İyi Kitap

Çocuk ve Gençlik Kitapları Dergisi

Seyahatin türlü biçimleri: Uzayda ışık hızında ve kendi içinde usulca

Jamie Drake Denklemi, bilimsel evreninin harcını duygusal bağlarla ve büyümenin getirdiği dinamik, çelişkili, heyecanlı ve çatışmalı ruh hâlleriyle karıyor. Metin, eldeki bu zengin harçla, kozmik maceralara ve büyüme hikâyelerine ilgi duyan okurları aynı anda yakalıyor.

Yazan: Itır Yıldız

Jamie aslında kendini şanslı saymalı çünkü babası astronot. Ve kabul etmek gerekir ki astronot bir babanızın olması, “uzayda tuvalet nasıl yapılır?” sorusunun yanıtından çok daha fazlasını ilk ağızdan öğrenmenizi sağlar. Jamie, tüm bunların farkında, hatta babasıyla gurur duyuyor, ondan öğrendiği tonlarca bilgi var; ayrıca onunla vakit geçirmekten, lego yapmaktan büyük keyif alıyor. Sadece uzun uzay görevleri sırasında onu çok özlüyor. Bu özleme bir de büyüme sancıları, ailevi sorunlar ve cep telefonunu ele geçiren uzaylı eklenince hayatı zorlu bir matematik problemine dönüşüyor. Ama belki de yaşadığı tüm güçlükler, babasının uzayda karşılaştığı sorunu çözmesinde kendisine yardımcı olacaktır, kim bilir? Uzay macerasının esas kahramanının denklemlerle arası pek iyi olmayabilir ama yıldızlara ilgisi, tükenmeyen merakı ve kocaman bir kalbi var.

Çocuklar için yazdığı sürükleyici bilimkurgu kitaplarıyla bilinen yazar Christopher Edge, Bilgi Yayınları tarafından yayımlanan, çevirisini Ceren Ceylan’ın üstlendiği Jamie Drake Denklemi’nde, hikâyenin aynı zamanda anlatıcısı olan ana karakteri Jamie aracılığıyla okuru, hem yıldızlarda hem karakterin iç dünyasında gezdiriyor. Babasının mesleğine ilgi duyan ve onun anlattıklarını sünger gibi emen akıllı bir çocuk olarak Jamie, başına gelenleri anlatırken yıldız takımları, yıldızlararası seyahat, yerçekimi, uzay istasyonu, nanoteknoloji, fırlatma rampası gibi konu ve kavramlara başvurmayı seviyor. Yalnızca bildiklerini değil hissettiklerini paylaşma konusunda da cömert olması bizi kendisine yakınlaştırdığı gibi hikâyenin sonunda kalkıştığı çılgın mı çılgın maceranın nedenini daha iyi kavramamızı sağlıyor.

SIRADIŞI BİR GÖREV, BÜYÜME HÂLLERİ, ÇARPICI KARŞILAŞMALAR VE KAÇINILMAZ SORU: “EVRENDE YALNIZ MIYIZ?”
Hikâye, Jamie’nin babası Dan Drake’in Dünya’nın yörüngesindeki Uluslararası Uzay İstasyonu’na gitmesiyle başlıyor. Uzaylı yaşamını araştırmak için insan ırkının yıldızlara gitmek üzere planladığı bu ilk görev, bir uzay yürüyüşünü ve kâğıttan bile hafif nano- uzay araçlarını beş gezegenli bir yörüngeye sahip olan Tau Ceti yıldızına göndermeyi kapsıyor. Dan’in uzaydaki göreviyle eşzamanlı olarak Jamie’nin okul müfredatında “Uzay Haftası” var. Altıncı sınıfa giden Jamie, babasının göreviyle ilgili ciddi, eğitsel şeyler yapabildiklerini söylüyor. Öğretmen, babasının uzaylı yaşamı araştırmasına dair videoyu izletirken, çocuklardan Tau Ceti’nin yörüngesindeki gezegenleri hayal etmelerini, bir uzaylı yaratmalarını, bu arada matematiği de ihmal etmeyerek denklem çalışmalarını istiyor.

Jamie’nin uçuk kaçık “uzaylı gündemi”, anne, küçük kız kardeş Charlie ve bir zamanlar rock grubunda çalan gürültücü bir büyükbabadan ibaret aile hayatıyla ve mahremiyete dair sorunlarla sarmalanıyor. Babasının işi dolayısıyla sürekli şehir değiştirdiklerinden bahseden ve kendilerine ait bir evlerinin olmamasından yakınan Jamie, hem kaçış dürtüsü hem de merakla, babasının anlattığı yerel gözlemevine yolunu düşürüyor. İşte hikâyenin düğümü tam da terk edilmiş gibi görünen bu gözlemevinde tanıştığı gizemli kişi ve telefonuna gelen tuhaf sinyalle atılıyor.

BİLİMKURGU İLERLEDİKÇE DERİNLEŞEN KATMANLAR: BAĞLAR
Jamie Drake Denklemi, gerçek bilgiyi de kapsayan kurmaca unsurlarıyla yol alırken, Jamie’nin babasıyla ve hatta dünya dışı bir varlıkla kurduğu bağı merkeze yerleştiriyor. Eh, ne de olsa Jamie, ketum bir anlatıcı değil. Bize anlatılan, sevgi dolu, karşılıklı ilgi ve özeni elden bırakmayan, öğretici sohbetler ve eğlenceli oyunlara açılan bir baba-oğul ilişkisi olmasına rağmen tıpkı uzaydaki gibi burada da işlerin sarpa sarması an meselesi, ancak tehlikeli sularda yüzerken sığınacak tek bir yer var: yalnızca sevgiye itimat edenlerin, cesaret ve inançtan beslenenlerin kabul edildiği bir liman. Yazar, yoğunluğu ve hikâyenin bütünlüğünü elden bırakmadan birtakım klişelere göz kırparak, bilimsel evreninin harcını duygusal bağlarla ve büyümenin, değişmenin getirdiği dinamik, çelişkili, heyecanlı ve çatışmalı ruh hâlleriyle karıyor. Metin, eldeki bu zengin harçla, bilimkurgu romanlarına ilgi duymayan ama büyüme hikâyelerini seven okurları da yakalıyor.

Kitabın başında babasını güneş sistemindeki yıldıza benzeten Jamie, kitabın sonunda babasını kurtarmak için yaşadığı tecrübeden sonra “artık biliyorum ki ışık hepimizin içinde parlıyor,” diyor. Bir anlamda Jamie’nin çocukluktan gençliğe geçişine ayna tutan yolculuğun sonunda bir zamanlar kendi hayatının merkezi bellediği babasının bu imajı biraz yıkılıyor, ama yaşanan güçlükler sonunda kendi ışığını ve potansiyelini fark etmesine ve hayal kırıklıklarının üstesinden gelmesine yardımcı oluyor.

Christopher Edge, kitabın sonundaki “teşekkürler” kısmında belirttiği gibi, astronomi ile ilgili konularda uzmanlardan yardım almış; hikâyenin inşasını bilimsel verilere dayandırmış ama hem kurmacada komik ayrıntıları atlamamış hem de diyaloglarda esprili üslubu elden bırakmamış. Uzaylıyla Jamie arasında geçen sahneler ise kozmik maceralara ilgi duyan küçük-büyük herkesin merakını daha da katlayacak, yeni okumalara ya da araştırmalara teşvik edecek türden. 2018’de İngiltere’nin en önemli edebiyat ödüllerinden Carnegie Medal’a aday gösterilen kitabın kapağındaki ve iç sayfalarındaki çizimler Matt Saunders imzasını taşıyor.

Jamie Drake Denklemi
Christopher Edge
Türkçeleştiren: Ceren Ceylan
Çeviri Editörü: Yasemin Yener
Editör: Biray Üstüner
Bilgi Yayınları, 192 sayfa

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Show More

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.