Kitabın böylesi – İyi Kitap
İyi Kitap

army bombbts official army bombbangtan bombbts army bomb ver 4bts army bomb ver 3bts army bombbts light stickbts official light stickbts light stick ver 4bts light stick ver 3

Biz yetişkinler ilgimizi çekmeyen, merak etmediğimiz bir şeyi izlemiyor, okumuyor, ona vakit ayırmıyor ve onunla ilgilenmiyorsak, aynı özgürlüğe çocuklarımızın da hakkı olduğunu kabul etmek zorundayız.

Yazan: Gökhan Yavuz Demir

Güz kâh güneşle kâh sağanak yağmurla kendini iyice hissettirdiğinden beri, Kocabaş kışa hazırlanıyor. Kışın soğuk günlerinde kendini sıcak tutması için yağlanması lâzım. O yüzden kargolarla değil de daha çok boğazıyla meşgul oluyor. Kargodan çıkan Jordi Sierra i Fabra’nın Deneyin Böylesi kitabıyla sanırım o yüzden çok ilgilenmiyor. Aslında önce ben de şaşırıyorum. İçinde periyodik cetvel, bol miktarda element ve formül içeren bu kitabı acaba editörüm, orta okuldan sınıf arkadaşım olan Toprak Işık’a gönderecekti de yanlışlıkla bana mı gönderdi, diye geçiriyorum. Fakat bunca senede, iyi yazılmış bir kitabı kokusundan tanımakta ustalaştığımdan olsa gerek, hemen kendimi romana kaptırıyorum.

Kitabın ilk hoşluğuyla daha ilk bölümde karşılaşıyorum. Kitabın bölümleri birden başlamıyor. Bölüm başlıkları için Fabra, sayıları değil de kitabın sonuna eklediği periyodik tabloyu kullanmayı tercih etmiş. Bu nedenle ilk bölüm H, yani bir numaralı element olan hidrojen. Gerçekten hoş olmuş.

Roman Jorge, Petra ve Max’in okulun fen laboratuvarını havaya uçuran bir deney kazasına yol açmalarıyla başlıyor. Oysa laboratuvar, fen bilgisi öğretmenleri Fernanda Öğretmen’in her şeyidir. Yani bu durum kahramanlarımızın yanına kâr kalmayacaktır. Fernanda Öğretmen onlara öyle bir ders verecektir ki fizik ve kimyayı ciddiye almanın ne kadar hayati olduğunu Jorge, Petra ve Max de nihayetinde öğrenecektir.

Bütün romana dinamizmini veren de zaten Fernanda Öğretmen’in bu haylaz öğrencilerine, hayatta fizik ve kimyanın ne kadar önemli olduğunu öğretmek için tasarladığı kumpastır. Bu öyle bir
deneydir ki Jorge, Petra ve Max zamanla yarışmak zorundadırlar. Zaman aleyhlerine işlemektedir, çünkü bu deneyin sonunda çözmeleri gereken problemleri çözemezlerse hayatlarını kaybedeceklerdir. En azından onlar öyle sanmaktadırlar.

Fernanda Öğretmen’in kesin talimatıyla bütün sınıf Cumartesi günü okulda toplanır ve bir takım renkli sıvıları sırayla içerler. Aslında hangi renk sıvıyı içtiklerinin bir kıymeti yoktur, çünkü ihale her hâlükârda bizim üç haylaza kalacaktır. Fernanda Öğretmen bu üçlüye bir zarf bırakmıştır. Bu zarfta, günün sonuna kadar, içtikleri kırmızı renkli sıvıdaki zehirin panzehirini bulmaları için çözmeleri gerekecek olan problemlerin ilki vardır. Bu deneyde üç kahramanın yardım alabilecekleri bir başkası da yoktur. Onlar için çok korkutucu olsa da biz okurlar için okuması çok keyifli olan
fizik, kimya ve matematik bulmacaları, her çözümün arkasından yeni bir zarfta kahramanlarımızı bekliyordur.

Bir zamanlar kendi çocukluğumda, şimdilerde ise çocuğu olan yakın çevremde işittiğim şikâyetler hiç değişmedi: “Ne yapsak kitap okumuyor,” veya “Ne dersek diyelim ders çalışmıyor.” Çocukken, buna şimdiki gibi hazır bir cevabım yoktu elbette ama geçen zaman içinde tecrübeyle böyle bir cevaba ulaştım: Merak!

Eğer bir çocuk okumasını söylediğiniz kitabı veya çalışmasını istediğiniz dersi merak etmiyorsa, haklı olarak o kitabı okumayacak ve o derse çalışmayacaktır. Nasıl ki biz yetişkinler ilgimizi çekmeyen, merak etmediğimiz bir şeyi izlemiyor, okumuyor, ona vakit ayırmıyor ve onunla ilgilenmiyorsak, aynı özgürlüğe çocuklarımızın da hakkı olduğunu kabul etmek zorundayız.

Aslında her iyi yazar ve iyi öğretmenin bildiği basit bir gerçek bu. Çocuğun merakını kaşıyacak, ilgisini çekeceksin ki ona kitabını okutabilesin veya dersini dinletebilesin. Jordi Sierra i Fabra, okurunda bu merak duygusunu uyandırabildiği için iyi bir yazar. Kahramanı Fernanda Öğretmen, öğrencilerinin fiziğe ve kimyaya ilgilerini çekebildiği için iyi bir öğretmen. Ve hiç kuşkusuz Deneyin Böylesi, sadece çocukları değil her yaştan okurlarını, hayli ustalıkla kotarılmış böyle yüksek bir gerilimin içine atıp merak içinde bıraktığı için iyi bir roman.

Keşke bütün yazarlarımız Fabra, keşke bütün öğretmenlerimiz Fernanda Öğretmen ve keşke yazdığımız bütün kitaplar Deneyin Böylesi gibi çocuklardaki merak duygusuna saygı duyup, anlatacaklarını veya öğreteceklerini bu merak prensibi doğrultusunda anlatıp öğretebilseler.

Eminim, bir yerlerde bu yazıyı okuyorsa dostum Toprak Işık, çocukken böyle bir roman okumuş olsam, benim hayatımın daha değişik şekillenip şekillenmeyeceğini düşünüyordur. Deneyin Böylesi’ni okuyunca ben de bunu düşündüm. Fizik ve kimyayla illâ ki fizikçi, kimyacı veya mühendis olmak için ilişki kurmak zorunda değiliz. Genç yaşta fizik ve kimya öğrendikten sonra yine sosyolog, edebiyatçı veya felsefeci olabiliriz. Bizim toplum olarak yanılgımız burada başlıyor. Bir disiplini sonunda illâ ondan hayatımızı kazanmak için öğrenmek istiyoruz. Oysa insan kendi sahasının dışında kalan alanlarla ilişki kurarak hayatını zenginleştirebilir. Nitekim Jorge, Petra ve Max de daha sonraki hayatlarında muhtemelen mühendis veya fen bilgisi öğretmeni olmayacaklar. Ama her ne iş yapıyor olurlarsa olsunlar, o işi fizik ve kimya biliyor olmanın farklı bakış açısına sahip olarak yapacaklar. Asıl hedef hayatımızı zenginleştirmek olmalı.

Kocabaş şu an için hayatını zenginleştirmekten ziyade daha fazla yağlanmak için yiyecek yeni şeyler bulmakla meşgul. Bense bir ara Sınavın Böylesi’ni de okusam diye hesaplar yapmaktayım.

Deneyin Böylesi
Jordi Sierra i Fabra
Türkçeleştiren: Simla Gürcan
Uyurgezer Kitap,
137 sayfa

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Bu yazıyı beğendin mi? Paylaş!

About The Author

1973 yılında Edirne’de doğdu. Sosyoloji Doçenti olan Demir’in bugüne kadar yayınlanan telif ve tercüme kitapları şunlardır: Sosyal Bir Fenomen Olarak Dilin Belirsizliği (İthaki, 2015); Borges'in Dediği Gibi (Nora, 2016); Anlamak İçin Yaşamak (Nora, 2017); Claude Lévi-Strauss, Mit ve Anlam, (İthaki, 2013); George Lakoff & Mark Johnson, Metaforlar: Hayat, Anlam ve Dil (İthaki, 2015); Paul Ricoeur, Yorum Teorisi: Söylem ve Artı Anlam (yakında Nora’da). Edebiyat ve linguistikle zenginleştirilmiş ve derinleştirilmiş bir sosyolojiyi anlamlı bulan Demir, birgün roman yazacağına olan inancını asla kaybetmiyor ve kendini ısrarla “entelektüel edebiyatçı” olarak tanımlamayı tercih ediyor.

Yorum yaz