gösteriyorlar. Ancak yeni hayatlarında ilk günler pek de kolay geçmiyor. Sokaklarda koşturmaya ya da ev işlerine yardımcı olmaya alışkın olmayan iki kardeş kendilerini sık sık yere kapaklanmış buluyorlar. Onların bu sakarlıkları mahalledeki yaşıtlarını eğlendiriyor. Neyse ki çocukların hepsi aklı başında ve sevecen oldukları için kısa zamanda sıkı bir dostluk doğuyor aralarında. Naz tam da kendi kafasında, ders çalışmayı seven bir arkadaş ediniyor. Kuzey de tıpkı kendisi gibi enerji dolu, koşturmayı seven, tüm günü mahalledeki toprak sahada geçiren bir grup çocukla dostluk kuruyor.

Eski melodramlar tadında…
Kuzey’in arkadaşlık kurduğu çocuk grubunun Özlem Spor adında bir futbol takımı var. Tabii sadece kendi aralarında var olan bir takım bu. Formasız, kramponsuz hatta doğru düzgün bir futbol topları bile olmadan her gün toplaşıp antrenman yaptıkları, diğer mahalledeki takımlarla maçlar ayarladıkları, bir nevi çocuk çetesi gibi bir şey Özlem Spor. Mahallenin yenisi Kuzey’i de aralarına almaları çok uzun sürmüyor. Kuzey de her birinin farklı karakter özellikleri olan bu arkadaş grubuna daha ilk anda ısınıyor. Takımın lideri Buğra, liderin sağ kolu Deniz, bir bacağı aksasa da takımın kaleciliğini başarıyla sürdüren Nihat, fırtına gibi koşan sessiz Tayfun ve upuzun ipince bir çocuk Ferit… Yazın ilk günleri neşeyle sürerken bir gün top sahasında Ferit fenalaşıyor. Bundan sonra eski melodramları andıran bir hikâyeye geçiliyor. Artık çocuklar için arkadaşlarını sağlığına kavuşturma mücadelesi başlıyor. Bu mücadelede ilk başta ellerinden hiçbir şey gelmediği için hüzne ve umutsuzluğa kapılan çocuklar sonra birlikte mücadele ederek, diğer insanları da arkadaşlarına yardımcı olmaya ikna etmenin yollarını arıyorlar. Kitabın ismi büyük bir ipucu vermekle birlikte hikâyeyi bitirdiğinizde kapak resmine bir kez daha bakıp küçük yüreklerin gücünü duyacaksınız.

Bir yıla yayılan bir büyüme hikâyesi
Koş Kurtar esasen tipik bir büyüme hikâyesi. Kitap genelde büyük şehirden ayrı geçen bir yaz tatili dönemine sığdırılan bu türdeki büyüme hikâyeleri arasında bir yıllık bir zamana yayılması ve abartılı olaylardan kaçınmasıyla ayrılıyor. Kitabın yazarı Toprak Işık, hikâyesindeki karakterleri kanlı canlı çizmede oldukça başarılı. Kapak ve bölüm başlarındaki çizimler de hikâyenin ruhuna uyacak şekilde naif ve minimal.
Koş Kurtar’ın başında kendisini süper kahraman sanan Kuzey’in, sonlara doğru süper kahramanlık müessesini sorgulaması da ayrıca güzel düşünülmüş bir ayrıntı. Süper kahramanlar adaletsizlikleri çözmüyorlardı ki Kuzey’e göre. Düşmekte olan uçağı kurtarıyorlardı tamam ya da koskoca binaları… “Ama ya binaların içerisindeki adaletsizlikler?” diye geçiriyor içinden 12 yaşındaki Kuzey: “Yoksullar hastalanınca tedavi olabilsinler, çocuklarını okutabilsinler, çalışmak istediklerinde iş bulabilsinler diye onlara yardım eden süper kahramanlar nerelerdeydi?” Kuzey arkadaşı için orada olanlardan, küçük yaşına rağmen yorgunluğa ve acıya göğüs geren gerçek bir süper kahraman.

 

 

 

Koş Kurtar
Toprak Işık
Resimleyen: Ege Karadayı
Altın Kitaplar, 124 sayfa

Bu yazıyı beğendin mi? Paylaş!

About The Author

Yorum yaz