İyi Kitap

Kitaptaki tüm figürlerin kedi biçimli maskeleri var. Bizim kahramanımız ise tüm bu kediler arasında fare maskesiyle boy gösteriyor.

Yazan: M. Banu Aksoy

Öykünün kahramanı adını, yaşını, nerede yaşadığını bilmediğimiz ve zaman zaman bir fare maskesinin ardına gizlenmek zorunda kalan bir kız çocuğu… Bazen -hatta çoğu zaman- suspus kalmaktan yakınan, insanların onu anlamamasından dertli, bu yüzden susan biri… Öyle ki kalabalık bir mekâna girdiğinde ne yapacağını bilemez hâle geliyor. Etrafını fısıltılar sardıkça nasıl konuşması, nasıl davranması gerektiğini bilemeyip giderek küçülüyor, küçülüyor ve kaçınılmaz olarak yine suspus kesiliyor. Tıpkı bir fare gibi… Kendini tanımlayış biçimini okuduğunuzda yüreğinize bir taş gelip oturuyor sanki: “Bir çıngırağın içindeki taş gibi hissediyorum kendimi bazen; yine de çıkmıyor sesim.”

Öykünün kahramanının içe dönük biri olduğu aşikâr. İnsanların genelde “utangaç” ya da “çekingen” deyip geçtiği türden biri. Oysa bu kadar basit bir tanımlamadan çok daha fazlası yatar o kişinin altında. İçe dönük insanlar
kendi kendilerine kaldıklarında mutludurlar. Etraflarındaki kalabalığın baskısını hissetmek istemezler. Akıllarını toparlayabilmek, odaklanabilmek ve daha mutlu olmak için kendi kendileriyle kalmaya ihtiyaç duyarlar. Dışa dönük insanlar topluluğun merkezinde yarattıkları neşe, enerji ve coşkuyla puan alırken içe dönüklerden not kırılır. Dışarıdan bakanlar için “suspus kalan” içe dönükler sadece utangaç ve çekingen değil, yabani, asosyal, geçimsiz, soğuk vb. birçok başka şekilde nitelendirilir.

Suspus’un kahramanın öyküsüne dönelim. Herkesin tek tipleştirilmeye çalışıldığı ortamda kendisi gibi olmaya çalışmak gerçekten zor bir iş. Kitaptaki tüm figürlerin kedi biçimli maskeleri var. Bizim kahramanımız ise tüm bu kediler arasında fare maskesiyle boy gösteriyor. Fabrika görünümlü bir okulda, seri üretim yapan işçiler gibi yan yana dizilmiş sıralarda, çevrelerini saran dev megafonların ortasında ne olmaları, nasıl olmaları dikte edilirken kahramanımız başını kaldırıp başka yöne bakma cesareti gösteren tek kişi.

Onun dayatılan maskelerin baskısından kurtulma yolu ise hayal kurmak ve kitaplar. Kitapların penceresinden baktığında, yaşadığı “öteki” olma hissinden kurtuluyor: “Okurken her canlının benim bir parçam olduğunu öğreniyorum. Kim bilir belki ben de her şeyin bir parçasıyımdır diye düşünüyorum.” Onu “Gürültü” kentinden alıp “Sessizlik” kentine taşıyan aydınlanma yolculuğu okurun da yüreğine su serpen bir biçimde sonlanıyor: “Ama gün gelecek ışıl ışıl bir gürültü koparacağım.”

David Ouimet’in yazıp resimlediği Suspus, çarpıcı resim sahnelerine eşlik eden, iyi seçilmiş, etkileyici kısa bir metne sahip. Shaun Tan’ın üslubunu anımsatan çizgileri ve renk skalasıyla gotik bir lezzet bırakıyor. Neil Gaiman kitabı “Keşke bu kitap ben çocukken yayımlanmış olsaydı, o zaman kendimi bu kadar yalnız hissetmezdim,” diye tanımlamış. Gerçekten de tüm karanlığına rağmen insana içini rahatlatan bir umut duygusuyla noktalanıyor Suspus.

ABD’li sanatçı, yazar ve müzisyen David Ouimet ilginç bir karakter. İçe dönük biri mi değil mi bilemiyorum ama yaptığı işlere bakılırsa onun da “ışıl ışıl bir gürültü kopardığını” söylemek mümkün. Müzikle erken yaşlarda tanışan sanatçı, bir sanat ve tasarım okulundan mezun olmuş. Bir yandan solist, söz yazarı, trombonist ve piyanist olarak kariyer yapan Ouimet, farklı müzik topluluklarıyla albümlere imza atmış. 2003 yılından itibaren illüstratör olarak Robert D. San Souci’nin, Dare to be Scared adlı öykü kitapları serisine imza atmış. Çocuklar için yazılmış bu korku serisinin illüstrasyonları ürkütücü çizgisiyle serinin hakkını verir nitelikte. İlerleyen zamanda
dergilerde, afişlerde ve reklam kampanyalarında da kendine has çizgisiyle yer alan David Ouimet, 2016’dan bu yana sokak sanatçısı olarak New York’un çeşitli noktalarında, Suspus’un bazı sahnelerinde de karşımıza çıkan kapşonlu kuş figürleriyle boy gösteriyor. 2019 yılında yayımlanan Suspus, David Ouimet’in hem yazıp hem resimlediği ilk kitabı; ama umuyorum ki son kitabı olmayacak.

Suspus
David Ouimet
Türkçeleştiren: Seda Ersavcı
Çınar Yayınları, 48 sayfa

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Bu yazıyı beğendin mi? Paylaş!

About The Author

MSGSÜ’de Sanat Tarihi eğitimi aldım. Çeşitli kültür sanat ve çocuk programlarında metin yazarlığı ve senaristlik yaptım. 2010’dan beri eşim Yıldıray’la birlikte Bir Dolap Kitap adlı blogda sevdiğimiz çocuk kitapları hakkında yazıyor, Açık Radyo’da aynı isimli programı sürdürüyoruz. Son iki yıldır genel kültür dergisi Dünyalı’nın ekibindeyim. Az sayıda kitabım, çok sayıda hayalim var. İki küçük oğlumdan fırsat bulur bulmaz yazmaya, seramik ve origami yapmaya ve bisiklete binmeye kaldığım yerden devam edeceğim.

Yorum yaz