İyi Kitap

Çocuk ve Gençlik Kitapları Dergisi

Soğuk sosis gibi oturabilirsiniz, aşk yüzünden!

Apti’nin açıkça ifade etmeden keşfettiği üzere aşk, mahallenin tek bahçeli evini görmek için gittiğiniz yolu uzatarak yaşanır mesela. Ya da sınıf arkadaşınız sürekli olarak -elbette yanlışlıkla(!)- ayağınıza bastığında yaşanıyordur.

Yazan: Funda Mengilli

Sahi aşk nedir? Hakkında ne biliyoruz? Yani hiç yoktan, sebepsizce düşünmüş müyüzdür?  Eh, az çok bir tahminimiz vardır. Tahminimiz vardır da birisi ansızın gelip böyle bir soru sorsa, ona verecek cevabımız var mıdır? Biz, yine de hazırda bir iki cevap bulunduralım. Belki bir gün Apti gibi bir çocuk kaşımıza çıkar ve sorar: Aşk var mıdır, yok mudur? 

O zaman ona “aşk”ın bir börek türü olduğunu; ama sıradan bir börek değil, elde açılan pırasalı bir börek olduğunu söyleyebiliriz. Ya da ayıp olduğu için karı koca arasında öyle şeyler(!) olmayacağını. Çünkü aşk anlatılmaz, en iyi ihtimalle, yaşanır. Apti’nin açıkça ifade etmeden keşfettiği üzere aşk, mahallenin tek bahçeli evini görmek için gittiğiniz yolu uzatarak yaşanır mesela. Ya da sınıf arkadaşınız sürekli olarak -elbette yanlışlıkla(!)- ayağınıza bastığında yaşanıyordur. Ama öğretmeniniz size bir ödev vermişse ve sizden aşkı maalesef yaşamanızı değil de anlatmanızı istiyorsa -keşke aksini isteseydi-, o durumda da anlatmanın bir yolunu bulursunuz. Apti’nin çok gizli günlüğünde bize anlattığı gibi. Kendisi olayları yaşarken keyfini çok çıkaramadı ama biz onları okurken yolun da yolculuğun da keyfini çokça çıkarıyoruz.

Apti’nin Zor Ödevi, “Apti’nin Çok Gizli Günlüğü” isimli serinin ikinci kitabı. Serinin ismini ilk gördüğümde aklıma Dee Shulman’in yazdığı “Polly Price’ın Çok Gizli Günlüğü” serisi geldi. Shulman, ergenlik çağındaki bir kız çocuğunun yaşadıklarını anlatım biçimi, fotoğraflar, çizimler, bilinç akışı notları şeklinde tam bir günlük formatında sunuyor okura. Apti’nin Zor Ödevi’nde ise günlük biçiminin ötesine geçen bir roman dili karşılıyor okuru. Anlatıcı karakter Apti, kimi zaman bilinç akışına kapılsa, odağını kısa süreli kaybediyormuş gibi görünse, zaman zaman anlatıma bütünleşik notlara yer verse, bazı yerleri kelimelerle ifade etmeyip çizerek gösterse de -ki bu kısımların eğlenceye eğlence kattığını söylemek gerek- kitap, diyalogları, kurgusu, hikâyesi ve zamanıyla günlük biçeminden uzak bir üslup benimsiyor. 

Ödev deyince hemen herkesin aklına matematik problemlerinin gelmesi şaşırtıcı değil. Aşağı yukarı aynı eğitim sisteminden geçmiş bir okur olarak, aşk gibi soyut, hatta hâlen ayıp sayılan bir konunun
ilköğretimde ödev verilmesine şaşan karakterleri de bu yüzden Apti’nin alay konusu olmasını da yadırgamak mümkün değil. Yazar Fatih Erdoğan, kitabın tüm karakterlerini yaşadığımız toplumda yaygın olduğu şekliyle kurmuş. Evin zihinsel ve fiziksel iş yükü omuzlarında olan anne daha çok kızgın, baba ise evin yükünden kaytaran bir yapıda resmedilmiş. Dışarıdan eve geldiğinde anne ortalığı toplar, yemek hazırlar, Apti’ye gününün nasıl geçtiğini sorarken baba tüm bunlardan muaf, Apti’yi gıdıklamakla meşgul oluyor. Anneyle babanın neredeyse sürekli kavga ettiği kitap boyunca Apti’nin belirgin bir taraf tutmaması, babasını daha eğlenceli bulmasına engel değil. Tüm bu cinsiyet rollerini, düşünme ve yaşama biçimlerini yansıtan diyaloglar -eleştirellikten bağımsız olarak- doğal ve zekice kurulmuş. Dil oyunları, akıcı sahneler, birbirinin üzerine kurulu ironik diyaloglar kitabı bir solukta okumaya, üstüne başa dönüp bir kez daha okumaya teşvik ediyor insanı. Çünkü tam da bu diyalogların sayesinde, anlatıcı, biz okurlara hikâyeyi sadece anlatmıyor, bilinç akışını okuturken dahi aynı zamanda gösteriyor, yaşatıyor.

Yazarının çizimlerini de yaptığı kitapta, Apti sözcüklerle ifade edemediği, etmek istemediği ya da yazdıklarının etkisini pekiştirmek istediği anları son derece yaratıcı çizgilerle resimliyor. Apti’nin siyah beyaz karikatür misali çizimleri, metne keyifli bir katman daha ekliyor. Öyle bir katman ki, gülümsemenizi yüzünüzün tamamına yayıyor.

Hele de “şehir dediğimiz balta girmemiş vahşi ormandaki mücadele”de kaybettiğiniz, belki de mütemadiyen kaybettiğinizi düşündüğünüz, eh, bu yüzden doğal olarak “soğuk sosis gibi oturduğunuz” bir gününüzdeyseniz, Apti’nin Zor Ödevi her şeye rağmen sizi gülümsetmeyi gerçekten başarıyor. 

Apti’nin Zor Ödevi
Fatih Erdoğan
Mavibulut Yayınları, 136 sayfa
Show More

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.