İyi Kitap

Çocuk ve Gençlik Kitapları Dergisi

Şu büyümek dedikleri…

“Dünya önyargılarla dolu. Yaşam katılaşmış ve kurumsallaşmış yargılarla, fikirlerle raydan çıkarılmış vaziyette. İşte bu yüzden tiyatro yapıyoruz…”

Yazan: Deniz Poyraz

Kısa (özgün ismiyle Short), Holly Goldberg Sloan’ın dilimize çevrilen en son romanı. New York Times çoksatanlar listesine giren, çeşitli dillere çevrilen ve Türkiye’de de beğeni toplayan Mucizeleri Saymak kitabının yazarı Sloan, aldığı edebiyat ödüllerinin yanı sıra Disney için de pek çok senaryoya imza atmış. Yazar bu kez kısa boylu olduğu için üzülen fakat “uzun boylu” hayallerin peşinde koşmaktan bir an bile geri durmayan bir kız çocuğunun, Julia’nın hikâyesiyle okurunun karşısında. Anıl Ceren Altunkanat çevirisiyle yayımlanan eser, Domingo Yayınları etiketini taşıyor.

Anlatıcı-kahramanımız Julia, orta sınıf ve oldukça sıradan bir Amerikan ailesine mensup. Kemikleri, kronolojik yaşından biraz daha yavaş gelişiyor. Bir tür büyüme geriliği… Bu duruma biraz üzülüyor Julia. Bedeniyle ilgili bu soruna bir de yakın zamanda çok sevdiği köpeğini kaybetmiş olmasının hüznü de eklenince, pek de parlak olmayan bir yaz tatili bekliyor onu. Neyse ki -biraz da annesinin ısrarı nedeniyle- küçük kardeşiyle birlikte bir tiyatro oyununun seçmelerine katılıyor. Hiç beklemediği bir şekilde seçiliyor da oyuna. İyi yanı, vakit geçirecek bir uğraşı olması. Kötü tarafıysa, provalar haftalar sürecek ve gösteriler neredeyse tüm yaz tatilini kapsayacak… Julia’nın bir parçası olacağı oyun, bir klasik. Bundan yüz yirmi yıl önce yazılan ve etkisi günümüze dek sürmüş olan meşhur hikâye, Oz Büyücüsü.

İngilizce adıyla The Wonderful Wizard of Oz, L. Frank Baum tarafından yazılıp W. W. Denslow tarafından resimlendirilen bir çocuk romanı aslında. Feminist teoriye göndermeler yaptığı düşünülen, pek çok siyasi hiciv barındırdığı iddia edilen ve başta dinlere/mitlere yönelik alegoriler de dâhil olmak üzere pek çok okumaya açık, artık evrensel bir nitelik kazanmış, klasikleşmiş bir roman. Bilindiği üzere, Oz Büyücüsü yıllar içerisinde defalarca tiyatroya, radyoya ve televizyona aktarılmış. Müzikallere konu olmuş. Filmini ise bugünün yetişkinleri için bir çocukluk hatırası sayabiliriz. Kötü cadı, süslü aslan, Dorothy ve Glinda da dâhil olmak üzere hemen her karakteri yıllar içerisinde ikonik birer kimlik kazanmış durumda. Oz Büyücüsü kimileri için renkli bir masal, kimileri içinse ürpertici bir hikâye…

Neticede kasabada, oyunun bir parçası olan “Munchkin” leri canlandırmaya yetecek kadar “küçük yetişkin” bulunmadığından, yönetmen bu açığı çocuklarla kapatmaya karar veriyor. Bunun bir sonucu olarak, kahramanımız Julia da üniversite tiyatrosunun sergilediği bu oyunda kendine kolayca yer bulabiliyor.

Başta gönülsüzce katıldığı çalışmalar, zamanla keyifli bir hâl alıyor. Provalara gide gele yeni insanlarla tanışıyor Julia. Onların hikâyelerini dinliyor, içlerinden bazılarıyla derin dostluklar kuruyor. Katıldığı tiyatro topluluğu sayesinde kabuğunu kırmaya başlıyor. İnsanlarla daha rahat iletişim kuruyor. Komşuları Bayan Chang da bunlardan biri. Chang, yetmiş altı yaşında bir kadın. Yaşam dolu, son derece ilginç biri. Uzun yıllar terzilikle uğraşmış. Bir ara balerinmiş. Londra’da kareografmış. New York’ta giysi tasarımcısı ve en sonunda Los Angeles’ta görsel efekt işleri yapmış. Oz Büyücüsü’nde oynayacağını öğrenince de Julia’ya bir sürpriz yapıyor ve gösteride giymesi için ona bir çift pabuç dikiyor. Julia’dan isteği ise gösteride maymunlardan birini canlandırmak, böylece gösterinin bir parçası olmak. Julia şaşkın, bu teklifi yönetmenle konuşacağını söylüyor. Ama, insanın ayaklarının yerden kesilip havada uçması için bir yaş sınırı olması gerekmez mi? Peki ya böyle düşünmek ayrımcılığa girmez mi?

“İnsanlar bana bakıyor, bir kadından veya beyaz olmayan birinden önce kısa birini görüyorlar…” Kendi yaşadıklarından da yola çıkarak, önyargıların berbat bir şey olduğunu düşünüyor Julia. Bayan Chang’e seçmeye katılma şansı verilmesi gerektiğine inanıyor. Öte yandan, maymun kostümü giymiş Chang’in ihtiyar bedenini halatlara bağlı hâlde havada süzülürken hayal etmek tuhaf geliyor ona. Bu gelgitler aklını oyalasa da yetmiş altı yaşında bir kadınını uçan maymun rolüne talip olduğunu, yönetmeni Shawn Barr’a ve oyuncu kadrosuna açıklamak zorunda.

Malum, dünya ön yargılarla dolu. Hayatın her safhası, katılaşmış ve kurumsallaşmış yargılar ve fikirlerle raydan çıkmış vaziyette. İşte bu yüzden tiyatro yapıyoruz, diyor Shawn Barr, derdimiz bu, insanlardan kendilerine ve diğerlerine başka bir açıdan bakmalarını istiyoruz. Shawn Barr’a göre şairler, ressamlar ve oyuncular bizden ne gördüğümüzü ne hissettiğimizi ve ne duyduğumuzu incelememizi istiyorlar. Ayrımcılığı ve önyargıları anlıyorlar. Hatta belki de sanat yapmalarındaki itici güç de budur…

Kitap biterken, okur, sanatın yalnızca el işi kâğıdı alıp dört şekil ve üç renk kullanarak resim yapmaktan ibaret olmadığını fark ediyor. Sanat insanların dünyayı ve yaşamlarını farklı bir şekilde görmelerini sağlamaya çalışmaksa, Julia ve ekibinin sergiledikleri oyun da bu kaideyi harfiyen yerine getirmeli. O yaz, hem biyolojik hem de kronolojik yaşından hızlı büyüyor Julia. Boyu değilse de içi büyüyor, kocaman oluyor. Belki de yetişkinlerin “büyümek” dedikleri şey gerçekte budur, kim bilir?
İyi okumalar.

Kısa
Holly Goldberg Sloan
Türkçeleştiren: Anıl Ceren
Altunkanat
Editör: Seda Kostik
Çağla Vera Kılıçarslan
Domingo Yayınları, 304 sayfa

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Show More

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.