İyi Kitap

Savaş bir çocuğa neler eder?

Babam Bir Çalıya Dönüştüğünde, mizah dolu dili, akıcı temposu ve bağra basılası Toda karakteriyle savaşa dair tarih kitaplarının yapamadığı bir düşünme alanı kuruyor. O alana girmek herkesi zenginleştirecek bir deneyim.

Yazan: Karin Karakaşlı

Hayatın en zorlu deneyimlerinden savaş, ne yazık ki yaşandığı coğrafyalarda en çok da çocukları vuran bir felaket. Dünyaya ne olduğunu anlamaya çalışan, korkularını ifade edecek kelimeleri dahi bulamayan çocuklar, aynı zamanda yetişkinleri aşan bir güçle de donanır. Yazar Joke van Leeuwen, bu ağır konuyu bir çocuğun gözünden ve dilinden aktarmayı başarmış.

İlk olarak Kasım 2012’de Burak Sengir’in çevirisiyle Hayykitap’tan Babam Çalılığa Dönüşünce başlığıyla çıkan roman, bu kez yine Hollandaca aslından Hasan Türksel’in çevirisiyle Babam Bir Çalıya Dönüştüğünde ismiyle Çınar Yayınları tarafından yayımlandı.

İsimle başlayan bir tavizin hikâyesi bu. Yaşadığı yerde herkesin ismini kolayca telaffuz edebildiği bir çocuk bize, savaş yüzünden göç etmek zorunda kaldığı yeri şöyle tanımlıyor: “‘K’ harfini bir türlü söyleyemiyorlar. Öyle ki adımı telaffuz etmek isteyen ilk kişini neredeyse dili dolanıyordu. Şimdilik soranlara ismimin Toda olduğunu söylüyorum. Toda, içerisinde dört tane ‘k’nın olduğu uzun adımın son harfleri…”

Böylelikle bizim de okur olarak Toda ismiyle tanıdığımız çocuk, aslında sadece bu bir iki cümle içerisinde bile savaşın ne demek olduğunu en vurucu hâliyle anlatmış oluyor. Savaş, bir azalmadır. İnsan kimliğinden çıkmadır. Annesi o küçükken evden ayrılıp başka bir ülkeye yerleşen, pastacı babası ve ziyarete gelen babaannesi ile yaşayan Toda’nın hayatı, güneyde patlak veren savaş üzerine babasının askere alınmasıyla allak bullak olur. Bir süre babaannesiyle kalan Toda, çatışmalar kendi yaşadıkları yere de sıçrayınca, annesinin yanına doğru yola düşmek zorunda kalır. O yol da savaşın ta kendisidir…

HOYRATLIK DENEN CANAVAR
Babasının gösterdiği “Askerin Kılavuzu” adlı kitaptaki kamuflaj çiziminden etkilenerek onu savaş boyunca çalı kılığına girmiş olarak hayal eden Toda, savaşın anlamsızlığını ve korkularını bir rüya eşliğinde şöyle paylaşıyor bizlerle: “…Eve ulaştığımda babam mutfaktaydı. Ayakta duruyordu ve vücudunda ağaç dalları filizlenmişti. Bu dalların çıktığı yerde, kıyafetinde delikler oluşmuştu. Dalların hepsi yapraksızdı. Babamın bedeninde kış mevsimi yaşanıyordu.”

Bildiği, alıştığı her şeyi bir anda yitiren Toda, annesine giden yolda yetişkinlerin hoyratlığıyla tanışır. Bu bencil dünyada iyilik, karşılığı beklenen bir hizmet türüdür. Öyle ki çocukların geçici olarak konaklatıldığı kamu binalarında anneler; çocuklar getirdikleri eski püskü oyuncaklara yeterince teşekkür etmedi diye kavga çıkarabilir. Refakat edenlerse sert, kaba ve ilgisizdir. Bir kez evsiz, yersiz yurtsuz kaldın mı başkalarının gözünde adeta insan olma vasfını yitirirsin ne de olsa. Bu açıdan bakıldığında romanın günümüzün en büyük evrensel sınavı hâlini alan mülteciler konusuna dair de söylediği çok şey var.

DILLER VE SINIRLAR
Romanın en özgün yanlarından biri de özellikle savaş hâlindeyken ayrımı iyice kesifleşen dilleri ve sınırları düşündürmesi. Leeuwen savaşın kaçınılmaz bir parçası olan “biz, ötekiler, kuzeyliler, güneyliler” gibi kutuplaştırıcı dilin çocuğun dünyasında yankılanan anlamsız hâline işaret ederken, Toda’nın göç ettiği yeni ülke için de hayali bir dil yaratıyor. Cümle yapısı, fiil çekimleri, temel ifadeler açısından yazarın ayrıntılandırdığı ve kurgunun önemli bir parçası olan bu dil oyununda çevirmen başarılı bir uyarlama ile bize Toda’nın şaşkın ama öğrenmeye azimli ruh hâlini geçirmeyi başarıyor.

Keza sınırlar konusunda da Toda’nın yorumlarıyla gülümsüyoruz: “Yere çizilmiş bir çizgi ya da bir duvar gibi miydi şu sınır denilen şey? Veyahut dikenli telleri olan bir çit mi? Belki de orada iki ucu ok şeklinde, başka ülkeleri işaret eden bir tabela duruyordu…”

Kitabın çizimlerini de yapan Joke van Leeuwen çok yönlü bir yazar. Eserleri yirmiden fazla dile çevrilen ve Alman Gençlik Edebiyatı Ödülü de dâhil pek çok önemli ödüle layık görülen Leeuwen, 1952’de Hollanda, Lahey’de doğdu. Ailesi Belçika’ya yerleştikten sonra tarih ve grafik eğitimi gören Leeuwen; yazar, şair, illüstratör, sahne sanatçısı olarak büyük başarılar elde etti. Yazarın yine bizzat resimlediği, dürbünlü adam Warre’nin kanatlı minik bir bebeği bulup eşiyle onu yetiştirmeye kalkması üzerine yaşanan maceraları konu alan, klasikleşmiş Cik! adlı romanı da Hayykitap etiketiyle Türkçede bulunan bir diğer kitabı.

Babam Bir Çalıya Dönüştüğünde, mizah dolu dili, akıcı temposu ve bağra basılası Toda karakteriyle savaşa dair tarih kitaplarının yapamadığı bir düşünme alanı kuruyor. O alana girmek herkesi zenginleştirecek bir deneyim.

 

 

 

Babam Bir Çalıya Dönüştüğünde
Joke van Leeuwen
Türkçeleştiren: Hasan Türksel
Çınar Yayınları, 120 sayfa

 

Bu yazıyı beğendin mi? Paylaş!

Yazar Hakkında

Yorum yaz