İyi Kitap

Kertenkele, gül ve güvercin

Bu tuhaf masal, sadece Saramago’nun kelimelerinden ibaret olsaydı, Borges’in çizgilerinin gücünün kendisine verdiği inandırıcılıktan yoksun kalabilirdi.

Yazan: Gökhan Yavuz Demir

Bahçedeki çiçek saksılarının dibinde, duvardaki çatlaktan çıkıp sabahları güneşlenen bir kertenkelemiz var. Kocabaş her ne kadar kendi sıkletinde olmayanlara ilgi göstermese de bizim minik Çapul, o kertenkeleyi arayıp kovalamaya bayılıyor. Bu kovalamacadan ötürü olsa gerek kargodan çıkan, José Saramago’nun yazdığı, José Francisco Borges’in ahşap baskılarıyla renklendirdiği bir peri masalı olan Kertenkele’ye en çok Çapul heyecanlanıyor.

Peri masalı dediğime bakmayın, bu masalın içinde aslında hiç peri yok. Ama bir masalın peri masalı olması için illa içinde periler olması da icap etmiyor. Bizim masalın içinde birdenbire yolun ortasında peyda olan ve sokakta paniğe yol açan heybetli, yemyeşil, dev gibi bir kertenkele var sadece. Daha ne olsun ki zaten? Trafik durmuş, insanlar korkmuş, bazıları daha çok korkmuş, yaşlı bir teyze çığlık atmış, herkes kaçmış, daha soğukkanlı birileri telefon edip yardım çağırmış, siren sesleri duyulmuş. İnsanoğlu böyledir işte. Korkmaya görsün. Anlamadığı, bilmediği, alışık olmadığı her şey karşısında saldırıp onu ortadan kaldırmayı ve her şeyi yine eskisi gibi aşina olduğu hâle getirmeye bayılır. Bu kez de öyle olmuş. Uçaklar uçmuş caddenin üstünde, tankların gümbürtüsü sarmış ortalığı, hortumlarıyla itfaiyeciler, süngüleriyle askerler, hep beraber saldırıya geçmişler. Oysa yolun ortasındaki dev kertenkele, bahçede güneşlenen binlerce küçük kardeşi gibi, yerinden hiç kımıldamadan kuyruğunu yavaşça oynatarak güneşlenmiş ve üçgen kafasını kaldırıp telaşsızca havayı koklamaya koyulmuş.

İşte tam o saldırı ânında, masal boyu kendilerini göstermeyen periler bu olaya dolaylı olarak müdahale etmişler. O koskocaman kertenkele, perilerin tılsımlı müdahalesiyle, ansızın kan rengi, kıpkırmızı bir güle dönüşüvermiş. Gül büyüdükçe büyümüş ve bütün caddeye mis kokularını serpmiş. Derken gül silkelenmiş ve bembeyaz olmuş. Yaprakları tüylere, dikenleri gagaya, tomurcukları kanatlara dönüşmüş ve masmavi bir gökyüzünün derinliğinde yükselerek kaybolmuş.

Perilerin bile artık görünmediği ve masallara doğrudan müdahale etmediği büyüsü bozulmuş bir çağda, kaybettikleri sevdiklerinin önce toprağa karışıp çiçek açtığına, sonraysa kanatlanıp göklere yükselen bir melek olduğuna inananlar bile, dev bir kertenkelenin evvelâ bir güle, ardındansa bir güvercine dönüştüğüne inanmamışlar. Oysa Kertenkele’nin her yaştan okuru bizler inandık. Çünkü bu tuhaf masal, sadece Saramago’nun kelimelerinden ibaret olsaydı, Borges’in çizgilerinin gücünün kendisine verdiği inandırıcılıktan yoksun kalabilirdi. Belki pek çok çizer, bu masalı Saramago’nun anlattığı şekliyle resmetmeyi tercih ederdi. Hâlbuki Borges,
Saramago’nun masalını okumuş, kendine mal etmiş ve kendi masalı hâline getirmiş. Bu sayede kitaptaki cümleleri dillendirirken Saramago’nun, resimlere bakarken de Borges’in Kertenkele masalını okuyorsunuz. Bu küçük ve tuhaf masala bütün lezzetini de zaten söz ile imajın bu harikulade birlikteliği veriyor. Bu iki usta sayesinde hem söz imajın altına ek bir izahat, hem de imaj sözün yanına açıklayıcı bir görsel olmaktan çıkıyor. İkisi de birbirini tamamlayan birer parça olmaktan ziyade, kendi başına ayrı bir bütün teşkil ediyor. İki farklı zekânın birbirlerinin ayaklarına basmadan uyumla dans etmelerinin sonucu, masal görsel ve düşsel bir şölen hâline geliyor. Her şeyin hızla değiştiği dünyamızda insanların korkuları ve korkularına karşı verdikleri tepki, kertenkelelerin kaldırıma uzanıp güneşlenme keyifleri, Çapul’un güneşlenen kertenkeleleri kovalamasına yol açan merakı ve iyi bir masalın insanın ruhunun derinliklerine nüfuz etme gücü galiba hiç değişmiyor. Bahçede güller tomurcuklanıyor, kumrular kütüphanemin penceresine yuva yapıyor, kertenkele sabahları güneşlenmek için duvardaki çatlaktan dışarı çıkıyor, Çapul bütün gün saksıların dibinde kertenkelenin bıraktığı kokunun izini sürüyor ve periler tılsımlarını gösterebilmek için masallarının içinde kendilerine inanacak okurları bekliyor. Hayat ve masal, bizi ve birbirlerini dönüştürerek devam ediyor.

 

 

 

Kertenkele
José Saramago
Resimleyen: José Francisco Borges
Türkçeleştiren: Emrah İmre
Kırmızı Kedi Yayınları, 24 sayfa

Bu yazıyı beğendin mi? Paylaş!

About The Author

1973 yılında Edirne’de doğdu. Sosyoloji Doçenti olan Demir’in bugüne kadar yayınlanan telif ve tercüme kitapları şunlardır: Sosyal Bir Fenomen Olarak Dilin Belirsizliği (İthaki, 2015); Borges'in Dediği Gibi (Nora, 2016); Anlamak İçin Yaşamak (Nora, 2017); Claude Lévi-Strauss, Mit ve Anlam, (İthaki, 2013); George Lakoff & Mark Johnson, Metaforlar: Hayat, Anlam ve Dil (İthaki, 2015); Paul Ricoeur, Yorum Teorisi: Söylem ve Artı Anlam (yakında Nora’da). Edebiyat ve linguistikle zenginleştirilmiş ve derinleştirilmiş bir sosyolojiyi anlamlı bulan Demir, birgün roman yazacağına olan inancını asla kaybetmiyor ve kendini ısrarla “entelektüel edebiyatçı” olarak tanımlamayı tercih ediyor.

Yorum yaz