İyi Kitap

Morrigan Crow, Zifirî Gece’de doğduğu için lanetli. Etrafta gerçekleşen her türlü kötülükten sorumlu tutuluyor, hatta bu yüzden ailesi tarafından da hiç sevilmiyor.

Yazan: Olcay Mağden Ünal

Sosyal medyanın yeni bir mecra olarak aramıza katılmasının ardından, şöyle distopik bir gelişme oldu -aslında hep aramızdaydı da iyiden iyiye ayyuka çıktı: Neyi ne kadar iyi yaptığınızın hiçbir önemi bulunmuyor, önemli olan sesinizin ne kadar yüksek çıktığı. Yeterince bağırırsanız insanlara vaat ettiklerinizi gerçekleştirmenize pek de gerek yok. Banker Bilo gibi davranmanız yeterli, kimse de çıkıp sizden hesap sormakla uğraşmıyor. Hesap sormak, eleştirmek insanoğlunun kültüründen silinip gitti; var olanı olduğu gibi kabul ediyoruz, sindirimimiz fena hâlde kuvvetli. Öyle ki, artık eskinin aranan özelliği mütevazılık gereksiz bir ayrıntı olup çıktı. Hayır, yeni dünya düzeninde, işinizin devamlılığını sağlamak için reklamınızı yapmak zorundasınız, alçakgönüllü ruhların toprağı bol olsun.

Jessica Townsend’in “Nevermoor” serisinin ilk kitabı kısa bir süre önce Türkçe olarak yayımlandı. Seri orijinal dilinde öyle bir şaşaaya sahip oldu ki daha raflara çıkmadan film hakları satıldı. Dolayısıyla Türkçe baskısındaki künye sayfasından önce sıralanan ve kitabın çeşitli kurumlar tarafından ne kadar harika bulunduğunu belirten liste de beni şaşırtmadı. Evet, okuru çekmek için ön ya da arka kapağın kullanılması son derece alışık olduğumuz bir düzenleme ama yazarın özgeçmişi, yayınevinin emektarları ve kitabın kendisinden önce reklamla karşılaşmak? İşte karşınızda yeni dünya düzeni. Bazen bana New York’taki koca koca reklam panolarını almışlar da üzerimize bir tül misali sermişler gibi geliyor. Altından görebildiğimiz ne güneş ne de bir ağaç, aldığımız nefes başkasının soluğundan çıkıyor.

Kitabın ana karakteri, Çakalkale şansölyesi Corvus Crow’un yakında on birinci doğum gününü kutlayacak kızı Morrigan Crow. Kendisi Zifirî Gece’de doğduğu için lanetli. Etrafta gerçekleşen her türlü kötülükten sorumlu tutuluyor, hatta bu yüzden ailesi tarafından da hiç sevilmiyor. Zaten doğum günü geldiğinde de diğer tüm lanetli çocuklar gibi, ölmesi bekleniyor. Ancak vakit geldiğinde Jüpiter North adında, tuhaf kılıklı bir adam çıkagelip Morrigan’ı ölümün pençesinden kurtararak gizli şehir Nevermoor’a götürüyor. Morrigan, kaçak girdiği bu şehirde kalmak için Wunderous Cemiyeti’ne girmek zorunda ve bunun için de bir sürü zorlu sınavı geride bırakmalı. Üstelik onu, diğer çocuklardan daha önemli kılan bir maharetinin de olması gerekiyor ki, Morrigan bunun ne olduğunu son ana kadar bilmiyor. Morrigan, kendisini sınavlara hazırlayacak hamisi Jüpiter North ile birlikte North’a ait bir otelde kalmaya başlıyor ve burada sıra dışı varlıklarla karşılaşıyor: Konuşan, aksi ve de dev bir kedi, cüce bir vampir, içinde kalan kişiye göre kendini değiştiren bir oda, Anka kuşu misali ölüp yeniden doğan bir avize ve daha niceleri. Ancak her şeyden öte, Morrigan burada daha önce hiç sahip olmadığı kavramlarla tanışıyor: dostluk ve aile. Kendisi gibi Wunderous Cemiyeti’nin sınavlarına hazırlanan ve bir ejderha binicisi olan Hawthorne ile birlikte birbirinden heyecanlı ve de ürkütücü maceraya atılıyorlar ve kendilerini kimsenin adını bile duymak istemediği yaratık Wundersmith’in hikâyesinin ortasında buluveriyorlar.

The Observer’ın kitapla ilgili yorumu şu şekilde: “Harry Potter tutkunları, bu kitapta sevecek bir sürü şey bulacak, ama Nevermoor kendine has bir albeniye sahip.” Bir Harry Potter tutkunu olarak 370 sayfa boyunca o albeniyi aradım ama üzülerek belirtmem gerekir ki sonuçta elimde sadece sevdiğim birçok kitabın karışımıyla meydana getirilmiş bir çorba buldum. İnsanlar domates, mercimek ya da tarhana çorbasını sevebilirler, ama bunları karıştırırsanız ortaya bulamaçtan başka bir şey çıkmaz. Bunca sayfada karşıma kitabın adını da işin içine katarsak şunlar çıktı: Edgar Ellen Poe’nun The Raven şiiri, J. K. Rowling’in “Harry Potter” serisi (yardımcı karakter Hawthorne, dâhi Weasley kardeşlerin karışımı gibi), P. L. Travers’ın “Mary Poppins” serisi, Philip Pullman’ın “Karanlık Cevher” serisi, Suzanne Collins’in “Açlık Oyunları” serisi vs. Bir yerden sonra metne o gözle bakmayı bıraktım ve belki orada bir cevher vardır diye kurguya yöneldim. Ancak o tarafta da dahiyane bir fikirle karşılaşmadığım gibi absürt gelen birçok zayıf nokta buldum. Örneğin karakterlerin hiçbiri insanın zihninde tam olarak canlanmıyor, Morrigan karakterinin güçlü herhangi bir yanı yok, bu sebeple Harry Potter benzetmesini de yersiz buldum; cemiyetin düzenlediği sınavlarda karşılaşılan zorluklar bir anda çözülüveriyor ve kötü karakter öylece Morrigan’ın peşini bırakıyor. Bürümcük denilen ve şemsiyeyle yol alınan dolaşım hattının mantığı son derece tutarsız; Nevermoore nasıl bir yer, herkesin sihir yeteneği var mı, konuşan kedi Alice’i hatırlatmaktan öte bir işe yarıyor mu bilinmiyor. Fantastik edebiyatta dikkat edilmesi gereken en önemli şey, dünyayı yaratmaktır. Dolayısıyla bu kitap, bataklığın üstüne inşa edilmiş, şatafatlı bir gökdeleni andırıyor.

Son olarak Türkçe baskıyla ilgili birkaç kelime etmek gerekirse: Wundersmith ve Wunder’ın öylece bırakılması okurun hikâyeye girişini zorlaştırıyor, tabii kitabın asıl yayıneviyle yapılan sözleşmeyi bilmediğimden bu konuda fazla ahkâm kesmek istemiyorum, belki de Wunder kelimesini içeren sözcüklerin değiştirilmesine izin verilmemiştir. Bir tek Almanca baskısından karşılaştırma yapabilirim, ancak orada da zaten benzer kelimeler (Wunderschmied/ Wunder) seçildiği için emin olamıyorum. Yine de sanki yeni bir kelime türetilmesi gerekiyormuş gibi geldi bana. Diğer şehir, karakter adları da çok içime sinmedi, ancak Harikedi’nin de aslının Magnificat olduğunu görünce, çevirmen ne yapsın diyorum. Bir yanda Magnificat/Harikedi diğer yanda Horcrux/Hortkuluk, hakikaten hık demiş Harry Potter’ın burnundan düşmüş(!)

Nevermoor
Morrigan Crow’un Büyük Sınavı
Jessica Townsend
Türkçeleştiren: Emre Gözgü
Domingo Yayınları, 372 sayfa

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Bu yazıyı beğendin mi? Paylaş!

About The Author

2009 yılında Galatasaray Üniversitesi Uluslararası İlişkiler bölümünden mezun oldu. Strasbourg Üniversitesi’ndeki yüksek lisans eğitiminin ardından kitap editörlüğü yapmak istediğine karar verip yayıncılık sektörüne girdi. 2011 yılından bu yana çeşitli yayınevlerinde editörlüğün yanı sıra telif hakları uzmanı olarak görev aldı. Bu arada birçok Almanca, İngilizce ve Fransızca çocuk kitabının çevirisine imza attı. İyi Kitap, Arka Kapak, Radikal Kitap, Akşam Kitap gibi pek çok dergi ve gazete ekinde kitap eleştirileri ile edebiyat ve yayıncılık dünyası üzerine yazıları yayınlandı.

Yorum yaz