İyi Kitap

Çocuk ve Gençlik Kitapları Dergisi

Merak ediyorum öyleyse varım

Beş kişinin mi ölmesi daha az kötüdür, yoksa bir kişinin mi? Tamam, bu çok basit oldu. Peki, beş kişiyi kurtarmak için bir kişiyi öldürür müsünüz?

Yazan: Toprak Işık

Ben neden varım? Ve çocuk filozoflar için daha bir sürü soru’da yazar Richard David Precht, bazıları sıradan görünen ama tümü, yanıtlamaya çalışanları derinlere çeken sorularla okurlarına bir felsefe yolculuğu yaptırıyor. Kitabı, Almanca aslından Yasemin Dindaş çevirmiş, Pegasus Yayınları yayınlamış.

Çocuklarla sohbet etmeyi sevenler, onların bazen filozofça konuştuklarını fark ederler. David Precht de kitabının giriş bölümünde küçüklerin, felsefi düşünceye yatkınlıklarını vurguluyor. Belki de bunun nedeni, onların derinlere inen soruları sığlıklarda öldüren ezberlerle henüz tanışmamış olmalarıdır.

Genç yazar ve oğlu, felsefe açısından ilham verici geziler gerçekleştirirken bir yandan da sohbet ediyorlar. Rotalarındaki her durağın çağrıştırdığı sorular ve bunları yanıtlama denemeleri kitabın bir bölümünü oluşturuyor.

İlk bölümdeki ilk soru belki de en zor olanı: Neden her şey var da hiçlik yok? Bazılarına göre bu, en önemli felsefi problemmiş. Hiçlikten bahsedince, her şeyin öncesine gitmek geliyor akla.
Evrenin, hatta belki de zamanın başlangıcına… Yazar, okurlarına evrenin doğuşu hakkında geçmişten bugüne yapılan tahminleri ve üretilen teorileri sunuyor. Kendi oyunu büyük patlamadan yana kullanırken gelecekte onu yerinden edecek başka bir bilimsel açıklama için de kapıyı açık bırakıyor.

Hiçlik konusu bir yana, kitapta çoğunlukla pratik yaşamla ilişkili sorular saptanıp okurun önüne koyuluyor. Böylece felsefenin ne kadar hayatın içinde olduğu da gösteriliyor. Hayvanların isimleri nereden geliyor? Güzellik nedir? Hayvanları yeme hakkına sahip miyiz? İnsanların neden endişeleri vardır? Kitabın son sorusu ise özellikle can alıcı: Hayatta en önemli şey nedir? İngiltere’de bir hayvanat bahçesi, ziyaretçilerinden, hayvanları sevimliliklerine göre sıralamalarını rica ediyor. Önce hayvanların yalnız resimlerini göstererek… Sonra ise o resimlerin üzerine hayvanların adlarını da yazarak… Bir boa yılanının resmini en sevimli hâliyle de önünüze koysalar, ne şeker şey bu, demezsiniz. Beklendiği gibi ziyaretçiler ilk sıralamada bu sürüngene sonunculuğu layık görüyorlar. Oysa hayvanlar isimleriyle birlikte sunulduğunda boa yılanı yukarılara tırmanıyor. Çünkü resminin altında kraliyet pitonu yazıyor. Saraylılarını çok seven İngilizlere bir anda daha az sevimsiz geliyor bu asil sürüngen. Tatlı mı tatlı fare ise adının yazılmasından dolayı fena hâlde itibar kaybına uğruyor. Nihayetinde o bir sıçan. Cismini sevenler ismine katlanamıyorlar.

Demek ki çevremizdekilere verdiğimiz adlar onlara karşı duyduğumuz hisleri de etkiliyormuş. Elbette bunun çok şaşırtıcı bir bilgi olduğu da söylenemez. Yine de yazar ile oğlunun sohbeti, üzerinde düşünüp konuşmanın önemli felsefi açılımlar sağladığını güzel bir şekilde göstermiş.

Beş kişinin mi ölmesi daha az kötüdür, yoksa bir kişinin mi? Tamam, bu çok basit oldu. Peki, beş kişiyi kurtarmak için bir kişiyi öldürür müsünüz? Bir trenin kontrolü bizdeyken önümüze böylesine kötü bir seçim yapma zorunluluğu çıkıyor. Rotanız üzerinde muhakkak çarpacağınız beş kişi varken, normalde kılına zarar vermeyeceğiniz bir kişiyi öldürmek pahasına rotanızı değiştirir miydiniz?

Precht kitabını ilgi çekici öykülerle akıcı hâle getirmiş. Savaştan kalma bir bombayı imha ederken beynine bir demir çubuk saplandığı hâlde ölmeyen ama huyu suyu değişen Phineas Gage’in hikâyesi bunlardan biri… Gaddar babasının katı disiplin uygulamaları altında çocukluğu ve gençliği kâbusa dönen Prusya Kralı Friedrich’inki ise bir başkası…

Ben neden varım, sorusu üzerine konuşurlarken Precht oğluna evrim teorisini anlatıyor. Bunu yaparken, İncil’deki hikâyeleri çürüttüğünü de gizlemiyor. Yazarın felsefe konusunda bilgi vermeye çalışmadığı, oğluna ve dolayısıyla okurlara felsefi bir bakış açısı kazandırmayı amaçladığı fark ediliyor. Edindikleri tüm bilgileri, yaşadıkları dünyayı, başlarına gelenleri ve gözlemlediklerini doğru bir yaklaşımla yorumlayabilsinler diye… Bununla birlikte azıcık felsefe bilgisi kitabı daha da değerli kılardı. En azından, idealizm, materyalizm, metafizik ve diyalektik ana hatlarıyla tanıtılabilirdi. Bu okurun, yaşamı yorumlarken kendisinin konumlandığı yeri saptamasına ve kullanabileceği yöntemleri öğrenmesine katkı sağlardı.

Yüzlerce yıldır insanlar felsefe yapıyor. Sayısız büyük filozof sayısız eser bıraktı. Hayatı anlamak için yorulmuş onca zihnin ürünü, onca değerli düşünce kuşkusuz her ölümlüyü ilgilendirmeli. Ancak ülke olarak felsefeyle aramızın iyi olduğunu söyleyemeyiz. Acaba fikri bir tartışmada, “Felsefe yapma!” çıkışının kullanılabildiği kaç ülke vardır?

Felsefeyle aramızdaki buzların erimesi için daha çok felsefe okumaya, soru sormaya ve daha çok felsefe yapmaya ihtiyacımız var. “Ben neden varım?” gençlerin felsefeyle dostluk kurmalarına katkı sağalayacak güzel bir kitap. Yetişkinler de keyifle okuyabilir. Hatta yetişkinler ve çocuklar, sayfaları birlikte çevirip, tıpkı kitabın kurgusunda olduğu gibi sorular üzerinde birlikte kafa yorsalar ne güzel olur. Okurların kitabı kafalarında bir dolu soruyla kapatmaları herhâlde yazarı mutlu edecektir.

Sahi acaba hiçlik neden yok?

Ben neden varım? Ve çocuk
filozoflar için daha bir sürü soru
Richard David Precht
Türkçeleştiren: Yasemin Dindaş
Pegasus Yayınları, 208 sayfa

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Show More

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.