İyi Kitap

Çocuk ve Gençlik Kitapları Dergisi

Bir zamanlar bir ayı varmış

Bu Ayı Çocuk Bakamıyor’un dadısı Ayı Çoko, yapılması gerekenleri yedi haşarı yavruya bildirmiyor ama oyunlaştırarak, hatta kurgulaştırarak, tümünün üstesinden geliyor.

Yazan: Burcu Yılmaz

Çocuklara yaklaşmaktan yıllarca ürktüm. Bir çeşit psişik güçleri olduğunu, beni parmaklarında oynatabileceklerini, hatta içimi görebileceklerini falan düşündüm. Ta ki bir gün arkadaşımın üç yaşındaki çocuğuyla uzun uzun oyalanmam gerekene dek. Bu tarihi kesişme, kandırılmaya izin vermenin ve nihayetinde kandırmanın birleştirici, mucizevi gücünü gösterdi bana. Üç yaşındaki çocuk, annesine, kendine, yaptıklarına, yapmaya izinli olduklarına ilişkin şeyler uydurdu bana; ardından ben bir şeyler uydurdum ona. Sonunda hiç zarar görmediğim gibi o yemeğini yedi, ben resmimi yaptım ve anladım ki bildik yetişkin rolüyle veya rolleriyle, yaklaşamadığım ve bunun yerine ne koyacağımı bilemediğim için, bu küçük şeyler beni yıllarca ürkütmüş. Oysa oyun oynamak, “mış” gibi yapmak ve “mahsusçuktan olan” bu işin alametifarikası sayılabilirmiş. Bu Ayı Çocuk Bakamıyor’un dadısı Ayı Çoko da yapılması gerekenleri yedi haşarı yavruya bildirmiyor ama oyunlaştırarak, hatta kurgulaştırarak, tümünün üstesinden geliyor.

Tavşandeliği ailesinin yedi yavrusuna bakıcılık yapmak üzere gelen ve erkek olmasının (yani bence öyle) yerleşik cinsiyetçi kalıpları kırmada önemli olduğunu düşündüğüm Ayı Çoko, yavruların onu kandırmasına izin veriyor önce -belki de sahiden kanıyor, kim bilir. Yavrular aslında izinleri olmayan her şeyi izinli olduklarını söyleyerek yapıyor ve sonunda da ceremesini çekiyorlar bu üçkâğıtlarının. Suçu ise ilk olarak Bayan Tavşandeliği’nden duyduğumuz o önyargılı cümleyle, daima Ayı’ya atıyorlar: “Bu Ayı çocuk bakamıyor.” Yavrular nihayet kandırmaktan bitap düştüklerinde ve kendi sınırları içine çekildiklerindeyse
sıra Ayı’ya geliyor. Ayı’nınki ise onları oyuna, kurguya ve oyun içindeyken de yapılması gerekenlere kendiliğinden çeken bir kandırıkçılık. Bu noktada oyunun doğası ve mucizevi gücü beliriyor işte. Zira içinde bir yandan rıza, öte yandan da kurallar olan bir eylemden söz ediyoruz. Neticede yavrular, en başından beri yapmaları umulan şeyleri, oynarken yapıyorlar ve belki de oyunun doğasındaki taahhüt gereği, akşam olup da Bay ve Bayan Tavşandeliği eve döndüğünde Ayı onları ele vermiyor. Bu esnada arkadan bir ses fısıldıyor: “Bu ayı çocuk bakabiliyor.” Siz, karşınızdakinin parlak ayakkabıları olmasa da ön yargılı olmamaya bakın.

Bu Ayı Çocuk Bakamıyor
Ruth Quayle
Resimleyen: Alison Friend
Türkçeleştiren: Gökçe Yavaş
Yayıma Hazırlayan: Hülya Şat
Altın Kitaplar, 36 sayfa

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Show More

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.