İyi Kitap

Bir fil sonsuz uykusuna yattığında, yakın aile üyeleri, günlerce yanında kalıp hortumlarıyla onu okşuyor. Bedenini otlarla, dallarla ve toprakla örtüyorlar. Yıllar geçtikten sonra da sevdiklerinin mezarını ziyaret etmeyi sürdürüyorlar.

Yazan: Toprak Işık

Günümüzden elli beş milyon yıl önce Kuzey Afrika’da boy göstermiş. Ama ne boy göstermek! Ayaktan baş üstüne neredeyse dört, kuyruktan alna yedi buçuk metre… Jenni Desmond, bu dev hayvanı anlatan Fil adlı eserini hem yazmış hem de resimlemiş. Yağmur Buğdaycı’nın Türkçeleştirdiği kitabı ODTÜ Yayıncılık ülkemiz çocuklarının beğenisine sunmuş.
Desmond’un, çalışmasının amacını ortaya koyan giriş yazısından, şimdiye kadar fil familyasına giren üç yüzden fazla tür belirlendiğini öğreniyoruz. Günümüzde bu türlerden yalnızca ikisinin varlığını sürdürdüğü düşünülüyormuş: Afrika fili ve soyu tükenmekte olan Asya fili…
Üzerinde yaşadığımız gezegenin sadece bize tahsis edildiği inanç ve sorumsuzluğundan bu sevimli dev hayvanlar da paylarını alıyor. Palmiye yağı üretimi, tarımsal faaliyetler ya da yerleşim yeri açmak için doğal yaşam alanlarını ve göç yollarını yok ediyoruz. Dişleri için öldürüyor, bizi eğlendirsinler diye kafeslere hapsediyoruz. Desmond, türümüz adına bu itiraflarla başlayıp, tırnağından hortumuna kadar ayrıntılı biçimde filleri anlatıyor; okuyanın aklından kolay kolay çıkmayacak, son derece ilginç bilgiler veriyor. Soyunu devam ettiren iki türü birbirleriyle karşılaştırıyor. Afrika filleri biraz daha büyük, Asya filleri ise çok daha tüylü. Afrika fillerinin kulakları yaşadıkları kıta, Asya fillerininkiler Hindistan haritasına benziyor.
Kim demiş filler bale yapamazlar diye. Bu onlar için sıradan bir günlük faaliyet; ayak tabanlarını yere değdirmeden, her zaman parmak uçlarında yürüyorlar. Derileri kösele gibi kalın olmasına rağmen, sırtlarına konan bir sivri sineği bile hissedebiliyorlar. Herkes fillerin hafızalarının çok güçlü olduğunu bilir. Çöl gibi her yanı birbirine benzeyen coğrafyalarda bile, yıllar önce buldukları su ya da yiyeceğin yerini yıllar sonra hatırlayabiliyorlar.
Fillerin yorulan hortumlarını, bazen dişlerinin üzerinde dinlendirdiklerini biliyor muydunuz? Peki ya o uzun dişlerinden yararlanırken kimisinin solak olduğunu kimisinin ise sağ dişini kullandığını? Karşınıza bir fil çıktığında hangi gruba girdiğini kolayca anlayabilirsiniz. Kullandığı diş aşınmıştır ve diğerinden daha küçüktür. Bazı Asya filleri, hortumlarının iki yanında uzanan dev dişlerden mahrumlar ama elbette ki yediklerini çiğnemelerini sağlayan azı dişlerine sahipler. Fillerin azı dişleri yaşamları boyunca altı defa yeniden çıkıyor. Bunun ardından kaybedilenler yenilenmiyor ve dişsiz filler altmış, yetmiş yaş arasında açlıktan ölüyor.
Filler hiç de uykucu hayvanlar değiller; günde iki saatle yetiniyorlar, hatta bazen hiç uyumuyorlar. Anaerkil sürüler hâlinde yaşıyorlar ve sürülerin dişi liderleri tehlikelere karşı tetikte olmak için hep uyanık duruyor. Son derece sosyal yaratıklar olan filler, uyku zamanı geldiğinde, küçükleri korumak için grubun ortasına alarak bir araya toplanıyorlar. Bir fil sonsuz uykusuna yattığında ise yakın aile üyeleri, günlerce yanında kalıp hortumlarıyla onu okşuyor. Bedenini otlarla, dallarla ve toprakla örtüyorlar. Yıllar geçtikten sonra da sevdiklerinin mezarını ziyaret etmeyi sürdürüyorlar.
Filler doğadaki “kilit taşı” türlerden biri… Bu, onların diğer bitki ve hayvanlar için yerleri doldurulamayacak kadar önemli oldukları anlamına geliyor. Ormanlarda ilerlerken önlerine çıkan ağaçları yanlara yatırarak kendilerine yol açıyorlar ve diğer bir sürü hayvan bu ağaçların yapraklarıyla besleniyor. Ağır bedenleri ile sulak alanları derinleştiriyorlar. Dışkıları, birçok hayvana besin kaynağı olmakla kalmıyor, içindeki tohumlarla akasya ve başka bitkilerin yetişmesini sağlıyor.
Bugünün çocukları, doğayı ve dünyayı insanlarla paylaşan canlıları daha iyi tanırlarsa belki gelecek kuşak biz ve bizden önceklilere göre daha sorumlu hareket eder. Güzel gezegenimizin hepimize yeteceğini görerek, filden karıncaya kadar tüm canlıların haklarına saygılı bir insanlığın ortaya çıkması herkes için iyi olacaktır. Bu amaca hizmet eden tüm çalışmalar gibi Jenni Desmond’un kitabı da çok değerli.

Fil
Jenni Desmond
Türkçeleştiren: Yağmur Buğdaycı
ODTÜ Yayıncılık, 48 sayfa

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Bu yazıyı beğendin mi? Paylaş!

About The Author

Toprak Işık 1973 yılında Elazığ'da doğmuştur. Üniversite birinci basamak sınavında Türkiye 9.su, ikinci basamak sınavında Türkiye 16.sı olarak girdiği Bilkent Üniversitesi Elektrik-Elektronik Mühendisliği Bölümü’nden 1996 yılında mezun olmuştur. Bir süre New York’ta yaşadıktan sonra yazarlığa daha fazla zaman ayırabilmek için 2008 yılından itibaren İstanbul’a yerleşmiş ve mühendislik yaşamını araştırma geliştirme projelerinde danışmanlık yaparak sürdürmeye başlamıştır. Yetişkinler ile çocuklara yönelik yirmiye yakın kitabı ve Devlet Tiyatroları Repertuvarında üç oyunu bulunmaktadır. Ayrıca yoksulluk, tüketim kültürü ve toplumsal cinsiyet konularında akademik çalışmalar yürütmektedir. Uluslararası konferanslarda sunulmuş bildirileri ile ulusal ve uluslararası dergilerde yayımlanmış çok sayıda makalesi bulunmaktadır. Seher Cesur Kılıçaslan ile birlikte gerçekleştirdikleri, oyun teorisi ve davranışsal iktisadın yoksullukla mücadeleye olası etkilerine yönelik çalışmaları 2015 yılında ABD’de kitap bölümü olarak yayımlanmıştır.

Yorum yaz