İyi Kitap

Baktığımız anda yazılan öykülerimiz

Herkesin Öyküsü, gördüğümüz insanın yaşamını imgeleyişimiz üzerine bir düşünme egzersizi. Hisler, düşünceler ve onların dışavurumları, diğer bir deyişle dış görünüşe yansıyışları üzerine kafa yoruyoruz.

Yazan: Mehmet Erkurt

Kitabı kapadığımda, heyecanım şu cümleyle çıktı yüzeye: “Bu kitabı bir çocukla okumalıyım!” Zira Norveçli yazar ve illüstratör Kristin Roskifte’nin Türkçeye çevrilmiş ilk kitabı Herkesin Öyküsü’nü, anlatı -dolayısıyla, edebiyat- üzerine bir oyun kitabı gibi okudum. Öykü ile felsefeyi, anlatı ile anlayışı ilişkilendirecek bir oyun bu, üstelik.

Her sayfada, gitgide artan sayıda insanın farklı mekânlar içinde resmedildiğini görüyoruz. Sayfalar sıfırla başlıyor -dünya nüfusu olan- 7,5 milyarda son bulacak şekilde devam ediyor. Sayfaların altında da kalabalıktaki birkaç kişi hakkında bilgiler yer alıyor. Bu bilgiden yola çıkarak merakın, arayışın, sorgulamanın eşlik ettiği bol tartışmalı bir oyun başlıyor.

0. sayfada, “Kimse yok,” yazıyor… Burası, yüzlerce olası öykünün “sıfır” noktası. “İnsansızlık sıfır mıdır?” sorusu hızla kurcalıyor aklı. Sonuçta, bir öykünün varlığı için tek insan yeterli:
Anlatıcı. Ama bu kitap, anlatıcının, bakan gözün “gördüğü” insanların hayatları ve öyküleri üzerine. Çünkü “insanlara baktığımız noktada” hayat da öykü de aynı şeye dönüşüyor. Birini gördüğümüz anda, hakkında bilgimiz olsun olmasın, bir öykü başlıyor aklımızda yazılmaya.

Herkesin Öyküsü, gördüğümüz insanın yaşamını imgeleyişimiz üzerine bir düşünme egzersizi. Hisler, düşünceler ve onların dışavurumları, diğer bir deyişle dış görünüşe yansıyışları üzerine kafa yoruyoruz. Aradığımız kişi bazen bir suçlu, bir hayalperest, bir mucit; o anda planlar yapan, sevinen, korkan ya da kaygılanan biri… Resimde karşılaşacağımız olasılıkların
sayısı ise algılarımızın, birikimimizin, ön yargı ve ezberlerimizin, insana engin ya da dar bakışımızın bir sonucu olarak belirleniyor. Ya da birlikte düşündüğümüz insanlara bağlı olarak… Hâliyle, burada, çocuk okur ile ona eşlik edecek yetişkinin işbirliği büyük önem kazanıyor.

“Waldo Nerede?*” kitaplarını pek çoğumuz hatırlar. Herkesin Öyküsü şeklen bir benzerlik hissi verse de epeyce farklı. Çünkü burada, çocuğa sayfada aradığını bulma keyfini tattıracak şekilde eşleşen ya da farklı sayfalarda tekrarlayan bazı görsel unsurlar dışında, pek çok eşleşme olasılığı söz konusu. Mesela yalnız hisseden bir insanı ya da bir suçluyu, yüzlerine ve ifadelerine bakarak mı anlayacağız? Dış görünüş bu konuda kesin bilgi verir mi? Hislerimiz ve dışvurduklarımız arasında klişe, sabit bağlantılar kurulabilir mi? Yoksa hislerimize verdiğimiz geçit, bulunduğumuz bağlama göre değişir mi? Bir yetişkinin, bu kitabı okuyacak çocuğa sunabileceği soru ve bakış açısı zenginliğiyle, içimizdekiler ve yansıttıklarımız üzerine yanıltıcı ezberleri küçük yaştan kırmamız mümkün.

Sayfadan sayfaya artan insan kalabalığı içinde, sözü edilen insanları bulmak ya da olasılıklar üzerine tartışmak elbette gitgide çetrefilleşiyor. Çünkü verilen bilgi “herkese ait” ya da kitabın adını aldığı şekliyle “herkesin öyküsü” de olabilir. Ancak bazen de karşımıza havaalanındaki kalabalıktan birinin “zorla götürüldüğü ve bir daha asla geri dönmeyeceği” gibi vurucu bir bilgi çıkıyor. Böyle bir dram, o kişiyi hemen bulmaya itiyor bizi -sanki onu kurtarabilecekmişiz gibi. Çekiştirilen biri mi olmalı bu? Kelepçeli mi ya da? Ağlamalı mı?.. Daha resmi görmeden,
bir insanın zorla götürülmesi ve nedenleri üzerine düşünmeye başladık bile…

Elbette, sözü edilmeyenlere de takılıyor gözümüz. Derken açıklamalar tekil bireylerden çıkıp, birçok kişinin ortaklaştığı duygulara çevriliyor. Aynı kuyruklu yıldızı izleyen bin kişiyi gördüğümüzde, farklılıklara ara verip, kolektif duyguya odaklanıyoruz. Artık farklılıklarımız ve bireysel öykülerimizle bir aradayız, rengârenk bir toplumuz ve kendi büyük resmimize bakıyoruz.

İnsanların sayılarla anıldığı sayfalar bittikten sonra, Roskifte’nin sayfalar üzerine önerdiği sorularla karşılaşıyoruz. Bunların ne kadarını sorduk, ne kadarı bizim için öncelikli, onu düşünüyoruz… Ardından, yazarın sayfa sayfa, resim resim anlattığı öyküyü okuyoruz. Roskifte, bizi kurgulamakta ve yorumlamakta özgür bıraktığı sayfaların ardından, incelikli desen çalışmasının arkasında yatan öyküyü, amaçladığı anlatı matematiğini ortaya seriyor. Tıpkı yorumladığımız insanın hakikatine bir nebze olsun dokunmak gibi.

Herkesin Öyküsü’nü çocukla birlikte okumak, çocuğa, gördüğü insan üzerine zengin bir düşünme biçimi geliştirmesinde yardımcı olmakla kalmayacak; çocuğun soruları ve önerileri ışığında, biz yetişkinlerin hiç umulmadık noktalarda ne kadar dar ve kalıplı düşünebildiğimizi de gösterecek.

* ABD’de “Where is Waldo?” ismiyle basılan ve İngiltere’deki orijinal ismi “Where is Wally?” olan seri, ülkemizde ‘90’larda “Gezgin Veli Nerede?”, 2000’li yıllarda ise Tudem tarafından Ali Nerede? ismi ile yayımlandı.

Herkesin Öyküsü
Kristin Roskifte
Türkçeleştiren: Ümit Mutlu
Desen Yayınları, 64 sayfa

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Bu yazıyı beğendin mi? Paylaş!

About The Author

1983’te İstanbul’da doğdu. Galatasaray Üniversitesi İletişim Fakültesi’nin ardından, Günışığı Kitaplığı’nda, basınla ilişkiler, sosyal medya ve tanıtım içerikleri üzerine yoğunlaştıktan sonra, yayınevinin gençlik kitapları markası ON8’in editörlüğünü üstlendi. Fransızca’dan roman çevirileri yaptı. Bugün, yayıncılığa Can Çocuk’ta editör olarak devam ediyor ve Boğaziçi Üniversitesi Çeviribilim Bölümü’nde yıllardır geciktirdiği yüksek lisans tezini yazıyor. Çevirmenliği sürdürürken, sivil toplum çalışmalarından da kopmamaya çalışıyor. Kitaplar üzerine yazsa da, en çok okumayı tercih ediyor.

Yorum yaz