İyi Kitap

Çocuk ve Gençlik Kitapları Dergisi

Kurallarını yas ve kederin belirlediği bir oyun

Düşünme(me) Oyunu, çocukların ölümü kabullenmeyle ilgili yaşadığı zorlukların, yetişkinlerden çok da farklı olmadığını göstermesi ve birini sevmek, bağlanmak, kaybetmekle ilgili sorduğu büyük sorular açısından değerli bir kitap.

Yazan: Emel Altay

Bir yasla baş etmek, kaybın büyük acısını yaşamak ve gerçeği kabullenerek hayata devam etmek herkes için zor bir yolculuktur. Bir de henüz çocuksanız ve kaybettikleriniz anne babanızsa hayata devam edebilmek için elinizden gelen tek şey gerçeği yok saymak olabilir. Düşünme(me) Oyunu, görmezden gelinerek aşılmaya çalışılan yas sürecinin, bir öykü karakteriyle yavaş yavaş çözülmesini anlatıyor.

Fabula, 12 yaşında, huysuz, arkadaş sevmeyen, derslerle ilgilenmek yerine bahçe işleriyle, tamiratlarla ilgilenmeyi seven bir kız çocuğu. Her zaman siyah tişört ve siyah tayttan oluşan kıyafetiyle kaykayına atlayıp yalnız bir kovboy gibi yaşamayı seviyor. Yemekle de arası hiç yok, onun için pasta yemek ölümle eş. Hoşlandığı şeyler odasında yalnız olmak, kitap okumak, etraftan topladığı bir ton döküntüyü tamir edip çalışır hâle getirmek ve çiçekleri sulamak. Yani Fabula’yı doğayı, okumayı ve geri dönüşümü seven pırıl pırıl bir kız çocuğu olarak tanımlamamız mümkünken, birlikte yaşadığı büyükannesi ve öğretmeni başta olmak üzere yetişkinlere saygısız tavrı, yaşıtlarına olan sevgisizliğiyle evlerden ırak bir yabani dememiz daha uygun düşüyor. Tabii Fabula’nın yabani ve yer yer kaba davranşlarını anlamlandırabilmek için gerçeği öğrenmeye ihtiyacımız var. Yazar Sevtap Ayhan’ın ve kitabın en büyük başarısı da burada gizli; Fabula’nın davranışlarının ardındaki gerçek bize aşama aşama veriliyor.

OKUR FABULA’NIN, FABULA HEROS’UN PEŞİNDE

Aslında Düşünme(me) Oyunu’nda başkarakter Fabula’yla hızlıca kurulan empati, doğal olarak ona inanma, kılavuz alma eğilimi yaratıyor. Buradaki ilginç nokta şu; okur Fabula’nın peşinde onun yaşadığı, anlattığı şeyleri takip ederek ilerlerken o da başka bir kitap kahramanının peşine düşüyor. Okulun karne şenliklerinde insan ve parti sevmez Fabula için en ideal yer elbette arka bahçedir. Orada tek başına otururken küçük bir çocuğun ağladığını duyuyor. Çocuk turuncu saçları, iskambil kartlarındaki Joker’e ya da masallardaki cinlere benzeyen kıyafetiyle biraz tekinsiz olsa da ağlayan ve yardıma ihtiyacı olan bir çocuk nihayetinde. İsminin Heros olduğunu öğrendiğimiz bu çocuk, annesinin büyütecini çalan karganın peşine düşüp kaybolmuş. İnsanlarla konuşmaya bile tahammülü olmayan asi Fabula’nın kalbi çocuğa ısınıyor ve büyüteci bulup annesine dönmesi için ona yardım etmek istiyor. Heros “Çok Çok Uzak Kasaba’”da yaşadığını, kendisinin de bir öykücü çırağı olduğunu anlatırken Fabula bu çocuğu bir yerden tanıdığına emin, sırrı çözmeye çalışıyor. Sır, elbette düşünmeme oyunuyla zihnin en arkalarına atılmış acı gerçek, baş edilemeyen yas.

BİRİNİ SEVMEK, ACI ÇEKMEK Mİ DEMEK?

Kitabın birkaç yerinde Fabula’nın neden bu kadar öfkeli, kıyafetleri gibi karalar bağlamış, insanlardan ve hayatın neşesinden elini eteğini çekmiş bir kız çocuğu olduğu kendi cümleleriyle açıklanıyor. Bunlardan biri; “Ben sevmeyi sevmiyorum. Birini sevmek ona bağlanmaktır. Bağlanırsan üzülürsün.” 2020 Tudem Edebiyat Ödülleri Roman Yarışması Birincilik Ödülü sahibi Düşünme(me) Oyunu, yazar Sevtap Ayhan’ın çocukların ölüm karşısındaki yas sürecini anlatmayı seçen cesur kalemi ve çizer Nesibe Çelebi’nin resimleriyle kayda değer bir kitap çıkmış ortaya.

İNKÂRDAN KABULLENMEYE YAŞIN TÜM EVRELERİ

Düşünme(me) Oyunu, zorlu bir yas yolculuğunun tüm evrelerini önümüze seriyor. Yas süreci evreleri temelde birbirini takip eden beş maddeyle açıklanır: İnkâr-Öfke-Pazarlık-Depresyon- Kabullenme. Fabula’yı inkâr ve öfke içinde görüyoruz kitabın başlarında. Büyükannesine onu sevmediğini, anne ya da babasıyla yaşamak için harekete geçeceğini söylüyor. Aslında ortak kaderi paylaştığı çocukluk arkadaşı Amica’yı tanımazlıktan geliyor, öğretmenine karşı yalan söylemekten, herkesi terslemekten çekinmiyor. İnsanlarla sosyalleşmek yerine bahçe işleriyle uğraşmayı, eski eşyaları tamir edip dönüştürmeyi tercih ediyor. Acı gerçeği kavradığında ise yemeden içmeden kesilip günlerce odasına kapanıyor. Ve depresyonunu da yaşadıktan sonra kabullenmenin ağır ama kararlı adımlarıyla hayata dönüyor. Son sahnede öğretmeniyle yaşadığı diyalog, Fabula’nın hayata devam etmeye karar verdiğinin en güçlü kanıtı. Tabii büyükannesinin söylediği gibi; acı geçmeyecek, sadece onunla yaşamayı öğreneceksin…

 

 

 

Düşünme(me) Oyunu
Sevtap Ayhan
Resimleyen: Nesibe Çelebi
Editör: Burhan Düzçay
Tudem Yayınları, 120 sayfa
Show More

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.