İyi Kitap

Çocuk ve Gençlik Kitapları Dergisi

Dostluğun tohumlarını cebinde taşıyanlar

Kırılgan Şeylerin Bilimi, akıcı ve neşeli anlatımıyla ve çizdiği sahici atmosferle okurda yer ediyor. Neresi olduğu fark etmeksizin, bulduğu her yere sahip olduğu mutluluktan eken çocukların romanı. Dostluğun tohumlarını cebinde taşıyanların, merak edenlerin ve korkusuzca soru soranların bir de…

Yazan: Deniz Poyraz

Yazar Tae Keller, Honolulu’da büyümüş; edebi yaşantısına dair ilk verimlerini burada üretmiş. Sonrasında, yayıncılık sektöründe çalışmak üzere New York’a taşınmış. Son kitabı When You Trap a Tiger ile 2021 Newbery Ödülü’nü kazanmış. Kırılgan Şeylerin Bilimi ise yazarın Türkçeye çevrilen ilk kitabı. (Çev.: Cenk Pomay, Domingo Yayınları).
Kırılgan Şeylerin Bilimi’nde okuduğumuz, anlatıcı kahramanımız Natalie’nin tuttuğu bir günlük aslında. Günlüğüne düştüğü notlara, çizdiği tasarılara ve projelere bakılırsa Natalie bilgiç bir çocuk. Mutlu sayılacak bir yaşamı, anne ve babadan mütevellit küçük bir ailesi ve dostları var. Ancak günün birinde annesi işten çıkarılıyor ve depresyona giriyor. Sonrasında, hayatlarında hiçbir şey eskisi gibi olmuyor.
Natalie, bu durumu düzeltmek adına çareler aramaya koyulur. En güzel seçenekse fen öğretmeni Bay Neely’den gelir. Öğretmen yumurta atma yarışmasına katılmasını önerince Natalie, bunun tüm sorunları için mükemmel bir çözüm olacağını düşünür. Yakın arkadaşları Twig ve Dari ile takım olup ödülü kazanırlarsa, annesini mucizevi Kobalt Mavisi Orkideleri görmeye götürebilecektir.
İşin aslı şu ki, Natalie’nin annesi bir bitki bilimci. Yani “hasta” olmadan önce mesleği buydu. Lancester Üniversitesi’ndeki bir laboratuvarda bir sürü bilimsel şey yapar, sürekli bitkilerden, cinslerden ve türlerden söz ederdi. On sene önce yazdığı; fakat şimdi pek yüzüne bakmadığı bir kitabı da var: “Mucize Nasıl Yetiştirilir?” Kitabın açık ara en uzun kısmı ise “Kobalt Mavisi Orkide: Gizemin ve Mucizelerin Çiçeği.”
Daha birkaç gün öncesine kadar mutlu bir kadındı Natalie’nin annesi. Üniversite laboratuvarındaki işini, orkideler üzerine yaptığı araştırmayı, çığır açabilecek olası buluşları anlatıyor, gülümsüyordu. İşler yolundaydı yani… Bir süre sonra her şey kötüye gitmeye başladı ve Bayan Menzer, Natalie’nin annesini işten kovdu. Menzer, Natalie’nin yakın arkadaşı olan Mikayla’nın da annesi. Bu ilişki yumağı, her şeyi daha da karmaşıklaştırmakta Natalie adına. Fakat sonuçta annesi işe gidemiyor ve günbegün karanlığın içine doğru çekiliyor.
Natalie, annesinin bu “yeni normal”ine alışmaya çalışsa da içi içini kemirmeye başlıyor bir süre sonra. Çünkü aşina olduğu o ilgi ve sevecenliği yitirdiğini düşünüyor -ki haklı da! Annesiyle hayattaki ilk anılarını, birlikte seradayken, minik bitki ailesini yetiştirdikleri, her tohumu doğru oranda sulamaya ve gübrelemeye çalışarak geçirdikleri zamanlar olarak hatırlıyor. Birkaç ay öncesine kadar rengârenk açmış yaşam dolu çiçekler artık solgun Natalie için.
Yine de depresyon çirkin bir sözcük değildir. Depresyon, dünyadaki en yaygın ruhsal bozukluklardan biridir ve bunda utanılacak bir şey yoktur. Eğer siz veya sevdiğiniz biri depresyona ya da başka bir ruhsal hastalığa karşı mücadele veriyorsa bilin ki yalnız değilsiniz! Bilin ki size yardımı dokunacak pek çok insan var!
“Bu böyle gitmez!” diyor Natalie, yumurta fırlatma yarışmasının afişine bakarken: “Annemi yalnız bırakmayacağım. Para ödülünü kazanacağım ve uçağa atlayıp New Mexico’ya gideceğiz. O sihirli mavi orkidelerden birini alacağız, annemle onu araştıracağız ve her şey normale dönecek! Her şey mükemmel olacak!”
Öğretmen Bay Neely, merak projesi için Natalie’nin “yumurta yarışmasını” seçtiğini öğrenince mutluluktan havalara uçuyor. Twig’i ve sonrasında Dari’yi de Natalie’yle aynı takıma koyup, yaşama bakışları bambaşka olan bu çocuklardan özgün bir şeyler çıkacağını umuyor. Böylece bilimin, hüznü ve dostluğu sarmaladığı dokunaklı macera başlıyor.
Ancak ruha en iyi tedavi dostluk ve Natalie de dostları konusunda şanslı bir çocuk. Dari biraz “inek” ama onu çok seviyor. Twig’se dönemin tam ortasında sınıfa gelen bir öğrenci. Herkes sinemadalarmış gibi çıt çıkarmadan Twig’i izlerken, o, Natalie ve Mikayla’nın yanına gelip, “Sizinle arkadaş olacağız,” diyor. Fazla söze gerek olmuyor sonra, dostane hislerin o zengin lügati kendi kendine açılıveriyor ortaya. Geriye, doğanın gizem dolu yasalarını ve yaşamın mucizevi çarklarını döndüren tüm o kuvveti keşfetmek kalıyor…
Natalie’nin annesinin kitabında “Sözcüklere Dair” diye bir not var, bir paragraf uzunluğunda. Tüm o şaşaalı bilimsel sözcüklerden, o pek mühim terimlerden bahsediyor ve kitaptaki dipnotların gerekçelerini açıklıyor. Sözcüklerin manasını bilmenin, onları anlamanın ne kadar önemli olduğunu anlatıyor; çünkü bir kez bildin mi artık üstünde hak iddia edebilirsin –bildiğin şey artık senindir ve bir parçan hâline gelir. Ancak onları tekrarlamazsan, onlara sımsıkı tutunup zihninde defalarca, defalarca geçirmezsen bir gün unutursun ve o zaman sonsuza dek kaybolurlar…
Kırılgan Şeylerin Bilimi, akıcı ve neşeli anlatımıyla ve çizdiği sahici atmosferle okurda yer ediyor. Neresi olduğu fark etmeksizin, bulduğu her yere sahip olduğu mutluluktan eken çocukların romanı. Dostluğun tohumlarını cebinde taşıyanların, merak edenlerin ve korkusuzca soru soranların bir de. Çünkü bilim sorular sormak, yaşam ise yanıtlardan korkmamaktır!
İyi okumalar…

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Kırılgan Şeylerin Bilimi
Tae Keller
Türkçeleştiren: Cenk Pamay
Editör: Ayşegül Çetin
Domingo Yayınları, 304 sayfa

 

Show More

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.