İyi Kitap

Çocuk ve Gençlik Kitapları Dergisi

En iyi dinozor bizim bahçedeki dinozor…

En iyi dinozor bizim bahçedeki dinozor…

Osman KAYTAZOĞLU

Gazete kuponları biriktirip Ana Britannica’ları aldık önce. ‘Tam on sekiz’ cilt… Meydan Larousse’a kaldığında ise evdeki vitrini değiştirmek şart olmuştu… Şimdi ise çocuklar bilmek istediklerini muhteşem çizimleri ve ayrıntılı bilgileriyle İç Yüzü serisinden öğreniyor…

Kitaplarım geldi. Kitaplar geldiğinde böyle denir… Elimi şöyle bir Tudem Yayınları’ndan çıkan İç Yüzü serisinin yüzlerinde gezindirdim. Mısır’ın içinde Osiris’i aradım, Firavun kaskatı, Nil şırıl şırıl… İcatlar’a teleskopla baktım ama benim son icadım olan şu kendinden otomatik kıbleyi bulan seccadeyi göremedim. Deprem ve Yanardağlar’ı görünce Haiti’deki deprem Marmara fay hattının tetiklenmesine yol açar mı diye baktım. Dinozorlar çok ihtişamlı, heyecan verici ve oldukça büyüklerdi. Eskiden olsa onları kitaptan makasla kesmek isterdim. Şimdi internetten bulup sağ klikle masaüstüme kaydedebilirdim…

Bu kitapları okuyanlar bir daha asla dünyaya aynı gözlerle bakamaz dedim içimden. Bizim çocukluğumuzda köye kitaplarımız ilk geldiğinde kapaklarındaki didaktik ‘İlkokul 5’ yazıları onları çok çıplak gösterirdi. Gazeteyle kapladığımız olurdu. Sonra bu kitapların yasaklandığı yıllar oldu, toplatıldıkları… O zaman işte kitaplar değil onları okuyanlar kendilerini çok çıplak hissettiler.

Ana Britannica’lar için biriktirilen gazete kuponlarını hatırlıyorum sonra. Televizyon ‘Tam on sekiz cilt’ diye haykırıyordu . Meydan Larouse’a kaldığında ise evdeki vitrini değiştirmek şart olmuştu. Kitapların tozlarının alındığı, cilt cilt, yanyana sessizce bekledikleri yıllardı 1980’ler. Ben bir kere ödev yaptığımı hatırlıyorum bu ansiklopedilerden.

ŞİMDİKİ ÇOCUKLAR ŞANSLI
Şimdi elimdeki bu dört cilde bakıyorum da, içimden bir ses çocuklara ‘ne kadar şanslısınız’ diyor. Kendime de diyorum; zira Dinozorlar kitabını açıyorum önce. Sanki o büyülü ve gizemli dünyanın içindeyim. Dinozor Eoraptor’un ağzındaki yusufçuk tam yirmi santimetre kanatlara sahip. Ama Eoraptor’un ağzında bir tutam ot gibi görünüyor. Konu dinozorlar olunca tabii tarihler de dünyadan neredeyse daha yaşlı. Yaklaşık iki yüz kırk milyon yıl önce iklim önceleri soğukmuş ama sonraları ısınmış. Dev iki yaşamlılar, uzun uzun sürüngenler… Kitaptaki en hoşuma giden unsur dinozorların yaşadığı kıtaların haritalarının verilmesi.

Yine dev dinozorların kendilerini korumak için ne tür taktikler geliştirdiklerini öğreniyoruz ve hemen afallıyoruz tabii. Bir dinozorun kendini korumaya neden gereksinimi olsun ki diyorsunuz değil mi? Ama bakın kitap ne diyor: “Dinozorlar hayatta kalmak için her gün savaşırdı. Ya kendilerini savunur ya da saldırıya geçerlerdi. Avcı et yiyiciler çoğunlukla bıçak gibi dişlerle kaplı, güçlü çenelerini kullanarak saldırırdı. Bazılarının ayaklarında ve ellerinde avlarının karın bölgelerine saldırmak için kullandıkları keskin pençeler bulunurdu. Büyük olasılıkla, günümüzdeki aslanlar ve çitalar gibi avlarına sessizce yaklaşıp hızla koşarak saldırırlardı. Bitki yiyici dinozorlar kendilerini bu tip saldırılardan korumak için pek çok özellik ve taktik geliştirmişti. Bazılarının kalın kemikli kafaları ve boynunda, uçları boynuz gibi sivri olan kalkanları vardı. Bazılarının ise sırtlarını koruyan zırhlı tabakaları, sivri dikenleri ya da saldırganın baldırına vurmak için bir sopa gibi kullandıkları kuyrukları vardı” Kitapta yazıyla anlatılan her şey bir de görsel olarak gösteriliyor ve açıklamaları yapılıyor. Ama ben en çok Baryonyx’in balık avlamak için kullandığı kancalı tırnakların resimlerini sevdim…

Dinozorlar’ı elimden zor bıraktım ve Mısır’ı kaptım. Kitabın Heredot’un “Mısır Nil’in hediyesidir” sözüyle açıldığını görünce iştahım kabardı. Neler öğrendim neler? Eski Mısır’da insanlar Nil’in etrafında ekip biçerken verimsiz toprakların olduğu uzak çöllere de mezarlıklarını inşa etmişler.

Mısır’da da kale yapımındaki bir kazı sırasında rastlantı eseri bir Fransız askeri tarafından bulunan Rosetta Taşı’nın sırrını yeniden çözer gibiyiz… Üzerinde milattan önce 196 yılında yazıldığı tahmin edilen yazılar bulunan taşın sırrı Napolyon’un 1798 yılındaki Mısır seferi sırasında çözülmüş. Teşekkürler Napolyon…

Eski Mısır’da erkekler de en az kadınlar kadar göz makyajı yapıyormuş. Peruk zenginlik belirtisiymiş bir de… Rengârenk fotoğraflar, illüstrasyonlar ve tasarımlar eşliğinde enfes bir eski Mısır turu atıyoruz.

Ortalama iki buçuk milyon taş bloktan yapılmış piramitler, sanki teker teker teker geri alınmış gibi, tüm ayrıntılarıyla anlatılmış. Milyonlarca işçi bulabilirsem eve de bir tane dikebileceğimi hissediyorum. Hanedanlığın terk edilip, Roma İmparatorluğu’nun bir uzantısı haline geldikten sonra Mısır’ın Hıristiyanlığı seçmesiyle mumyalama işine de bir son verilmişti. Mumya yapımının da ayrıntılarıyla anlatıldığı bu ciltte ne görüyoruz peki? Mumyanın sökülmesiyle II. Ramses’in hortladığını… Hayvan mumyaları çok şirin görünüyor. Krallığın ölümden sonraki hayatı da parsellediği eski Mısır’ı tekrar hayretler içinde yeniden gezince Osiris’in yargısından geçer not alabileceğimizi düşünüyorum…

Ve sıra Glenn Murphy’nin sunumuyla İcatlar’a geldi… Burada da en çok şu kemikten yapılma çakmağa hayran kaldım. 1700’lerin sonunda motor ve 1800’lerde elektrik, telefon ve radyoyla hoşgeldin modern dünya.

1472’de Gutenberg’in matbaayı inşa etmesine gelmeden, Sümerler’den kalma ilk yazılı kil tablete baktım. Koyun ve keçi sayılarını yazmışlar.

1840’da saatte yirmi dört binden fazla baskı yapan rotatif matbaalardan 1969’daki ilk lazer yazıcıya…. Milattan sonra 500’deki Camera Obscura’dan, 2009’da HD video çekebilen yirmi dört megapiksel SLR fotoğraf makinelerine…

Şimdi uzayda keşfe çıkmak için kullanılan ‘roket’in ilk önce Çin’de bir silah olarak icat edildiğini öğrenip şaşırıyoruz. Çinliler’e ait bu ilkel ateş okları daha sonra Avrupa orduları tarafından top olarak kullanılmaya başlanmış. Uzaya çıkmak için roket kullanmafikri 1926’da ortaya atılmış. Amerikalı mucit Robert Goddard, Ay’a insanlı roketler göndermenin hayalini kurduğu sırada fark etmiş ki katı yakıtlı roketler uzay yolculuğu için yeterince güçlü değil… Bu yüzden ilk sıvı yakıtlı roket motorunu icat etmiş…

RENKLİ BİR TUR
Edison’un 1877’deki fonografından 1997’deki mp3 çalarlara. Milattan önce 2000’deki su değirmeninden 1954’te nükleer santrale… Oradan internet, biyonik, kilit ve anahtar, uçak, saate… Hayat bilgisinin yardımcı ekipmanları arasında renkli bir tur atıyoruz…

Gelelim serinin en faydalı cildine: Yanardağlar ve Depremler. Malum, bir hayli hareketli bir gezegende yaşıyoruz… Kitap bize renkli ve alabildiğine ayrıntılı çizimlerle bütün bu yer hareketlerinin nasıl oluştuğunu anlatıyor. Serinin diğer kitaplarında olduğu gibi burada da teknik terimler kullanmaktan çekinilmiyor; ama her şey, herkesin anlayabileceği kadar açık şekilde özetleniyor. Bu çok derin ve anlaşılır bilgiler içinde “Denizler, kıtalar nasıl oluştu?”, “Dünyamız bu günkü şeklini nasıl aldı?” gibi şimdiye kadar cevaplarını bildiğimizi sandığımız soruların o kadar da basit olmadığını öğreniyoruz… Kitap denizlerin yayılışını bakın
nasıl anlatıyor: “Okyanus derinliklerinde, bir tektonik levhanın diğeriyle buluştuğu yerde, orta-okyanus resifi denen dev dağ sıraları vardır. Burada, yeni yer kabuğu doğar ve ayrılarak uzaklaşır. Yer kabuğu hızlı ayrılırsa, resif genellikle geniş, yuvarlak bir dağ şeklinde olur. Ancak, yer kabuğu yavaş hareket ederse, çoğu resifin tepelerinde derin bir vadi olur.”

Yerin altında yerinde duramayan magma yüzeyde bir açık görmeye görsün, çok çeşitli biçimlerde püskürebilir değil mi? Böyle basit değil işte yanardağ meselesi… Yetmiş üç bin yıl önce Endonezya’daki Toba’nın patlayışının dünyayı ve sosyal hayatı nasıl değiştirdiğini görünce, ‘en iyi yanardağ sönmüş yanardağdır’ diyesi geliyor insanın…

Sonuç olarak ‘çok gezen mi bilir, çok okuyan mı?’ sorusunun cevabı henüz bulunamamış olsa da, şu bir gerçek ki, bu kitaplar okuyana ne internette ne de ansiklopedilerde rastlanabilecek bilgi evrenlerinin kapılarını aralıyor… İşte bu nedenle, bu kitapları okuyanların dünyaya bakışı tamamen değişiyor…

İcatlar
Glenn Murphy
Çeviren: Levent Türer
Tudem Yayınları
64 sayfa
Mısır
Joyce Tyldesley
Çeviren: Levent Türer
Tudem Yayınları
64 sayfa
Dinozorlar
John Long
Çeviren: Levent Türer
Tudem Yayınları
64 sayfa
Depremler ve Yanardağlar
Ken Rubin
Çeviren: Levent Türer
Tudem Yayınları
64 sayfa
Show More

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.