İyi Kitap

Çocuk ve Gençlik Kitapları Dergisi

Harikalar diyarı İstanbul

Harikalar diyarı İstanbul

Kitap İçi’nde bu ay Mazlum Akın’ın kaleme aldığı, İstanbul’un her taşının altından fışkıran tarihi çocuklara eğlenceli çizimler eşliğinde anlatan ve muadiline az rastlanan ‘Harikalar Diyarı İstanbul’ adlı kitaptan bir bölüm sizlerle buluşuyor.

Ülkemizin ilk, dünyanın Londra’- dan sonra ikinci en eski; 1874’ten beri tıkır tıkır çalışan bir metrosu olduğunu biliyor muydunuz? Üstelik Karaköy’den Beyoğlu’na çalışan bu metro aynı zamanda dünyanın en minik metrosu. Çünkü sadece 90 saniye ve 573 metre süren bir yolculuk yapabilirsiniz.

Metronun ikinci ve son durağı İstiklal Caddesi yani Beyoğlu’dur. Semt, Karaköy’den ya da Tünel Meydanı’ndan Taksim’e kadar olan bölgedir, ama herkes Beyoğlu deyince Galatasaray’ı Taksim Meydanı’na bağlayan İstiklal Caddesi ve çevresini anlar.

Cadde, sanki bütün İstanbullular’ın toplandığı, caddenin bir başından diğerine, ya sohbet ederek ya etrafı seyrederek yürüdükleri inanılmaz kalabalık bir yerdir. İki yanında aklınıza gelebilecek her türden işyerleri, restoranlar, dükkânlar, kitapçılar, kafeler, hanlar, çarşılar, mağazalar, kültür merkezleri vardır. Bu yüzden caddenin nüfusu çoğu şehrimizinkinden bile fazla olarak, gece de gündüz de bir milyonu geçer.

Beyoğlu, Yunanca’da ‘karşı yaka’ demek olan Pera’nın, Osmanlılarca verilmiş adıdır. Buraya Osmanlılardan önce ne Bizanslılar ne de hemen yanı başındaki Galata’da yaşayan Cenevizliler tek bir çivi çakmışlardı. Bölgenin kıymetini ancak 1500’lü yıllarda buralarda kışla, cami ve yavaş yavaş evler yapan Osmanlılar anlamıştı. Ama aynı yıllarda yabancı elçiliklerin açılmaya başlamasıyla Beyoğlu, elçilikler semti hâline geldi.

İlk kez Fransızlar burada elçilik binası yaptırdılar. Tabii elçilikte çalışanlar da burada oturmaya başladılar. Uyanık girişimciler, Fransızlar yabancılık çekmesinler, ülkelerinde alıştıkları yiyecekleri giyecekleri alabilsinler, sokakta oturup kahve içebilsinler, istedikleri oyunları seyredebilsinler diye dükkânlar, pastaneler, tiyatrolar açmaya başladılar. Bu çeşit çeşit işyerlerini gören lüks sever yabancı banker, komisyoncu, banka ve sigorta şirketleri de buraya gelince Beyoğlu, adeta bir Avrupa şehri gibi oldu.

Elektriği, elektrikli tramvayı, su tesisatı, havagazı tertibatı derken Beyoğlu’nun bütün altyapısı da tamamlanınca öyle çok insan bu güzel yerde yaşamaya geldi ki, ev fiyatları havaya fırladı. İnsanlar da Teşvikiye, Maçka, Beşiktaş ve Şişli’ye doğru yerleşmeye başladılar.

Bugün de büyük otellerin, tiyatroların, sinemaların, okulların, konsoloslukların, yabancı kültür merkezlerinin, sanat galerilerinin bulunduğu İstiklal Caddesi, İstanbul’un en canlı, en gözde ve en pahalı semtlerinden biridir. Biraz nostalji yapmak isteyenler için de en ideal yerlerden biridir. Caddenin ortasından geçen, 1800’lü yıllardan kalma kırmızı renkli nostaljik tramvayla birkaç dakikalık bir yolculuk yapmanın da ayrı bir keyfi var.

Şimdi geri dönelim ve İstiklal Cad-desi’nden Taksim’e çıkalım.

Bir yanda büyük oteller, bir yanda Atatürk Kültür Merkezi, bir yanda belediye otobüslerinin durakları, bir yönde Beşiktaş’a, diğer yönde Karaköy’e uzanan yollarıyla tam bir meydan.

Oysa daha 1920’li yıllara kadar burası değil meydan, kimsenin yolunun kazara bile düşmediği ıssız bir araziydi. Taksim, İstiklal Savaşı’mızın anısına 1928’de dikilen anıttan sonra Taksim Meydanı oldu.

Harikalar Diyarı İstanbul
Mazlum Akın
Resimleyen: Fatih Okta
Timaş Yayınları / 160
Show More

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.