İyi Kitap

Çocuk ve Gençlik Kitapları Dergisi

Okul oyunu

Öğrenmenin doğal, dürtüsel, yaşamakla ve kendiliğinden gerçekleştiği; herkesin sadece ihtiyaç duyduklarını bulduğu okullara gidelim mi?

Yazan: Sima Özkan

Marianne Dubuc’un yazıp resimlediği Haydi Okula kitabının o büyük, sahne sahne detaylandırılmış sayfalarını incelemeye başladığımda, diğer elimde bitmek üzere olan Okulsuzluğun El Kitabı vardı. Yazarı Mary Griffith, şu soruyu yöneltiyordu: “Tüm dünyayı çocuğunuzun dersliği olarak nasıl kullanabilirsiniz?” Okulsuzluk sayfalarca kanıma işlemişti.
Hikâyemizin okul heveslisi kahramanı, seneye anaokuluna başlayacaktır ve ormandaki diğer hayvan arkadaşlarının okullarına ziyaret eder. Henüz okula gitmeden, arkadaşlarının okul ortamlarına bir göz atmak istiyordur. Fareler, tavşanlar, kurbağalar, tilkiler, ayıcıklar, tembel hayvanlar, sincaplar, kurtlar, kaplumbağalar ve kirpiler… Hepsi kendi duvarsız, duvarlı ama çatısız, yeraltı, dal üstü, sazlığın ortası… kısacası orman okulundadır.
Öte yandan, rutinler ve ritüeller öyle tanıdıktır ki. “Son bir kez sarılalım, sonra gidiyorum,” diyen ebeveyn fare; “Çocuklar, paylaşın lütfen! Herkese yetecek kadar sinek var!” diyen öğretmen kurbağa… Harfleri ve sayıları öğrenen tavşancıklar, kütüphanede toplanan tilkiler, doğadan topladıklarıyla yaşadıkları çevre hakkında bir sürü şey öğrenen sincaplar, matematiği kaç havuç yemiş, kaç havuç kalmış diye çözen tavşanlarla Pom’un hayalindeki okul, hepsinin bir karışımı gibidir.
Okulsuzluğun El Kitabı’nda bir öğretmen kendiliğinden gerçekleşen öğrenmeyi “okul oyununu oynamak” diye tanımlıyor. Bu tıpkı Haydi Okula’daki gibi, çocukların “öğrenci” değil, “öğrenici”; öğretmenlerinse “öğretici” değil, bir öncü ve yol gösterici olduğunun resminin çizilmesine benziyor. Çünkü her öğrenci bir kâşif. Her sınıf bambaşka bir dünya ve öğretmen küçük bir patika açıyor. Öğrencilerin dünyayı keşfinde, onlara keşfetmenin kimyasını öğretiyor. Bu yüzden, Dubuc’un resmettiği gibi okula başlamak büyük bir macera.
Pom, davetkâr ve eğlenceli görünen her bir okulun, her bir pencerenin önünde durup içeride gerçekleşmekte olana bakıyor. İçeridekiler bir sürü değil, grup grup kendi ritimlerinde hareket ediyor. Serbest, uyumlu. Pom, okul oyununu seviyor. Umarım o da kendisinden beklenen yaşı geldiğinde insancıkların okulunda “bildiğini okuyabilir”…

Haydi Okula
Marianne Dubuc
Türkçeleştiren: Ece Nahum
Editör: Gökçe Ateş Aytuğ
Redhouse Kidz Yayınları, 28 sayfa
Show More

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.