İyi Kitap

İnsan olma ve insan kalma kılavuzu: Dalaşma, tanış!

Büyük yöneticilerin küçük oyunlarını faş eden, hayali sınırlara inanmamamızı salık veren, muzip ve güçlü resimleriyle “birbirimizden pek farklı olmadığımızı” cümle âleme ilan eden bir kitap bu!

Yazan: Adnan Saracoğlu

Kırkyama, şipşirin efsanevi Elmer’ın mucidi David McKee, ömrünün ustalık deminde çocuklar için olmazsa olmaz bir barış bildirisiyle çıkıyor karşımıza. Haklarında kolayca yalan söylenen ve bu yalanları fark etmemize izin verilmeyen yabancı toprakların sakinlerinin, öteki olmaktan önce bizi biz yapacak onlarca güzelliğe ev sahipliği yaptıklarını hatırlatıyor.
Bir zamanlar bir generalin yönettiği büyük bir ülke varmış ve bu general, askerlerini de suç ortağı yaparak başka ülkeleri ele geçirirmiş.
Fethedermiş ya da demokrasi götürürmüş. Kendileri gibi medeni olmaları böylece sağlanırmış. Çünkü güçlüymüş, dolayısıyla haklıymış. Oradaki insanlara hiç sorulmazmış. N’apalım onlar da
güçsüz olmasalarmış.
Hikâye yalınlaştıkça derinleşerek devam ediyor, etrafımızı sarmalamış ürkütücü kurumlar ve olgular sekiz yaşlarında bir çocuğun görsel algısına denk gelecek düzeydeki harika resimlerle görücüye çıkıyor. Sırıtkan suratlı kalabalık, generali coşkuyla uğurluyor, askerlerin ayak bastığı yerlerde insanlar “ayakta kalamıyor”, pencerelerde gene coşkulu sırıtkan insanlar…
Sonunda sıra küçücük bir ülkeye geliyor. Öylesine küçük ki medenileşmese de olur cinsten. Ama fedakârlığı, diğerkâmlığı ağır basan general onlara da bir güzellik yapıyor. Gelin görün ki generalin uygarlaştırma dilini bilmeyen ülke sakinleri onları misafir gibi ağırlıyor. Böylece insanlar, kurumlar, değerler, yemekler, oyunlar, şarkılar ve sözcükler ayakta kalabiliyor. Askerler, şarkılar söylemeye, odun taşımaya, duvar boyamaya başlıyor. Bu yozlaşmanın önünü almak adına general yalnızca bir miktar askeri geride bırakarak ülkesine dönüyor.
Ahalinin coşkusu yerli yerinde, keyifler gıcır, işgal -afedersiniz dağarcığım sürçtü- uygarlaştırma ön görüldüğü ölçüde başarılı. Peki, neden büyük fatihin dilinde uzak diyarların şarkıları var? Neden ahali aynı mutlulukla yabancıların oyunlarını oynuyor, onların yemeklerini yapıyor, onlar gibi giyiniyor? Onlardan daha medeni, daha güçlü daha zengin değiller miydi yoksa? Görmeye ve gitmeye bile değmeyen küçük yabancı ülkede kendi koskocaman zengin, haşmetli ülkelerinde olmayan ne olabilirdi?
Büyük yöneticilerin küçük oyunlarını faş eden, hayali sınırlara inanmamamızı salık veren, muzip ve güçlü resimleriyle “birbirimizden pek farklı olmadığımızı” cümle âleme ilan eden devasa bir deva ile karşı karşıyayız. Dikkaaaaaaat İnsan!

Zafer Kimin? David McKee Türkçeleştiren: Ümit Mutlu Uçanbalık Yayınları, 32 sayfa

Zafer Kimin?
David McKee
Türkçeleştiren: Ümit Mutlu
Uçanbalık Yayınları, 32 sayfa

Bu yazıyı beğendin mi? Paylaş!

Yazar Hakkında

Adnan Saracoğlu , 1979 yılında Bayburt'ta doğdu. On yaşında Ankara'ya on sekiz yaşında da İstanbul'a kondu. Yeditepe Tarih'i değil de İstanbul Eski Yunan Dili'ni bitirmeyi tercih etti. Dinler Tarihi ABD'da yüksek lisans tezini mi yoksa ilk çocuk kitabını mı önce bitireceğini tartışıyor. Arka Kapak , İyi Kitap dergilerinde , felahkitap sitesinde çocukça yazılar yazıyor. Milyarlarca güzel çocuk arasından İsmail'in bahtına çıkmasından mutluluk duyuyor. Sanskritçe ve Japonca öğrenmeden bu dünyadan ayrılmak istemiyor.

Yorum yaz