İyi Kitap

Bir hayalden bir hayat çıkarmak

İnsan evladının en kırılgan, çocuksu yanıdır ya hayal kurmak, bir de her şeye rağmen yarına olan umudun görünmeyen ama en saf hâli…

Yazan: Alev Karakartal

Bir belgeselde görüp hayran kaldığım kambur balina uzmanı, daha iyisi kambur balinanın kendisi; ardından yine belgesel marifetiyle “uzaycı” olma hayalleri kurduğum çok küçük yaşlardan birazcık yıl ve yol aldığımda uzun yol şöförlüğü fantazyasına nasıl, ne ara geldim, hâlâ muamma. Yahya Kemal Beyatlı’dan da “İnsan alemde hayal ettiği müddetçe yaşar,” cümlesinden de bihaber olduğum zamanlardı. Ben büyüdükçe hayallerim mi küçülmüştü, hayatın arafında bir mekan kurmayı düşlemek daha mı cesurcaydı, hiç bilemedim. Kız çocuklarının uzun yol şoförü olmayacağını/olamayacağını da bilmiyordum o zamanlar. Kimse bana olamayacağımı söylememişti zira. İnsan evladının en kırılgan, çocuksu yanıdır ya hayal kurmak, bir de her şeye rağmen yarına olan umudun görünmeyen ama en saf hâli; ona yaslanıp gece vakti, ıssız ve ışıksız yollarda, ağır direksiyonu salladığımı düşünmek şimdi bile iyi geliyor ama…

Manisa’nın bereketli ovalarında kurulu Salihli kasabasında, ancak okuma yazma öğrenecek kadar okula gitme olanağı bulabilen çocuk bir çırağın hayalleri arasında, işçi yazıldığı “acı vatan” ve sonrasında geride bıraktığı ülkesinin bilinen yazarlarından biri olmak var mıydı acaba? Sonradan edindiği dille, kendine sıfırdan, yepyeni bir lisan kurmayı, bir iç ülke yaratmayı düşlemiş miydi? Biraz öyle olmalı, yoksa bir insan kitaplarına Hamriyanım, Gölge Kokusu, Düşdağlar, Yokyüzler, Ay Terazin Olsun, Yorgun Ölü gibi isimleri nasıl koyabilir ki?

Uzak zamanların çocuk çırağı, şimdinin tanınmış yazarı Habib Bektaş, henüz 21 yaşındayken işçi olarak gittiği Almanya’da uzun yıllar çeşitli işlerde çalışırken hayallerden hayat çıkarmaya hangi anda, ne saikle karar vermiş, bilmiyoruz. Ama o anın ardından başladığı yolculukta şiir, öykü, roman, tiyatro ve radyo oyunları, araştırma dallarında verdiği 40’ün üzerinde eser, Almanya ve Türkiye’de aralarında Milliyet ve İnkılap roman ödülleri, Erlangen Kültür Ödülü ve Ömer Asım Aksoy Ödülü’nün de bulunduğu pek çok ödül kazandığında, doğru karar
veren insanların arkasına yaslanıp göğe bakarak şükrettiği o mucizevi anı yaşamış olmalı. Hele de 12 Eylül mezalimini konu alan Gölge Kokusu romanı, Türk sinemasının ikon yönetmenlerinden Atıf Yılmaz tarafından “Eylül Fırtınası” adıyla filme çekildiğinde…

İki dilli, iki ülkeli, çok verimli ve çok ödüllü yazar Bektaş’ın son çocuk kitabı Dünya Hayal Kurma Günü, pek çok eserinin yayımlandığı Tudem Yayınlarından, İstanbul’daki TÜYAP Kitap Fuarı’nın hemen öncesinde raflara çıktı. Mert Tugen’in resimlediği öykü kitabı, altı çocuğun takvimlerde olmayan, kendi belirledikleri altı özel günde, hayalleriyle biçtikleri dünyadan
diktikleri gerçeği hikâye ediyor. Hayallerin takas edildiği Hayal Dükkanı’nı kuran Zeynep’in “Ta Hi, Ya Ti, Mu Yau, Hau Çan gerçek insanlar mıydı? Bunu ben bilemem. Uçak bileti gerçek bir uçak bileti miydi? Bunu da bilemem. Sadece şunu söyleyebilirim: Hayallerim gerçekti.” cümleleri, her bir çocuk için kurulanın kurulmuşa, kendini doğrulayan kehanet’e dönüşmesine adım adım yaklaştıkça, öyküler de birbirine karışıyor, çember kapanıyor.

Aslında tuhaf şekilde, adından ve konusundan beklenmedik ölçüde didaktik bir öykü kitabı Dünya Hayal Kurma Günü. Öykülerdeki ebeveynlerine ders veren çocuklar, o dersi hemencecik alıp pamuk şekere dönen öfkeli ve uzak babalar, “bilinçli” feminist küçük kızlar, konuşarak bir çırpıda çözülen sorunlar; kitabın hakikaten de hayallerde kalmaya mahkum bir dünyayı resmettiği hissiyatını epey de doğrudan okura geçirirken, “kendini som hayalden yaratmış” bir yazarı okuduğunuza inanmak güç geliyor. Güzel bir fikrin olanaklarının böyle heba oluşuna, hayalin de hayatın da hayal kırıklığına dönüşmesine yazıklanıyorsunuz biraz. Her bir öykünün sonundaki “Tartışma soruları ve sınıf etkinlikleri” bölümü de öykülerin “ders programı” mantığı içinde işlendiği izlenimi pekiştiriyor.

Ama işte bazen, her zaman değil ama kesinlikle bazen, bir kitabı, sadece bir cümle ya da tek bir duygu, her hatırlayışınızda içinizle baş başa kaldığınız bir tek bir tasavvur için okursunuz. O zaman bunu bilemezsiniz belki ama aradan yıllar geçip kitaptaki her şeyi; kusurlarını, dilini, hatta konusunu bile unuttuğunuzda, sayfaları dolduran kelimelerin arasında parıldayan ve zihninize nakşolan bir an, bir çocuğun “Annem babamı arıyordu. Ben doğum günümü arıyordum,” veya “Hayallerim olsun istiyordum,” cümlesi misal, yolunuza eşlik eder; sizi yine yazara, Dünya Hayal Kurma Günü’nün naif ama “her şeye rağmen…” dünyasına çıkarıverir.

John Berger, “Hayallerimiz olmasa acı çekmezdik” demiş bir yerlerde. Hayallerini çekip aldıktan sonra geriye insan kalır mı bilinmez ama kitabın kahramanlarından birininin dediği gibi “Hayaller gerçektir.” O an, orada, siz hayallerinize, hayalleriniz de size dönüştüğünde ille de gerçekleşmesi gerekmez belki. O hayali kurarken olduğunuz kişidir bir ihtimal ulaşmak istediğiniz yolun sonu. Kimbilir?

Dünya Hayal Kurma Günü
Habib Bektaş
Resimleyen: Mert Tugen
Tudem Yayınları, 112 sayfa

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Bu yazıyı beğendin mi? Paylaş!

About The Author

Alev Karakartal Gazeteci. İstanbul’da doğdu, yaşıyor. 8 kardeşin en büyüğü. Kedileri, kitapları, ağaçları, yıldızları ve trenleri seviyor. Bir sonraki yaşamında, bir Rönesans bilim/sanat/teknoloji/mühendislik/mimarlık vb. insanı olmayı umuyor…

Yorum yaz