İyi Kitap

Çocuk ve Gençlik Kitapları Dergisi

Efsane ve bilim omuz omuza

Mohan, okuyana, sahi neden, dedirtecek sorular seçmiş. Diş neden çürür? Dağların dorukları neden her mevsim karlıdır? Yılanlar neden deri değiştirir? Ve ilginçlikleriyle bunlardan geri kalmayan beş soru daha…

Yazan: Toprak Işık

Promete ateşi çalmasaydı ve Pandora’nın kutusu açılmasaydı da biz buralara gelirdik. Zihinsel maceramızın, Tanrıları kıskandıracak bir hıza kavuşmasının gerisinde tek kelimelik mütevazı bir soru var: Neden? Bu soruya kayıtsız kalabilecek bir beynimiz olsaydı, dünyadaki ayak izimiz şimdikinden çok daha silikti. Neden? Neden, sorusunun peşinde masal, bilim ve oyun yolculuğu…

O zaman, böyle kitaplar da meraklı okurların huzurunda boy gösteremezlerdi. Senem Donatan Mohan’ın yazdıklarını, İpek Kay çizgileriyle görünür kılmış. Eser, Paraşüt Kitap aracılığı ile raflara düşmüş.

Mohan, okuyana, sahi neden, dedirtecek sorular seçmiş. Diş neden çürür? Dağların dorukları neden her mevsim karlıdır? Yılanlar neden deri değiştirir? Ve ilginçlikleriyle bunlardan geri kalmayan beş soru daha…

Bir kere olsun, bilmiyorum, biz daha oraya gelmedik deyip geçemiyoruz. Ama bilimsel ama değil; her zaman her soruya bir yanıtımız var. Yazar, seçtiği sorular için önce söylencelere vermiş sözü, sonra bilime…

Bilim, binlerce yıllık sorularımıza kafa yorarken, söylence de ondan geri kalmıyor. Aralarında bir çelişki yok aslında. İnsanlığın aynı duygusundan besleniyor ikisi de. Merak ettiklerimize yanıt öneriyorlar. Bilimin yararlılığına kuşku yok. Söylenceler ise kültür ormanımızın, yaprakları toplumsal bilincimizde dört mevsim yeşilliğini koruyan, kökleri bilinç altımıza uzanan binlerce yıllık ağaçları. İşlevsellikleri ile kapladıkları yeri fazlasıyla hak ediyorlar. Hâliyle bilim ile söylenceyi bir kitapta yan yana görmek yadırganası değil, ilgi çekici. Hatta insana yaşamla baş edebilme gücü vermek anlamında birbirlerini tamamladıklarını söylemek de mümkün. Bilimin erişemediği yerde efsanelerin dili pabuç kadar ve baldan tatlı. Kediler neden mırlar? Bilim henüz bunu bilmezken, zengin Hint kültürü, bir fare, bir davul ve iki kedi içeren şirin bir masalla yanıtlamış soruyu.

Çocuklar için yazılmış bilim kitaplarının sayısı sürekli artıyor. Buna sevinmemek olanaksız. Dünya, bize daha fazla bilimden kimseye zarar gelmeyeceğini öğretecek kadar fazla döndü kendisinin ve Güneş’in etrafında. İyi olanı esirgememeli çocuklardan. Bu kadar bilimin bize yetmediği de bal gibi ortada. Daha tedavisi bulunacak nice hastalık var. Uzayın karanlık köşeleri bize göz kırpmak için bilimin ışığını bekliyor. Onlar büyüdüklerinde bu dünya daha aydınlık olsun diye şimdiden sahaya çağırmalıyız çocukları. Senem Donatan Mohan da öyle yapmış. Onları cezbedecek en iyi yolun meraklandırmaktan geçtiğini bilerek yazmış kitabını.

Her bölümün sonunda yazar, okuruna yanıtı aranan soruyla ilişkili bir oyun önermiş. Oyunların en önemli malzemesi de hayal. Zaten kitap boyunca hayalin ne kadar değerli olduğu sürekli vurgulanmış. Seçilen efsaneler de o vurguyu pekiştiriyor. Mehtaplı
bir gecede gözlerini Ay’a dikip gördüğü lekelerin neden kaynaklandığını ilk kim merak etti acaba? O lekelerin kıskanç bir kabilenin attığı çamurlardan oluştuğunu düşünmenin gerisinde nasıl bir hayal gücü vardır?

Balinaların balık yemediğini fark etmekle kalmamış bir de ona hikâye uydurmuşuz. Güya balık yiye yiye aldığı kilolarla başı derde giren balinalar söz vermişler bir daha balık yememeye ve yeminlerini bozmaksızın diyetlerini sürdürüyorlarmış.

Mohan, dilimize gerekli özeni göstererek anlatmış hikâyesini. Ses akışını bozan cümleler ya da okumayı zorlaştıran yazım ve imla hataları yok. Kitabın dili gösterişten uzak, sade bir güzelliğe sahip. Bu sayede okur, dikkati dağılmadan anlatıya yoğunlaşabiliyor.

Neden sorusunun peşinde masal, bilim ve oyun yolculuğunda dünden bu güne aynı sorulara verdiğimiz yanıtların üzerinden geçiyoruz. Merak duygusunu gıdıklayan böyle kitaplar, okuru başka nedenlerin peşine düşürürse gerçek amaca ulaşılmış olur. Dünden bugüne değişmeyen bir hikâye bu. Ulaştığımız yanıtlar hiçbir zaman bizi bir yolun sonuna götürmedi. Hep yeni başlangıçlara taşındık. Yanıtına kavuşup bir gidenler bin geldiler. Kuşkusuz bundan sonra da aynısı olacak. Bizi üzmeyen, bilakis mutlu eden bir döngü bu. Yanıtları merak etmekle kalmıyor onların gelişiyle ortaya çıkacak yeni soruların da yolunu gözlüyoruz. Bu gerçeğe yaslanan kitapların hâliyle başımızın üstünde yeri var.

Neden?
Senem Donatan Mohan
Resimleyen: İpek Kay
Editör: Özge Akkaya ve Eda Doğançay
Paraşüt Kitap, 64 sayfa

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Show More

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.