İyi Kitap

Çocuk ve Gençlik Kitapları Dergisi

Piri Reis’in haritasında görülen Göbeklitepe düşü

Tarihte gerçekten var olmuş önemli şahsiyetleri roman karakteri yapmak, cesur bir seçimdir. Piri Reis ve Göbeklitepe’deki Sır, bu zor işe girişiyor. Üstelik bunu Piri Reis’in mucizevi başarılarla dolu yaşamını çocukluğundan ölümüne dek ele alarak ve finali bir başka mucize Göbeklitepe’ye bağlayarak yapıyor.

Yazan: Emel Altay

Ahmet Muhittin Piri’nin daha doğduğu anda kaderi çiziliyor. Babası, denizci olan kardeşine dönüp, “Oğlumu denizci olarak yetiştirmeni istiyorum,” diyor. Piri’nin de gönlüne denizci olma ateşi de doğar doğmaz düşmüş olmalı. Çünkü Piri, attığı her adımla hayatında çok önemli rol oynayacak amcasının “Yeğenim timsah gibi, su içinde büyüyecek,” benzetmesini gerçeğe dönüştürüyor.

Ahmet Muhittin Piri, büyüyüp de Piri Reis olana dek aslında normal bir çocukluk dönemi geçiriyor. Çalışkan, terbiyeli, iyi kalpli ve denize tutkun bir çocuk. Ara sıra amcası Kemal Reis’in önayak olmasıyla yolu tersanelere, gemilere düşse de 11 yaşına dek herkesin yaptığı gibi medrese eğitimine devam ediyor. 11 yaşında amcası gelip de artık okulunun tersaneler olacağını söylediğinde, etkileri günümüzde dahi devam eden deniz macerası başlamış oluyor.

PİRİ REİS’İN HAYATININ KİLİDİ KİLİTBAHİR’DE AÇILIYOR

Piri Reis, ne istediğini neredeyse doğduğu andan beri bilen, hiçbir kuvvetin onu olacağı kişiden farklı bir kalıba sokamayacağı, kahraman yaratılışlı karakterlerden biri. Gerçek yaşamı da roman karakterlerinden farksız olduğu için kitabın yazarı Mavisel Yener’in ilham zorluğu yaşamadığını düşünebiliriz. Daha 10 yaşındayken, sonrasında yuvası ve atölyesi olacak Kilitbahir Kalesi’ni ziyaret eden Piri Reis, orada tanıştığı Hüsrev Dede’nin nasihatini hiç aklından çıkarmıyor: “Unutmayın! Başardığımız her şeyin kökleri hayal gücümüzdedir.” Bu nasihat, en kuytu köşesine, kayıp adalarına, varlığı bilinmeyen şehirlerine dek dünyanın her parçasına hâkim olmasına ve alışılmadık başarıda bir dünya haritası çizmesine giden yolu aydınlatıyor. Bir anlamda Piri Reis’in hayatının kilidiyle denizin kilidi (Kilitbahir) harita üzerinde aynı noktada işaretleniyor.

EN YAKIN ARKADAŞI MATRAKÇI NASUH

Piri Reis’in hayatında onu denizci yapan amcasının yanı sıra önemli biri daha var; çocukluk arkadaşı Nasuh. Piri, arkadaşına “çopur Nasuh” dese de biz onun ünlü tezhip sanatçısı Matrakçı Nasuh olduğunu anlıyoruz. Bu iki büyük sanatçının dostluğu çok büyük ve saf. Nasuh oğullarına Piri Reis’in ismini verirken, Piri Reis de gözü gibi baktığı dünya haritasının kenar süslemelerini dostuna emanet ediyor.

“HARİTAYA BAKMAK HAYAL KURMAK ANLAMINA DA GELİYOR”

Piri Reis, tersanede aldığı eğitimle birlikte yavaş yavaş seferlere de katılmaya başlıyor. Önce seyirde yaşanan olayları, seyir rotasını, gittikleri yerlerde gördüklerini yazma işini üstlenerek Seyir Katibi oluyor. Görevi gerektirmese de her seferden oldukça detaylı defterler ve çizimlerle dönen Piri Reis, böylece gelecekte yapacağı harita çizimi ve denizcilik kılavuzu çalışmalarına da başlıyor. Haritalara bakmanın hayal kurmak da demek olduğunu söylese bile sadece hayal kurmakla yetinmeyen gerçek bir düşünce ve eylem insanı o. Çok araştırıyor, çok çalışıyor, okuyor, çiziyor ve mümkün olduğunca çok seferlere çıkıp gözlem yapıyor. Tabii dünya haritasını bu denli kusursuz çizebilmesinde tüm bunların yanında dostu Nasuh’un katkısı büyük. Nasuh, Rodrigo de Triana adındaki bir denizciyi Piri Reis’le tanıştırıyor. Bu kişi değeri ölçülemeyecek hediyelerle Piri Reis’in çalışmasına muazzam katkılar sunuyor. Bu hediyeler, yakılmış İskenderiye Kütüphanesi’nden bir şekilde kurtulan üç kitap ve bir harita ile bir gemiden ele geçirilen Kristoph Kolomb’tan kalma bir harita. Piri Reis, bu çok değerli hazinesi ve kendi çalışmalarıyla o güne dek eşi görülmemiş detaylarla, dipnotlarla ve çizimlerle bezeli dünya haritasını tamamlıyor.

“DÜNYA NE KADAR KÜÇÜKMÜŞ”

Kitapta Piri Reis’in olağanüstü yeteneği, zekâsı ve azmiyle başarı merdivenlerini tırmanırken dönemin padişahları ve sadrazamlarıyla olan ilişkilerine de yer verilmiş. Özellikle Pargalı İbrahim Paşa ile dostane süren ilişkisi ve Yavuz Sultan Selim’e dünya haritasını sunması, kariyerinin sarayca da takdir gördüğü günleri. Yavuz Sultan Selim’in, Piri Reis’in haritasına bakarak “dünya ne kadar da küçükmüş” demesi kayda değer. Ancak saray entrikaları sonucu Pargalı’nın infaz edilmesiyle başlayan kötü gidiş, Kanuni Sultan Süleyman döneminde iyice trajikleşiyor. Piri Reis, 80’ine varmışken mecbur tutularak çıktığı seferde önce diğer denizcilerin iftirasına uğruyor, sonra da padişahın ilgisizliği ve değerbilmezliği yüzünden hiç hak etmediği hâlde idam ediliyor.

Kitapta Piri Reis’in hayatı, trajik sonuna dek detaylarıyla okura sunulmuş. Sonlara yaklaşmışken kurgu bir anda günümüze sıçrıyor ve bir profesör asistanıyla birlikte biz okurları Göbeklitepe’nin sırrına davet ediyor. Mavisel Yener, tüm bunları yazarken ne kadar tarihi gerçeklere sadık kalmış, ne kadar hayal gücünün çekiciliğine kapılmış, bunu gerçek tarih meraklılarına bırakıyorum. Elimizde ise bilgilendirici ve keyifle okunan bir tarihi roman var. Albenili kapağı ve iç sayfalardaki çizimler de cabası.

Piri Reis ve Göbeklitepe’deki Sır Mavisel Yener Bilgi Yayınları, 144 sayfa

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Show More

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.