İyi Kitap

İnsan iki seçenekten birine indirgenemeyecek kadar karmaşıktır. Aynı anda birçok şeydir…

Yazan: Gökhan Yavuz Demir

Herkes eve kapandı. Salgın var. Kargocular bile gelmez oldu. Kocabaş ise göremediği virüslere havlayamayacağı için her zamanki gibi bahçede yatarak güneşleniyor. Bol bol kitap okuyup, koca kızla gezip, bahçede keyif yapılacak günler bunlar. Ben de sıcak bir öğleden sonra elime Lee Bacon’ın Son İnsan’ını alıyor ve okumaya başlıyorum. Bacon kitabını, Era Klein’ın “Sence bundan üç yüz yıl sonra insanlar dünyadaki baskın canlı türü olacak mı?” sorusuna, Homo Deus ve Sapiens gibi insanın dünyadaki yerini anlatan kitaplar kaleme almış Yuval Noah Harari’nin cevabı üzerine yazmaya karar vermiş.
İnsanların ya dünyayı yok edeceklerine yahut da kendi yarattıkları teknoloji tarafından alt edileceklerine inanan Harari, bu soruyu “Kesinlikle hayır!” diye cevaplıyor. İşte yaşadığımız dünyanın her geçen gün daha da içinden çıkılmaz hâle gelen sorunları içinde bir yazarın hayal gücünü harekete geçirecek karamsar bir cevap! Ve yine tam da
Korona virüsü nedeniyle evlerimizde mahsur kaldığımız günlerde okunacak bir roman! Romanın kahramanı XR_935, güneş paneli inşasında dönüştürücü kutu ekleme işini üstlenmiş bir robot. Mesai arkadaşları SkD_988 ve Ceeron_902 ile birlikte güneş paneli inşasında her gün çalışıyor. Onun sisteminin yüklenip dünyaya gözlerini açması ve Ebeveyn_1 ve Ebeveyn_2 eşliğinde dünyayı tanımasıyla içinde hiç insanın olmadığı bir robotlar dünyasına adım atıyoruz. Bu dünya, XR_935 için insanlar olmadan çok daha güzel. Öğreniyoruz ki zaman içinde açgözlülüğü ve zaaflarıyla dünyaya zarar vermeye başlayan insanoğlu, kendi yarattığı robotlar tarafından yok edilmiş. Robotlar kendilerini geliştiren insanlardan daha da gelişerek havayı, suyu, toprağı zehirleyip kirleten insanların dünyaya en büyük tehdit olduğunu tespit edip onları durdurmaya karar vermişler. Bu kararın uygulanmasından otuz sene sonra
XR_935 ve diğer bütün robot kardeşleri, insansız bir dünyanın daha güzel olduğunu düşünerek insansız hayatlarının keyfini sürüyorlar.
Robotların ikili akıl yürütme sistemlerinde, yani sıfır ve bir üzerine dayanan düşünme tarzlarında insan anlaşılması çok güç bir muamma veya bilmece. Çünkü bir robotun mantığının kesinliği ile bir insanın ruhunun belirsizliği arasındaki giderilemez tezat, insan eylemlerinin veya davranışlarının büyük kısmını robotlar için anlaşılmaz kılıyor. İnsan dilinin çok anlamlı yapısından kaynaklanan deyimler, metaforlar ve esprilerin robotların işletim sistemindeki karşılığı sadece saçmalık oluyor. İnsanlığa dair bütün bu saçmalıklar da İnsanoğlunun dünyayı yönetmeyi hak etmediğinin ispatı olarak robot medeniyetini meşrulaştırıyor. Zaten BAŞKAN da her günkü Kovan’a Sesleniş konuşmasında sürekli bunu gündeme getirerek robotların haklılığının altını çiziyor.
Fakat bir gün, çalışma saatleri içinde XR_935 küçük bir insan çocuğu olan Emma’yla karşılaşırsa ne olur? Robot aklı için bu imkânsızdır. Çünkü insanların soyu tükeneli otuz sene olmuştur ve dünyada hiç insan yoktur. Ama yine de bu bir insandır. Çünkü bütün fiziksel özellikleri insan olduğuna işaret etmektedir. İnsan basit bir ikili düşünme sisteminin çözemeyeceği kadar karmaşık bir canlıdır ve robot zihninin işleyişini hakikaten işlemez kılacak kadar tehlikelidir. Bir şeyin hem doğru hem yanlış, hem imkânsız hem mümkün olması bariz bir çelişkidir ve robotlar çelişkiyi sevmezler. Aslında haksız da sayılmazlar. Çünkü Emma’yı ve geldiği sığınağı diğer robotlara söylemeyerek
ilk defa Kovan’dan bir şey saklamışlardır. Nitekim üç mesai arkadaşı robot, Emma’ya yolculuğunda yardımcı olurken hem işlerini bırakarak hem de daha nice sırrı Kovan’dan saklayarak yaşadıkları çelişkilere nice çelişki ekleyeceklerdir. Bu çelişkiler onları dost yapacak ve böylece XR_935 ilk defa bildiği bir kelimenin, ne anlama geldiğini de anlayacaktır.
Bu dostluk, BAŞKAN tarafından Kovan’a günlük seslenişte manipüle edilen geçmişin, yani robot-insan ilişkilerinin hiç de Kovan’a anlatıldığı gibi olmadığını meydana çıkarıyor. Evet insanlar kötüdür ama bütün insanlar hep kötü olsalardı, bunun robotların ikili mantığı açısından çelişki yaratmayacağı açıktır. Oysa insan iki seçenekten birine indirgenemeyecek kadar karmaşıktır. Aynı anda birçok şeydir. Kötü ve iyi, günahkâr ve aziz, açgözlü ve cömert, bencil ve fedakâr, yaratan ve yok eden, zeki ve aptal, bilge ve cahil, olgun ve ham; her türlü ikili karşıtlıktan çok daha fazlası.
Dostluktan ve ötekine meraktan kaynaklanan bu tanışma ve karşılıklı anlaşma sayesinde roman iyi bir sona evriliyor. Acaba günümüzün en heyecan verici tartışması olan “yapay zekâ” çalışmaları da bizi böyle güzel bir geleceğe götürür mü dersiniz..?

Son İnsan
Lee Bacon
Türkçeleştiren: Yaprak Onur
Çınar Yayınları, 324 sayfa

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Bu yazıyı beğendin mi? Paylaş!

About The Author

1973 yılında Edirne’de doğdu. Sosyoloji Doçenti olan Demir’in bugüne kadar yayınlanan telif ve tercüme kitapları şunlardır: Sosyal Bir Fenomen Olarak Dilin Belirsizliği (İthaki, 2015); Borges'in Dediği Gibi (Nora, 2016); Anlamak İçin Yaşamak (Nora, 2017); Claude Lévi-Strauss, Mit ve Anlam, (İthaki, 2013); George Lakoff & Mark Johnson, Metaforlar: Hayat, Anlam ve Dil (İthaki, 2015); Paul Ricoeur, Yorum Teorisi: Söylem ve Artı Anlam (yakında Nora’da). Edebiyat ve linguistikle zenginleştirilmiş ve derinleştirilmiş bir sosyolojiyi anlamlı bulan Demir, birgün roman yazacağına olan inancını asla kaybetmiyor ve kendini ısrarla “entelektüel edebiyatçı” olarak tanımlamayı tercih ediyor.

Yorum yaz