İyi Kitap

Çocuk ve Gençlik Kitapları Dergisi

Aynanın İçinden

“Çizerler de yazarlar da kendisini güncellemeli”

Söyleşi: Elif Şahin Hamidi

Güzel Sanatlar mezunusunuz ve moda tasarımı eğitimi aldınız. Bugün bir yandan bu alanda işler yapmaya devam etseniz de asıl tutkunuz, çocuk kitapları için illüstrasyon yapmak. Çocuk kitapları ve illüstrasyonla ilgilenmeye nasıl başladınız? Bu alanda kendinizi gerçekleştirme ve geliştirme sürecinden bahseder misiniz?

Farklı bir disiplinden gelmenin pek bir önemi yok aslında. Görsel sanatlar, etkileşimli çalışmaya oldukça müsait. Okulda olduğum süre boyunca sinemadan aksesuar tasarımına, fotoğraf, heykel, grafik ve sahne tasarımına kadar farklı bölümlerden dersler aldım ve etkileşim içindeydim ve bunların etkisi var muhakkak. Bu sayede, henüz okuldan mezun olmadan, illüstrasyondan daha çok keyif aldığımı keşfetmiş oldum. İçinde illüstrasyonlarımın olduğu bir eskiz defterim vardı. Onu Tudem Yayınlarına götürmüştüm ve böylece ilk kitabımı çizmeye başladım. Gerisi geldi zaten. 

Çocukken okuduğunuz resimli kitapların, çizgi romanların nasıl bir etkisi, katkısı oldu çizerliğinize? Geçmişten bugüne etkilendiğiniz, örnek aldığınız, takip ettiğiniz, ilham aldığınız çizerler, etkilendiğiniz sanatçılar, beslendiğiniz kaynaklar neler?

Beni çocukken etkileyen en büyük faktör annemdir herhâlde. Kendisi bir ressam ve evimizdeki bir oda onun atölyesiydi. Hafta sonları resim kursu verirdi. O nedenle resimle iç içe büyüdüm. Bana birinci yaş günü hediyesi olarak “Çocuklar İçin Dünya Klasikleri” kitap setini almıştı. Bu kitapların çizimleri beni çok etkilerdi. Hatırlıyorum hatta: içlerinde Mustafa Delioğlu’nun resimlediği birkaç kitap vardı ve bunlardan birisi favorim olan Robin
Hood
’tu. Onun dışında, son dönemde etkilendiğim birden çok sanatçı var. Hepsini saymak mümkün değil elbette; ama illüstratörlerden Jesus Cisneros, Yael Frankel, Carson Ellis ve şu sıralar bana ilham veren antik dönem anlatıları diyebilirim. 

En son Dilge Güney’in insan hakları, çocuk hakları, sosyal adaletsizlik, ceza ve adalet sistemi gibi konuları sorguladığı kitabı 1 GB Adalet’in kapağını resimlediniz sanırım. Nasıl bir çalışmaydı, biraz bahseder misiniz? 

Evet, 1 GB Adalet’in kapak görseli üzerinde çalıştım. Klasik çizimlerimin dışına çıkabildiğim, bana alan yaratan keyifli bir çalışma oldu. 

Aslı Tohumcu’nun Benim Babam Kötü Örnek kitabında metinle çizimler arasında şahane bir uyum var. Metinle çizim arasındaki bu uyum, denge nasıl sağlanır? Her metinle böyle bir uyum yakalanabilir mi? 

Çocuk kitaplarında özelikle editörün önemi bir başka gerçekten: Yazar ile illüstratör arasında oluşturduğu köprü kitabın da omurgasını oluşturuyor. Açtığı yaratıcılık alanı çok önemli bence. Aslı Tohumcu ile olan kitabımızda da bizi dengede tutup aramızdaki uyumu geliştiren, editörümüz Mehmet Erkurt’tu. Onun dışında zaten çok eğlenceli bir hikâyeydi, ben de keyifle çizdim. 

Ne yazık ki sadece yazarların yazdıkları kitaplar sansüre uğramıyor; çizerlerin illüstrasyonlarına bile müdahale ediliyor, sansür uygulanıyor. Örneğin çizdiğiniz bir kız çocuğunun etek boyu, haberiniz ve onayınız olmadan uzatılarak basıldı. Bu sansürün önüne geçmek için çizerler neler yapabilir ya da yapıyor?

Evet, çok talihsiz bir durumdu gerçekten. Bu gibi durumlarda, sanıyorum hepimiz bireysel çözümler üretiyoruz, kendi süzgecimizden geçiriyoruz. Böyle durumlarla bir daha karşılaşmamak için aynı dünya görüşü ve ilkelerde olmadığım kurum ve kişilerle çalışmamayı tercih ediyorum. Keşke bu gibi durumlarla karşılaştığımızda, bireysel çözümler yerine, çizerler olarak örgütlenebilsek. Hâlen bir meslek birliğimiz yok mesela…

Yazarlar kadar çizerlerin de günümüz çocuğunun ilgi alanlarını yakından takip etmeleri gerekir diye düşünüyorum. Ne dersiniz? Çizer olarak günümüz çocuğunu tanımak, çizgilerinizle ona erişmek için nasıl bir yol izliyorsunuz? 

Kesinlikle katılıyorum. Aslında günümüz çocuğunu tanımak için yazarlar ile yaptığımız imza günleri çok etkili olurdu, oradan güzel dönüşler, ipuçlarıyla ayrılırdık. Pandemiyle birlikte iki yıldır okurlardan uzak kaldık. Günümüz çocuğunu tanımak için ben de güncel kalmaya, daha çok çocuk kitabı okumaya gayret ediyorum. Hatta çizgi filmleri, animasyonları da buna dâhil edebiliriz. 

Çocuk kitapları için illüstrasyon yapmanın dergiler, sergiler, ticari işler için illüstrasyon yapmaktan ayrıştığı noktalar neler? 

Çocuk kitapları için elbette bazı sorumluluklar, hassas noktalar var dikkat ettiğim. Bu bağlamda, yetişkinler için ürettiğim işlerden farklı. Ama artık çocuklarla o iletişimi yakalayabildiğimi düşünüyorum ve o nedenle epey rahatım.

İçindeki çocukla aranız nasıl? Çizerken nasıl bir iletişiminiz var içinizdeki çocukla, neler fısıldıyor size?

İçimdeki çocuğu seviyorum, o da beni bugün olduğum hâlimle destekliyor ve seviyor sanırım. Hayal gücümü hep canlı tutmamı sağlıyor. 

İçinde yaşadığımız dijital çağ, aynı zamanda hız ve görsellik çağı. Söz konusu çocuk ve çocuk kitapları olduğunda bu çağ, çizerlere neleri dayatıyor, ne gibi avantajlar ve dezavantajlar sunuyor? 

İçinde bulunduğumuz dijital çağ ile rekabet edebilmek güç gerçekten. Çocuklara ulaşabilmek için çizerler de yazarlar da kendisini güncellemeli bence. Bu çağın getirdiği avantajlardan, teknolojiden faydalanmak gerek. Sesli kitaplar aslında buna bir örnek. Çocuklar için de yine sesli ama görseller ve grafiklerle desteklenen alternatifler var bu alanda. Örneğin Tudem’den çıkan, Çiğdem Gündeş ile ortak yaratıcısı olduğumuz Kırmızı Ayakkabı adlı kitap, Danimarka merkezli bir kitap uygulaması olan Piboco’da animasyon hâline getirilip birden çok dilde seslendirildi. 

Çocukların ekranlara bağımlı olduğu bu çağda, resimli kitaplar, çocukların kitapla bağ kurmasında etkili mi sizce?

Kesinlikle etkisi var. Özellikle okul öncesi dönemde çocukların kitapla ilk tanışması resimli kitaplarla oluyor. Bu tanışma ne kadar etkili olursa, çocukların kitapla bağı bir o kadar güçleniyor.

Çocuk kitapları resimlemek için tercih ettiğiniz malzemeler, renkler, teknikler hakkında konuşabilir miyiz? Kullanacağınız malzemeyi ya da tekniği neye göre belirliyorsunuz? 

Çağın gerekliliği olan dijital yöntemleri kullanıyorum ama hâlâ favorim geleneksel yöntemler ve onun getirdiği rastlantısallık. Bu yüzden son dönem işlerimde, kolajı da kitaplarıma dâhil ettim. Bu iki yöntemi harmanlayarak kullanmayı çok seviyorum.

Çizim yapmak için nasıl bir ortama ve düzene ihtiyaç duyuyorsunuz? Eskiz defterleriniz var mı ya da yanınızda sürekli bir defter taşıyor musunuz? Çalışma masanızı sözcüklerle resmeder misiniz?

Çizim yaparken yalnız olmayı ve sessizliği seviyorum. Bu yüzden en verimli saatlerim, sabah 07.30’dan 11.00’a, akşam 23.00’dan gece 03.00’a kadar. 

Eskiz için değil, yazmak için küçük bir defter taşırım genelde, onun dışında tabletim hep yanımda. Çalışma masamı olabildiğince sade tutmaya özen gösteriyorum. Zaten bilgisayarım oldukça yer kaplıyor; tabletim, grafik tablet ve eskiz için kâğıtlar… Sakar biri olduğum için pek fazla bir şey tutmam (tutmamalıyım) masada. 

Çizen, çizmek isteyen, yeteneğini geliştirmek isteyen çocuklara ve gençlere ne söylemek istersiniz?

Bol bol çizim yapın. Hayal kurun, yeni bir şeyler öğrenmekten ve denemekten korkmayın. 

Şimdilerde neler yapıyorsunuz? Üzerinde çalıştığınız bir çocuk kitabı/yeni projeler var mı? 

Şu sıralarda daha çok yurt dışıyla çalışıyorum; aynı anda yürüttüğüm iki kitap projesi var. Aynı zamanda kendimi animasyon konusunda geliştirmeye çalışıyorum ve hazırlandığım bir sergi var.  

 

Show More

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.